Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
22 Kasım, 2019 06:42 tarihinde yayınlandı
0

Güneş: “Hedefimiz yıllık 5 milyon TL’ye yükselmektir”

AK Parti Milletvekili  Niyazi Güneş, milletvekillerini safran tarlalarına davet etti
AK Parti Karabük Milletvekili Niyazi Güneş TBMM Genel Kurulu’nda Safran ile ilgili gündem dışı söz alarak, “Safran tarımı yöre ekonomisine yıllık 1 milyon TL civarında katkı sağlamaktadır. Hedefimiz, önümüzdeki yıllarda bu rakamın 5 milyon TL’ye yükseltilmesidir” dedi.
Son yıllarda üretiminin artması ve turizmcilerin de dikkatini çekmesiyle Safranbolu’da alternatif bir turizm cazibesi oluşan Safran TBMM Genel Kurulu’nda AK Parti Karabük Milletvekili Niyazi Güneş tarafından gündeme taşındı. Karabük Milletvekili Niyazi Güneş konuşmasının son bölümünde milletvekillerini önümüzde ki yılın Safran hasadına ve Safranbolu’ya davet ederek TBMM’de Safranbolu’nun tanıtımına katkı sağladı.
Türkiye’nin bitki çeşitliliği açısından dünyanın en zengin coğrafyalarından birisi olduğunu belirten Niyazi Güneş, Anadolu’daki endemik kültür birliklerinin en önemlilerinden birisinin de safran olduğunu söyledi.
Safran bitkisinin bilinen en eski kültür bitkilerinden olduğunu ifade eden Güneş, safran hakkında genel bilgiler vererek, “Anadolu coğrafyasında yüzyıllardır bilinen ve kullanılan bu güzide bitki, dünyanın en pahalı baharatıdır. Safran dışında gramla satılan başka bir bitki türü yoktur. Günümüz güncel bedelleriyle 1 gramı 30 TL olan safranın kilogram fiyatı 25-30 bin TL arasındadır. Özellikle gıda, boya, kozmetik ve ilaç sanayisinde kullanım alanı bulunan safranın ekonomik değerinin yüksek olması, safran sektörünün gelişimi ve geleceği için oldukça önemlidir. Safran üzerine yapılan araştırmaların da insan sağlığı tedavisinde gelecek vaad etmesi bu kıymetli bitkinin önemini daha da artırmaktadır” dedi.
“HEDEFİMİZ 5 MİLYON TL’YE YÜKSELMEKTİR”
Günümüzde safranın ülkede yoğun olarak sadece Safranbolu ilçesinde üretildiğini kaydeden Güneş, “2000’li yıllara kadar safranın üretilmesi ve tanıtılması konusunda başarılı olduğumuz söylenemez. 2000’li yılların başında sadece 1 köyümüzde üretimi yapılan safran, İl Tarım Müdürlüğümüzün gayretli çalışmalarıyla ve geliştirilen kalkınma projeleriyle bugün Yazıköy, Çıraklar, Kadıbükü, Gündoğan, Davutobası, Güney, Aşağıdana, Çiftlik ve Ovacuma olmak üzere 9 köyümüzde üretilir hâle gelmiştir. Bu gayretler sonucunda safran tarımı yöre ekonomisine yıllık 1 milyon TL civarında katkı sağlamaktadır. Hedefimiz, önümüzdeki yıllarda bu rakamın 5 milyon TL’ye yükseltilmesidir. Safran tarımının yöremizde daha da yaygınlaşması, üretiminin artması en büyük hedefimiz ve arzumuzdur. Artan üretim ve dünyayla rekabet sadece yöre ekonomisine değil, ülke ekonomisine de büyük katkı sağlayacaktır.” diye konuştu.
“SAFRAN TARIMI YÖREMİZ İÇİN ALTERNATİF BİR TURİZM DESTİNASYONU OLUŞTURMAKTADIR”
“Safran, tarımsal üretiminin yanı sıra turizm cazibesiyle de önemli bir ekonomik potansiyele sahiptir” diyen Güneş, şunları söyledi:
“Bu yılki safran ekiminin başlamasından hasadına kadar geçen kırk günlük sürede, aralarında Avrupa, Amerika, Orta Doğu ve Uzak Doğu ülkeleri olmak üzere yerli ve yabancı 80 bin turist, bu pahalı bitkinin nasıl yetiştirildiğini yerinde görebilmek için safran tarlalarını ziyaret etmişlerdir. Bu yönüyle de safran tarımı yöremiz için alternatif bir turizm destinasyonu oluşturmaktadır. Tur şirketlerinin nadide bitkinin üretimi ve hasadını tur programlarına almalarını buradan öneriyorum. Tabiatın yüzünün kışa döndüğü, doğada yaşayan tüm canlıların dinlenme dönemine girdiği günlerde çiçeklerini açan ve hasadı yapılan safranı tanımak ve üretimini desteklemek son derece önemli bir görevdir. Safran tarımının gelişmesi ve tanınması için öncelikle sağlıklı bir pazar yapısına kavuşmalı, coğrafi işaret hükümlerine titizlikle riayet edilmeli, üretimde devamlılığı sağlanmalı ve Bakanlıkça desteklenmesine devam edilerek safran hak ettiği konuma ulaştırılmalıdır.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin