Gümüşhane’nin coğrafi işaretli ürünü pestil, Dubai çikolatasıyla birleşerek e-ticaret dünyasında büyük bir başarıya imza attı. 2016’dan bu yana yöresel ürünlerin satışını yapan bir firma yeni ürünüyle talebe yetişmekte zorlanıyor.
2016 yılında Gümüşhane’nin yöresel tatlarını e-ticaret yoluyla Türkiye’ye ve dünyaya tanıtmak amacıyla kurulan firma pestili ve son dönemin popüler ürünü Dubai çikolatasını bir araya getirerek yepyeni bir lezzet oluşturdu.
Firma yetkilisi Mustafa Akbulut, yenilikçi ürünleriyle Gümüşhane’yi uluslararası pazarda daha görünür kılmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.
Akbulut, ar-ge çalışmaları sonucu dünyada talep patlaması yaşanan Dubai Çikolatasıyla Gümüşhane’nin dünyaca ünlü coğrafi işaret tescilli pestilini birleştirdiklerini belirterek, ürünün tanıtımı sonrası taleplerde patlama yaşandığını söyledi.
“Şu an taleplere yetişmeye çalışıyoruz”
Pestille yaptıkları muska ürününü çikolatayı sıvayarak değişik bir tat ortaya çıkardıklarını kaydeden Akbulut, “Duyurularımızdan sonra taleplerimizde patlama oldu. Şu an taleplere yetişmeye çalışıyoruz. Umarız gönderdiğimiz müşterilerden olumlu dönüşler sonucu satışlarımızı daha da yükseltiriz. Şu an Türkiye’de bir talep var Dubai Çikolatası büyük bir reklam yapmış, güzel satıyor. Her yere kendi ürünlerine uygun olarak bunu yapmaya çalışıyor. Biz de pestilimizle bunu birleştirdik. Pestilimize çikolatayı sıvayarak çalışmalarını yaptıktan sonra değişik bir tat ortaya çıkardık. Bir Dubai çikolatamız, bir de Gümüşhanemizin muska çikolatasını yaptık ve satışa sunduk. Çok güzel talepler ve dönüşler aldık. Devam ediyoruz satışına” dedi.
“Pestilimizle birlikte çikolatayı sunduk”
Dubai çikolatasının Türkiye’de talep edilen, kuyruğa girilen bir ürün olmasından hareketle böyle bir girişimde bulunduklarını kaydeden Akbulut, “Biz de bu ürüne Gümüşhanemizin pestilini katarak cevap vermeye çalıştık. Bizimki sadece çikolata değil, pestile çikolatayı kaplayarak elde ettiğimiz bir ürün. Pestilimizle birlikte çikolatayı sunduk. Şu an geri dönüşler çok güzel” diye konuştu.
Akbulut, iki farklı çeşitle satışa sundukları ürünlerin büyük ilgi gördüğünü belirterek, “Antep fıstıklı olanı ‘Dubai’ ismiyle sunduk ve yoğun talep aldı. Fındıklı çeşidimizi ise Gümüşhane Muskası olarak müşterilerimizin beğenisine sunduk” ifadelerini kullandı.
Kuruluşunda 8 ürünle başladıklarını ve bugün ürün çeşitliliğini artırarak 23 farklı ürünle hizmet verdiklerini kaydeden Akbulut, “2016 yılında başladığımızda 8’ olan ürün çeşidimiz şu an 23’e çıktı. Adetlerini çoğalttık, tatları değiştirdik. Halkın damağına göre yapmaya çalıştık. Olumlu sonuçlar aldıklarımızla satışa devam ediyoruz. Türkiye’nin bütün illerine gönderiyoruz. Yurt dışında bütün ülkelere açığız. Yurt dışı kargo firmalarıyla da anlaşmalarımız var. ABD’den Yeni Zelanda’ya isteyen her yere mal yetiştiriyoruz” dedi.


Gümüşhane’nin yöresel lezzeti “pestil” Dubai çikolatasıyla buluştu
Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz: “Mantar tüketirken sağlığınızdan olmayın”
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, bahar yağışlarıyla birlikte doğada mantar oluşumunun arttığını belirterek kontrolsüz yabani mantar tüketiminin ciddi zehirlenmelere yol açabileceği uyarısında bulundu.
Gündüz, Türkiye’nin iklim yapısı ve bitki örtüsü nedeniyle yabani mantarların yetişmesi açısından oldukça uygun bir ülke olduğunu ifade ederek yağışların arttığı ilkbahar ve sonbahar aylarında mantar zehirlenmesi vakalarında artış olduğuna dikkat çekti.
Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin tüketilen mantarın türüne göre değişebildiğini kaydeden Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, bazı türlerde şikâyetlerin ilk birkaç saat içinde ortaya çıktığını, bazı ölümcül türlerde ise belirtilerin 6 ila 24 saat sonra başlayabildiğini söyledi.
Zehirlenme durumlarında geç başlayan belirtilerin daha tehlikeli olabileceğini vurgulayan Gündüz, “Özellikle geç başlayan bulgular ciddi karaciğer hasarıyla ilişkili olabilir. Bazı hastalarda ise belirtiler geçici olarak düzelebilir ancak bu yalancı iyilik hali sonrasında ağır organ yetmezlikleri gelişebilir” dedi.
“Ölüm meleği mantarı”
Gündüz, ölümcül zehirlenmelere en sık “ölüm meleği mantarı” olarak bilinen ’Amanita phalloides’ türü mantarın neden olduğunu ve bu türün zehirsiz mantarlarla çok kolay karıştırılabildiğini belirterek doğadan bilinçsiz mantar toplama, halk arasındaki yanlış inanışlar ve mantarların görüntüsüne bakılarak ayırt edilmeye çalışılmasının riski artırdığını kaydetti.
“Ülkemizde mantar zehirlenmeleri sık karşılaştığımız bir durum”
“Ülkemizde mantar zehirlenmeleri sık karşılaştığımız bir durum. Özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında daha fazla görüyoruz. İlkbahar aylarında fazla görülmesinin en önemli nedeni, yağış ve nem oranının yükselmesidir. Bu ortam, mantar yetişmesi için uygun bir iklim oluşturuyor. Orman altlarında ve meralarda ciddi şekilde mantar yetişmesi oluyor. İnsanlarımız da kültürel olarak komşuları ve akrabalarıyla mantar toplama alışkanlığına sahip. Dolayısıyla ortak toplanan mantarlar nedeniyle, aile bireyleri ya da komşular arasında özellikle kümelenme şeklinde zehirlenmelerle karşılaşıyoruz. Mesela bir aileden 4-5 kişi aynı anda zehirlenmiş olabiliyor. Çünkü beraber mantar toplamışlar, eve getirmişler ve akşam pişirip yemişler. Bu durum toplu, aile içi kümelenme şeklinde zehirlenme olarak karşımıza çıkıyor. Bu tür zehirlenmeleri özellikle sonbahar ve ilkbaharda sık görüyoruz” dedi.
“Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin başlaması, mantarın türüne göre değişebiliyor”
“Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin başlaması, mantarın türüne göre değişebiliyor” diyen Gündüz, “Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin başlaması, mantarın türüne göre değişebiliyor. Birkaç saat içinde belirti veren mantar türleri olduğu gibi, 6 saat ya da 24 saat sonra belirti veren türler de var. Erken belirti verenler genellikle daha az tehlikeli olsa da geç dönemde belirti veren mantar zehirlenmeleri daha tehlikeli olabiliyor. Bunlar karaciğer ve böbrek yetmezliği gibi çok ciddi sorunlarla karşımıza gelebiliyor. İlk dönemde zehirlenme belirtileri normale dönebiliyor, kişi kendini iyi hissedebiliyor; ancak sonrasında tekrar kötüleşme görülebiliyor. Özellikle zehirli türlerde bu durum daha sık yaşanıyor. Geç dönem belirti veren mantar zehirlenmelerinde daha dikkatli olmamız gerekiyor. Çünkü bunlar daha ölümcül sonuçlarla karşımıza çıkabiliyor. Ormanlık ve yeşillik alanların daha fazla olduğu bölgelerde risk artıyor. En çok Karadeniz Bölgesi’nde görülüyor. Karadeniz Bölgesi ilkbahar ve sonbaharda çok yağış alıyor. Yaylalar ve orman altları oldukça nemli oluyor. Bu nemli ve yağışlı ortam, mantarlar için çok uygun bir yetişme alanı oluşturuyor. Bölgemizde ciddi bir mantar çeşitliliği bulunuyor. Karadeniz Bölgesi’nde yüz yıllardır süregelen bir mantar toplama kültürü ve etkinliği var. Ancak mantarların toplanması uzmanlık gerektiriyor. Çünkü zehirli mantarı ayırt etmek bazen uzmanların bile zorlandığı bir durum olabiliyor. Bu nedenle doğadan topladığımız mantarları uzman kontrolünden geçirmeden tüketirsek ciddi zehirlenme riskiyle karşılaşabiliriz. Özellikle Amanita phalloides olarak bilinen “ölüm meleği” türü mantar, masum ve zehirsiz mantarlarla karışma riski çok yüksek olan bir türdür. Karadeniz Bölgesi’nde de bulunabilen bir mantardır. Bu nedenle çok dikkatli olmak gerekiyor. Uzman kontrolü olmadan doğadan toplanıp tüketilen mantarların tamamı zehirlenme riski taşır. Bu konuda çok dikkatli olmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

