Reklam
Reklam

Gümüşhane’de yarım kalan cami inşaatı nedeniyle tarihi kilisede namaz kılan köy halkı destek bekliyor

gumushanede yarim kalan cami insaati nedeniyle tarihi kilisede namaz kilan koy halki destek bekliyor I6MbbxD5 jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
31 Ağustos, 2024 20:22 tarihinde yayınlandı
0

Gümüşhane’nin Torul ilçesindeki bir köyde yıllar önce başlanan cami inşaatının maddi sorunlar nedeniyle tamamlanamaması nedeniyle tek odalı tarihi kiliseden camiye çevrilen bina içerisinde namaz kılmak zorunda kalan köy halkı camilerinin bitirilmesi için destek bekliyor.

Torul ilçesi Güvemli Köyü sakinleri, köylerinde bulunan ve kiliseden camiye çevrilen tek odalı binanın kendilerine yetmemesi nedeniyle 2018 yılında cami inşaatına başladı. Tamamen köylülerin imece usulüyle kendi imkânları doğrultusunda yapımına başladığı caminin inşaatı ise maddi yetersizlikler nedeniyle durdu. Kiliseden camiye çevrilen ve tek odalı olması nedeniyle cami cemaatinin yoğun olduğu zamanlarda ihtiyaca karşılık vermeyen bina içerisinde ibadetlerini yerine getiremeyen köy sakinleri, camilerinin tamamlanabilmesi için hayırseverlerden destek istedi.

“Kiliseden dönme camide namazlarımızı kılıyoruz”

Maddi sorunlar nedeniyle cami inşaatının uzun süredir devam etmediğini anlatan Güvemli Köyü muhtarı Zeki Aksu, “Biz bu caminin yapımına 2018 yılında başladık, bizim şu anda kullandığımız cami kiliseden dönme. İmam evimiz yok, şadırvan ve diğer ihtiyaçları için yer yoktu. Bunların hepsini bir çatı altına almak için bir proje başlattık. Köylünün çabasıyla bu güne geldik. Fakat artık durumlar el vermiyor. Şu an yarıda kaldı. Elimizde maddi imkânlar yok. Kiliseden dönme bir camide namazlarımızı kılıyoruz fakat yetmiyor. Yardımseverler yardım ederlerse biz camimizi tamamlamak istiyoruz” dedi.

“İnsanlar pazarda sattıkları ürünlerin parasını camiye bağışlıyor”

Köy halkının caminin yapılması için her şeyi yaptıklarını ancak güçlerinin tükendiğini ifade eden Minare ustası Hasan Yazıcı, “Biz bir ay önce buraya geldik, minareyi yapmaya başladık. Tabi biz işimize başlamadan maddi imkânlarının olmadığını söylediler, biz bunu göze alarak bu işe başladık. Gördüm ki burada muhtar çok zorlanıyor, köy halkı da camiye çok düşkün. Bu köyün herhangi bir geliri yok. Vatandaş kendi yetiştirdiği fasulyeleri pazarda satıp elde ettiği parayı gelip cami yapılsın diye muhtara veriyor. Bu inşaatı bugüne kadar getirdiler ancak bundan sonrası çok zor” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
g 2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
18 Haziran, 2026 14:16 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0 0

BIRAKIN MUHALEFİ DİZAYN ETMEYİ, İŞİNİZE BAKIN, ÜLKENİN DEVASA SORUNLARI ÇÖZÜM BEKLİYOR.

Ülkenin onca, sorunu varken, yapay gündemlerin peşinden sürükleniyoruz. Ülkeyi yönetenler sorunların çözümü yolunda gayret göstermek yerine, süni gündemlerle dikkatleri başka yöne çekmenin derdinde. Ülkenin kronikleşmiş devasa sorunlarının konuşulması istenmiyor.

Kamuoyu araştırmalarına göre Türkiye’nin en önemli sorunu ekonomi ve hayat pahalılığı olarak öne çıkıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinde hayat pahalılığı ilk sırada yer alırken, Asal Araştırma gibi bağımsız anket şirketlerinin çalışmalarında da toplumun büyük bir çoğunluğu ekonomiyi en büyük problem olarak görüyor.

Vatandaşlar ve konunun uzmanları tarafından öne çıkarılan sorunlar sırasıyla, şu başlıklar altında toplanıyor;
* Ekonomik Sıkıntılar Hayat Pahalılığı ve Enflasyon nedeniyle temel gıda ve ihtiyaç maddelerine ulaşımın giderek zorlaşması.
* Yoksulluk: Gelir adaletsizliğinin artması ve alım gücünün ciddi şekilde düşmesi.
* İşsizlik: Özellikle genç nüfus arasında istihdam olanaklarının yetersiz kalması.
* Adalet ve Hukuk: Hukuk sistemine ve yargı bağımsızlığına olan güvenin azalması.
* Eğitim Sistemi: Ezbere dayalı yapı ve fırsat eşitliğinin sağlanamaması.
* Sığınmacı ve Göçmenler: Demografik yapı ve kaynakların paylaşımı üzerindeki toplumsal endişeler.
* Doğal Afetler: Başta deprem olmak üzere afetlere karşı şehirlerin hazırlıksız olması.

Hayat pahalılığı ve yüksek enflasyonun kalıcı çözümü; sıkı para politikaları, yapısal reformlar, hukuki güvenliğin tesisi, kamu tasarrufu ve vergi adaleti sacayaklarının eşzamanlı olarak hayata geçirilmesinden geçiyor.

Ekonomi ve hayat pahalılığı krizinin çözümü için izlenmesi gereken temel yol haritası şudur;

1. Para ve Maliye Politikalarının Sıkılaştırılması. Faiz ve Enflasyon Dengesi: Fiyat istikrarını sağlamak için merkez bankalarının reel faiz politikalarıyla enflasyon canavarını dizginlemesi hedeflenir. M × V = P × Q denklemindeki para arzının kontrol altına alınması kritik öneme sahiptir.
Kamu Disiplini: Bütçe açıklarını kapatmak adına kamuda tasarruf tedbirleri sıkılaştırılmalı, lüks tüketim ve verimsiz harcamalar kısılarak denk bütçe hedefine yaklaşılmalıdır.

2. Yapısal Reformlar ve Üretim EkonomisiTarım ve Gıda Arzı: Gıda enflasyonunu düşürmek için tarımda girdi maliyetleri (gübre, mazot, elektrik) düşürülmeli ve planlı üretim modeline geçilmelidir. Katma Değerli Üretim: İthalata olan bağımlılığı azaltmak, yerli üretimi ve teknoloji odaklı sanayiyi teşvik etmek döviz kurundaki oynaklığı azaltarak maliyet enflasyonunu hafifletir.

3. Hukuki Güvenlik ve Kurumsal BağımsızlıkYatırımcı Güveni: Bağımsız kurumların (Merkez Bankası, TÜİK, Rekabet Kurumu) siyasi müdahalelerden uzak çalışması ve hukukun üstünlüğü ilkesinin tam anlamıyla işlemesi, doğrudan yabancı yatırımları (FDI) Türkiye’ye çekmek için elzemdir.Liyakat: Kurumlarda liyakat esasına dönülmesi, alınan ekonomik kararların piyasadaki güvenilirliğini ve öngörülebilirliğini artırır.

4. Gelir Dağılımı ve Vergi Adaleti Vergi Yükünün Dengelenmesi: Dolaylı vergilerdeki (ÖTV, KDV) yüksek pay azaltılarak; doğrudan vergilendirmeye (kazanç üzerinden alınan gelir ve kurumlar vergisi) ağırlık verilmelidir. Alım Gücünün Korunması: Dar ve sabit gelirli vatandaşların hayat pahalılığı altında ezilmemesi için enflasyonla mücadele edilirken, gelir artırıcı sosyal desteklerin ve maaş güncellemelerinin gerçek enflasyon verilerine göre yapılması sağlanmalıdır.

Halkın ekonomi yönetimine duyduğu güven çok düşük seviyede.
Türkiye’de ekonomi yönetimine olan güvenin düşük kalmasının temel nedenleri, uzun süredir aşılamayan yüksek enflasyon, piyasa beklentileriyle uyuşmayan resmi hedefler ve halkın günlük yaşamına yansımayan refah artışıdır. Kamuoyu araştırmaları ve iş dünyası anketleri, ekonomi politikalarının öngörülebilirliği ve etkinliği konusunda ciddi bir inanç eksikliği yaşandığını ortaya koymaktadır.

Ekonomi başta olmak üzere, ülkenin temel sorunlarının çözümü yolunda çok acil radikal adımların atılması gerekiyor.
Bırakın muhalefi dizayn etmeyi. İşinize, bakın işinize!

İlyas Erbay

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.