Gurbetçiyi keserle öldüren sanığa ağırlaştırılmış müebbet talebi - Karabük Haber Postası
gurbetciyi keserle olduren saniga agirlastirilmis muebbet talebi Qxp7FGxn jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
26 Eylül, 2024 04:30 tarihinde yayınlandı
0
0

Gurbetçiyi keserle öldüren sanığa ağırlaştırılmış müebbet talebi

Zonguldak’ta iki yıl önce gurbetçi komşusu 78 yaşındaki Ali Genç’i keserle vurarak öldürme suçlamasıyla tutuklu yargılanan 28 yaşındaki sanık Fikret Canbaz ve azmettirici olduğu iddia edilen O.K. hakkında Cumhuriyet Savcılığı mütalaasını mahkeme heyetine sundu. Sanık Canbaz için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi.

Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanık Fikret Canbaz, Ali Genç’in oğlu ve taraf avukatları son duruşmada salonda hazır bulundu. İki yıl önce 4 Temmuz günü Çaycuma ilçesine bağlı Temenler köyünde yaşanan cinayette, gurbetçi Ali Genç (78) Almanya’dan izne gelen torunu E.P. tarafından ölü olarak bulundu. Başına sert bir cisimle vurularak öldürüldüğü belirlenen Genç’in torunu E.P. tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Ancak soruşturmanın derinleştirilmesinin ardından evde bulunan bir çift ayakkabının sahibinin tespiti ile evden birtakım kıyafetlerin alındığın belirlendi. Güvenlik kameralarını inceleyen jandarma ekipleri, olayın şüphelisinin Fikret Canbaz olduğunu tespit etti. Canbaz’ın evde bulduğu ayakkabıları giyerek kendi ayakkabılarını da evde bıraktığı ortaya çıktı. Bu süreçte Ali Genç’in torunu E.P. serbest bırakılırken olayın faili Fikret Canbaz tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Canbaz’ın yanı sıra azmettirici olduğu iddia edilen O.K. hakkında Cumhuriyet Savcılığı tarafından mütalaa sunuldu. Canbaz’ın ‘canavarca hisle tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ‘nitelikli hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme’ suçundan 15 yıla kadar hapsi istendi. Duruşmada başka suçtan bulunan O.K. yer almazken, sanık avukatı haksız hükümleriyle birlikte Canbaz’ın lehine olan hususların uygulanmasını isteyerek makul tutukluluk süresi aşıldığı için tahliyesini talep etti.

Mütalaasını sunan Cumhuriyet Savcısı, O.K.’nın beraatını, Canbaz&ın ise ‘canavarca hisle tasarlayarak öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, ‘nitelikli hırsızlık, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığının ihlali’ suçlarından 15 yıla kadar hapis ile cezalandırılmasını talep etti. Sanık Canbaz da “Yaptığım için çok pişmanım. Keşke böyle olmasaydı” dedi.

Duruşma Canbaz’ın tutukluluk halinin devam edilmesiyle ileri tarihe ertelendi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay