Güneşin yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmak ve solaryum cilt kanseri riskini artırıyor - Karabük Haber Postası
gunesin yogun oldugu saatlerde disari cikmak ve solaryum cilt kanseri riskini artiriyor MDVPL6L8
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
04 Nisan, 2025 12:45 tarihinde yayınlandı
0
0

Güneşin yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmak ve solaryum cilt kanseri riskini artırıyor

Dermatoloji Uzmanı Dr. Enkhjargal (Egi) Losol, cilt kanserinden korunmak için güneşin ağır olduğu saatlerde dışarı çıkılmamasının ve solaryumdan uzak durulması gerektiğini söyledi.

VM Medical Park Samsun Hastanesi Dermatoloji (Cildiye) Uzmanı Dr. Enkhjargal (Egi) Losol, bazal hücreli karsinom (BHK) hakkında bilgilendirmede bulundu. Uzm. Dr. Losol, “Ciltte en sık rastlanan kanser cinsidir. Bu kanser tipi, ciltteki eskimiş hücrelerin yerini alacak yeni hücreleri üreten bazal hücre katmanının kanserleşmesi sonucu ortaya çıkar. Ekseriyetle birinci belirtisi, ciltte hafif şeffaf bir kabarıklık olarak gözlemlenir ve ekseriyâ baş, boyun, kulak ve ense üzere güneşe maruz kalan bölgelerde gelişir. Bazal hücreli karsinom, uzun vadeli ultraviyole (UV) ışınlarına maruz kalmak, denetimsiz güneş yanıkları ya da solaryum kullanımı sonucu gelişir. Güneşten korunmak ve uygun bir güneş kollayıcı krem kullanmak, bu kanser cinsinden korunmaya yardımcı olabilir” dedi.

“Güneşte uzun kalma ce solaryum, cilt kanseri riskini artırıyor”

BHK’nın, çoklukla güneşe maruz kalan bölgelerde ortaya çıkmakla birlikte nadiren gölgede kalan bölgelerde de gelişebileceğini belirten Uzm. Dr. Losol, “En yaygın belirtiler yüzde oluşan ince damarlanmalı, inci beyazı, pembe ya da şeffaf bir şişlik olarak karşımıza çıkar. Daha koyu cilt rengine sahip bireylerde bu lezyonlar ekseriyetle daha koyu renkte olabilir. Şeffaf olmasına karşın kabarık kenarları, pulsu ve kırmızı alanlarıyla dikkat çeken lezyonlarda kahverengi, siyah ya da mavi renge çalan koyu noktaların bulunması da risk taşır. Yeni ortaya çıkan ya da güzelleşmeyen yaraların kesinlikle bir dermatolog tarafından kıymetlendirilmesi gerekir. Güneşe uzun mühlet maruz kalma, solaryum kullanımı, önemli güneş yanıkları, açık deri rengi, renkli gözler, ailede deri kanseri geçmişi ve bağışıklığı baskılayan hastalıklar üzere faktörler riski artırır” diye konuştu.

Korunma yolları, teşhis ve tedavi

Hastalığın tedavi edildikten sonra dahi sıkça tekrarlayabildiğini lisana getiren Uzm. Dr. Losol, “Bu durum, bireyin diğer deri kanserlerine yakalanma riskini de artırıyor. Tedavi edilmediği durumlarda nadiren de olsa başka organlara yayılma riski bulunur. Bu nedenle tedavi sonrası nizamlı dermatolog muayenesi değer taşıyor. Güneşin ağır olduğu saatlerde dışarı çıkmamak, en az 30 SPF’lik güneş koruyucular kullanmak ve bu koruyucuları 2-3 saatte bir yenilemek korunmada tesirli adımlar olarak gösterilir. Ayrıyeten, solaryumdan uzak durmak ve ciltteki değişiklikleri tertipli olarak denetim etmek büyük değer taşır. Tedavide ise kanserli dokunun büsbütün çıkarılması amaçlanır. Cerrahi yollar, kriyoterapi, elektrokoter, radyoterapi, kemoterapi ya da lokalize krem tedavisi üzere alternatifler kullanılır. Tedavi seçenekleri, kanserin cinsine ve evresine bağlı olarak değişiklik gösterebilir” halinde konuştu.

