Gümüşhane’nin şifa dolu hazinesi Kuşburnu Nektarı coğrafi işaret aldı - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
25 Kasım, 2023 20:36 tarihinde yayınlandı
0
0

Gümüşhane’nin şifa dolu hazinesi Kuşburnu Nektarı coğrafi işaret aldı

Ülke genelindeki 27 kuşburnu türünün 17’sine ev sahipliği yapan ve bu nedenle de Türkiye’nin gen merkezi kabul edilen Gümüşhane’de ilk kez bir kuşburnu ürünü coğrafi işaret belgesi aldı.

Türkiye’nin kuşburnuya dair ilk fabrikalarından birisinin 49 yıl önce kurulduğu Gümüşhane’de Ticaret ve Sanayi Odası (GTSO) tarafından kentin 12.coğrafi işaret belgesi yıllardır Gümüşhane’ye özgü olarak üretilen doğal C vitamini deposu Kuşburnu Nektarına alındı.

Coğrafyasının yüzde 60’ını oluşturan dağlarında bolca bulunan ve 100 gramında bir kasa portakala eşdeğer oranda C vitamini bulunan şifa deposu kuşburnunun ülkedeki gen merkezi, 17 türün doğal olarak yetişmesi nedeniyle Gümüşhane olarak kabul ediliyor.

Yüksek C vitamini içeriği ve antioksidan özelliğiyle hiçbir katkı maddesi kullanılmadan yapılan Gümüşhane Kuşburnu Nektarı da sağlığa dost bir içecek olmasının yanında eşsiz aromasıyla da damaklarda unutulmaz bir tat bırakıyor.

Bölgenin iklimi, sanayi artıklarıyla kirlenmemiş toprak yapısı, güneşli gün sayısı ve doğal koşullarıyla dağlarında bolca bulunan “Rosa Canina” adlı kuşburnu çeşidinden üretilen “kuşburnu nektarı” adına bir zamanlar festivaller düzenlenen kentte kuşburnu için alınan ilk coğrafi işaret belgesi olma özelliği taşıyor.

Uzmanların 600 metreden 3 bin 331 metreye kadar oluşan rakım farkı, Türkiye’de görülen üç iklim türünden ikisi olan karasal ve Karadeniz ikliminin görülmesi nedeniyle enteresan ve sıradışı coğrafya olarak nitelendirdiği Gümüşhane’nin bereketli topraklarından doğan kuşburnu meyvesi son yıllarda oldukça popüler bir ürün haline geldi.

Lezzetli olmasının yanında sağlık dolu bir içecek deneyimi sunan Gümüşhane Kuşburnu Nektarının GTSO’nun coğrafi işaret belgesini aldığı 4.ürün olduğunu kaydeden GTSO Başkanı İsmail Akçay, bu ürünü 49 yıldır yapıldığı Tekke köyündeki fabrikada inceleyerek fabrika müdürü Yüksel Demir’den bilgi alıp coğrafi işaret belgesini kendisine teslim etti.

Burada gazetecilere açıklama yapan GTSO Başkanı İsmail Akçay, Gümüşhane’de yetişen kuşburnuların çiçeklenme zamanının geç olması nedeniyle güneş ışığından daha fazla yararlandığını ve bu nedenle de fenolik madde ve C vitamini miktarının yüksek olduğunu söyledi.

Dünyada coğrafi işaretli ürün pazarının yıllık 200 milyar dolara ulaştığını ifade eden Akçay, yöresel ve coğrafi işaretli ürünlerin bir zenginlik ve milli değer olduğunu belirterek, Gümüşhane’nin tescilli 12 coğrafi işaretli ürününün geçmişte sofralarda tüketilirken bugün artık önemli bir ticari boyuta kavuştuğunu hatırlattı.

“Tüketicimiz coğrafi işaretli olan ürünleri daha çok tercih ediyor”

Kentin köklü ve marka fabrikalarından birisi iken 7 yıl atıl kaldıktan sonra 2018 yılında Gümüşhane Belediyesi tarafından yeniden hizmete açılan Gümüşsu Fabrikasının tesislerini yenilemesinin ardından saatte 12 bin, ayda 3 milyon şişe üretim kapasitesine ulaştığını hatırlatan Akçay, “Gümüşhane Ticaret ve Sanayi Odası olarak ilimize, ilimizin ürünlerine, ilimizin üretim, istihdam ve ekonomisine katkı sağlamaya yönelik çalışmalarımızı aralıksız devam ettiriyoruz. Bugün coğrafi işaretini almış olduğumuz kuşburnu nektarı GTSO olarak aldığımız 4.coğrafi işaretli ürünümüzdür. Coğrafi işaretli ürünlerin hem ulusal hem de uluslararası piyasada daha çok rağbet gördüğünü biliyoruz. Tüketicimiz coğrafi işaretli olan ürünleri daha çok tercih ediyor. Bu itibarla bizim de Gümüşhane’de ürettiğimiz kuşburnu nektarının pazar payının bu aldığımız coğrafi işaretle beraber daha çok artacağını düşünüyoruz. Pazar payının artması demek ilimizde istihdamın artması demek, üretimin artması demek, ilimize kaynak girişinin artması manasına geliyor” dedi.

“Kuşburnunun en değerli cinsi Rosa Canina Gümüşhane’de yetişiyor”

Akçay, yöresel ürünlerin tescil edilmesi aşamasında kendilerine önemli destekler veren Prof.Dr. Oktay Yıldız’a da teşekkür ederek, “Gümüşhane kuşburnu nektarının coğrafi işaretini almamızın en büyük faktörlerinden birisi Gümüşhane kuşağında yetişen kuşburnuların kuşburnu cinsleri içerisinde en önemli, en değerli cinsi olan Rosa Canina cinsinin Gümüşhane’de yetişiyor olması. Bizim bu kuşburnu nektarına coğrafi işaret almamızda en büyük faktörlerden birisiydi. Bu itibarla Rosa Canina cinsi diğer cinslerine göre vitamin ve gıda zenginliği bakımından enerji verici özelliği bakımından diğer cinslerinden daha fazla önem arz etmektedir. Bu itibarla onun ayrıcalığından kaynaklı olarak almış olduğumuz kuşburnu nektarının coğrafi işaretinin ilimize hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

Gümüşhane’de bugüne kadar Gümüşhane Dut Pestili, Gümüşhane Kömesi, Gümüşhane Ekmeği, Gümüşhane Sironu, Kürtün Araköy Ekmeği, Gümüşhane Şeker Fasulyesi, Gümüşhane Deleme Peyniri, Gümüşhane Dölek Güveci, Kelkit Zilli Kilimi, Kelkit Şeker Fasulyesi, Kelkit Ketesi ve son olarak Gümüşhane Kuşburnu Nektarı için Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret belgesi alındı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay