Gümüşhane’de düzenlenen 2. Likarpa Şenliği’nde, sahile yakın yüksek kesimlerde yetişen doğal yaban mersinleri toplandı. Etkinliğe katılan 30 sporcu, şifa deposu yaban mersininin yanı sıra ahududu ve böğürtlen gibi doğal meyveler de topladı.
Gümüşhane Dağcılık, Doğa Sporları ve Gençlik Derneği (GÜDAK) üyesi 30 sporcu, geçtiğimiz yıl başlattıkları şifa deposu yaban mersini (likarpa) toplama etkinliğinin ikincisini gerçekleştirdi. Etkinlikte sporcular yaban mersininin yanı sıra ahududu ve böğürtlen de topladı. Araçlarla Cebeli köyü sınırlarındaki Ziyaret Tepe bölgesine ulaşan sporcular, ellerindeki poşet ve bidonlarla yörede mevsimi geçmek üzere olan yaban mersini topladı. Geçtiğimiz yıl ilki yapılan ve yoğun talep gören etkinlikte beraberinde getirdikleri kaplara saatler süren çalışmanın ardından minik minik organik likarpa toplayan sporcular, daha sonra piknik yaparak, zirve yürüyüşü gerçekleştirdi. Konumu ve denizden 2 bin 300 metrelik yükseltisiyle eşsiz bir manzara sunan bölgede Gümüşhane’nin neredeyse tüm zirvelerini gözlemleme şansı bulan sporcular, bu eşsiz manzaranın tadını çıkarmayı da ihmal etmedi.
Kış mevsimi öncesinde özellikle bağışıklık sistemini güçlendirmesiyle bilinen, yüksek antioksidan içeriği ve sağlığa faydaları ile bilinen yaban mersini toplamayı bir gelenek hale getirdiklerini belirten GÜDAK Başkanı Mustafa Akbulut, “GÜDAK ekibiyle ikinci likarpa şenliği için Zigana, Cebeli ve Godanas köyü üçgenindeki Ziyarettepe’deyiz. Bu bölge yaban mersiniyle dolu. Her yıl bu mevsimde olgunlaşıyor. Biz 15 gündür topluyoruz. Birçok hastalığa iyi geliyor ve kansere karşı vücuttaki hücreleri güçlendiren bir meyve. Toplaması biraz zor. Reçelini yapıp kış mevsiminde tüketiyoruz. Katılım çok güzeldi. Bütün arkadaşlar ellerindeki kaplarıyla bu şifalı bitkiyi toplayıp evlerine götürecek” dedi.
Vücuda zarar verebilecek serbest radikallerle savaşan yüksek miktarda antioksidan içeren yaban mersini, hücreleri koruduğu için yaşlanmayı da geciktirmesiyle, kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olması ve kalp-damar sağlığını desteklemesiyle, kan şekerini dengelemeye ve insülin hassasiyetini artırmaya yardımcı olmasıyla biliniyor.


Gümüşhaneli dağcılardan kış mevsimi öncesi bağışıklık güçlendiren etkinlik
Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: “Hanta virüsü yeni bir salgın değil”
Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor.
Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan hanta virüsünün farklı türlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’deki vakaların gemide görülen türle aynı olmadığını vurguluyor.
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Gürdal Yılmaz, gemide görülen vakaların kısa sürede ortaya çıkması dikkat çekse de hanta virüsü dünyanın birçok bölgesinde uzun zamandır bilinen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu hatırlattı.
Türkiye’de daha çok böbrek tutulumuyla seyreden ve böbrek yetmezliğine neden olabilen formların görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu türlerin tedaviye yanıt verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gemide görülen vakaların ise daha çok akciğerleri etkileyerek solunum sıkıntısına yol açan ve ölüm oranı daha yüksek türler olduğunu belirtti.
Hanta virüsünün de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi viral bir enfeksiyon olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle İskandinav ülkeleri, Almanya, Kuzey Avrupa ve Amerika’da görülen tiplerin daha fazla öne çıktığını, Türkiye’de görülen formların ise Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, daha hafif seyirli tipler olduğunu ifade etti.
“Hanta virüsü salgını aslında daha önceden bu yana görülen bir salgın”
Dünyada bildirilen hanta virüsü salgınının daha önceden bu yana görülen bir salgın olduğunu belirten Yılmaz, “Yani yeni bir salgın değil. Geminin içinde olmasıyla birlikte etkilenen kişiler bir anda ortaya çıktı. Ancak hanta virüsü her yerde görülebiliyor. Bizde de eskiden beri hanta virüsü vardı ve tanı koyuyorduk. Ancak bizde görülen hanta virüsü, o gemide görülen türle aynı değil. Bizde daha çok böbrek tutulumuyla seyreden, böbrek yetmezliğine yol açabilen ancak tedavi edilme ihtimali daha yüksek olan formlar görülüyor. Oradaki vakalar ise daha çok akciğeri tutup solunum sıkıntısıyla ilerleyen ve daha öldürücü tiplerdi. O da bir virüstür. KKKA nasıl bir virüsse, hanta virüs enfeksiyonları da viral bir enfeksiyondur. Dünyayı tehdit eden noktasında, İskandinav ülkelerinde, Almanya’da, Kuzey Avrupa’da ve Amerika’da görülebilen tipleri öne çıkıyor. Bizdeki form ise Balkanlar ve Karadeniz’de görülen, daha hafif seyreden formlardır” dedi.
“Viral enfeksiyonlar her zaman birer tehdit”
Viral enfeksiyonların her zaman bir tehdit olduğunu belirten Yılmaz, ancak büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık olmadığını kaydederek, “Viral enfeksiyonlar her zaman bir tehdittir. Ancak böyle büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık değildir. Ebola virüsü de var. Ebola, Afrika kökenli bir hastalıktır ve daha tehlikelidir. Çünkü yakalandığında yüzde 90’lara varan ölüm oranları vardır. Özellikle oralara seyahat eden kişiler açısından önem arz eder. Dünya artık küçük, herkes her yere gidebiliyor. Oradan kişiler buraya gelebilir” diye konuştu.
Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yolları
Enfeksiyon hastalıkları, virüsler ve bakterilerden korunmanın yolları ile ilgili olarak ise Yılmaz “Kalabalık yerlerde maske kullanımı ve el yıkama çok önemlidir. Toplu bir yere girerken ’bana bir şey bulaşır mı’ sorusunu kendimize sormamız bile önlem almak açısından yeterlidir. Bu virüsler ülkemize her an gelebilir. Örneğin Batı Nil ensefaliti daha önce ülkemizde yoktu, sonradan görülmeye başlandı. Özellikle Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde görülüyor. Batı Nil ensefaliti de bir virüstür ve artık ülkemizde de görülmeye başladı” şeklinde konuştu.