Tedavi sonrası hastaların yüzde 33’ünde birinci yılda, yüzde 50’sinde ikinci yılda ve yüzde 66’sında üçüncü yılda nüks gözlemlenebildiğini söyleyen Losol, “Bu yüzden birinci 5 yıl boyunca 6 aylık aralıklarla denetim önerilir. Sıhhatinizi korumak için erken teşhis ve nizamlı denetimlerin kıymetini unutmayın. Güneşe karşı alınacak kolay tedbirlerle bazal hücreli karsinomdan korunabilirsiniz” tabirlerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
222222222
Mustafa Akgün Avatarı
Mustafa Akgün tarafından
20 Nisan, 2026 09:30 tarihinde yayınlandı /Güncelleme: 19.04.2026 14:51
0
0

KARABÜK 2037 VİZYONU RAPORU MASADA MI KALDI?

Karabük Kent Vizyonu 2037 Raporunda hedefler belirlenirken, bunun ne kadarının hayata geçtiği ne kadarının geçmediği merak ediliyor

Karabük Ticaret ve Sanayi Odası (KTSO) ev sahipliğinde, Başkan Fatih Çapraz’ın öncülüğünde 5-6 Haziran 2024 tarihlerinde düzenlenen “Karabük Kent Vizyonu 2037 Çalıştayı” sonrasında hazırlanan rapor, kentin geleceğine ışık tutacak önemli stratejiler ortaya koymuştu. Raporda; Karabük’ün sosyal, ekonomik, kültürel, eğitim, çevre, kentleşme, sağlık, ulaşım ve turizm alanlarında kalkınmasını sağlayacak yol haritası detaylı şekilde belirlenmişti. Ancak aradan geçen sürede, belirlenen hedeflerin ne kadarının hayata geçirildiği sorusu gündeme geldi.

TANITIM VURGUSU DİKKAT ÇEKMİŞTİ

Raporda öne çıkan başlıklardan biri de tanıtım ve markalaşma konusuydu. “Tanıtımdan pazarlamaya tüm süreçler bütün paydaşlar tarafından internet ve sosyal ağlar ortamlarında paylaşılmalıdır. Karabük’e ait markalar oluşturulmalıdır. Markalaşma, kent kimliğini güçlendiren temel unsurlardan biridir” ifadelerine yer verilmişti.

Bu yaklaşım, Karabük’ün sahip olduğu potansiyelin daha geniş kitlelere ulaştırılması açısından kritik bir unsur olarak değerlendirilmişti. Nitekim şehir; huzur ve güven ortamı, sanayi altyapısı ve eğitim olanaklarıyla hem yatırımcılar hem de öğrenciler için cazip bir merkez olabilecek özellikler taşıyor.

Cumhuriyetin kuruluş sürecinde önemli bir rol üstlenen Karabük, 13 haneli bir yerleşimden güçlü bir sanayi kentine dönüşerek Türkiye’nin kalkınma hamlesinde özel bir yer edindi. “Demir-çeliğin başkenti” olarak anılan Karabük, yerli ve milli ağır sanayinin temellerinin atıldığı merkezlerden biri olma özelliğini taşıyor. Ancak tüm bu güçlü geçmişe rağmen, Karabük’ün ülke genelindeki bilinirliğinin istenilen seviyede olmadığı yönünde eleştiriler bulunuyor. Yapılan gözlemler, birçok kişinin Karabük’ün coğrafi konumunu dahi tam olarak bilmediğini ortaya koyuyor.

TANITIMIN SORUMLULUĞU KİME AİT?

Bu noktada en önemli sorulardan biri de tanıtım faaliyetlerinin kim tarafından yürütüleceği. Valilik, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, sanayi kuruluşları ve vatandaşların bu süreçteki rolü tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Bir çok kesim tarafından etkili bir tanıtım ve markalaşma sürecinin ancak tüm paydaşların ortak hareket etmesiyle mümkün olabileceğine işaret ederken, aksi halde, bireysel çabaların sınırlı kalacağı ve kentin potansiyelinin yeterince değerlendirilemeyeceği ifade ediliyor.

Karabük Kent Vizyonu 2037 Raporu’nun ortaya koyduğu hedeflerin ne ölçüde uygulandığı, sorunlara yönelik çözüm önerilerinin ne kadarının hayata geçirildiği henüz netlik kazanmış değil.

Kentin güçlü sanayi geçmişine rağmen, tanıtım ve markalaşma alanında beklenen ilerlemenin sağlanamaması, “Karabük vizyonu kağıt üzerinde mi kaldı?” sorusunu beraberinde getiriyor.

Yetkililerin ve tüm paydaşların, raporda belirlenen hedefler doğrultusunda daha somut adımlar atması gerektiği ifade ediliyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin