Zonguldak’ta iki yıl önce gurbetçi komşusu 78 yaşındaki Ali Genç’i keserle vurarak öldürme suçlamasıyla tutuklu yargılanan 28 yaşındaki sanık Fikret Canbaz ve azmettirici olduğu iddia edilen O.K. hakkında Cumhuriyet Savcılığı mütalaasını mahkeme heyetine sundu. Sanık Canbaz için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi.
Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanık Fikret Canbaz, Ali Genç’in oğlu ve taraf avukatları son duruşmada salonda hazır bulundu. İki yıl önce 4 Temmuz günü Çaycuma ilçesine bağlı Temenler köyünde yaşanan cinayette, gurbetçi Ali Genç (78) Almanya’dan izne gelen torunu E.P. tarafından ölü olarak bulundu. Başına sert bir cisimle vurularak öldürüldüğü belirlenen Genç’in torunu E.P. tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Ancak soruşturmanın derinleştirilmesinin ardından evde bulunan bir çift ayakkabının sahibinin tespiti ile evden birtakım kıyafetlerin alındığın belirlendi. Güvenlik kameralarını inceleyen jandarma ekipleri, olayın şüphelisinin Fikret Canbaz olduğunu tespit etti. Canbaz’ın evde bulduğu ayakkabıları giyerek kendi ayakkabılarını da evde bıraktığı ortaya çıktı. Bu süreçte Ali Genç’in torunu E.P. serbest bırakılırken olayın faili Fikret Canbaz tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Canbaz’ın yanı sıra azmettirici olduğu iddia edilen O.K. hakkında Cumhuriyet Savcılığı tarafından mütalaa sunuldu. Canbaz’ın ‘canavarca hisle tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ‘nitelikli hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme’ suçundan 15 yıla kadar hapsi istendi. Duruşmada başka suçtan bulunan O.K. yer almazken, sanık avukatı haksız hükümleriyle birlikte Canbaz’ın lehine olan hususların uygulanmasını isteyerek makul tutukluluk süresi aşıldığı için tahliyesini talep etti.
Mütalaasını sunan Cumhuriyet Savcısı, O.K.’nın beraatını, Canbaz&ın ise ‘canavarca hisle tasarlayarak öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, ‘nitelikli hırsızlık, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığının ihlali’ suçlarından 15 yıla kadar hapis ile cezalandırılmasını talep etti. Sanık Canbaz da “Yaptığım için çok pişmanım. Keşke böyle olmasaydı” dedi.
Duruşma Canbaz’ın tutukluluk halinin devam edilmesiyle ileri tarihe ertelendi.


Gurbetçiyi keserle öldüren sanığa ağırlaştırılmış müebbet talebi
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

