Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
30 Ekim, 2024 12:22 tarihinde yayınlandı
0

Gram altının yükselişi en çok onu etkiliyor

Gram altın fiyatının her geçen gün artması dünyaca ünlü coğrafi işaretli Trabzon hasır bileziği setinin fiyatını da tırmandırıyor. Trabzon hasır bileziği, gram altının artışıyla birlikte geçen seneye oranla fiyatı yüzde 50 civarında artarken, neredeyse otomobil fiyatını solladı.

Konuyla ilgili açıklama yapan Trabzon Kuyumcular ve Saatçiler Odası Başkanı Ali Yazıcı, geçen yıl 250 bin TL’den başlayan Trabzon hasır bileziği seti fiyatının gram altın fiyatının 3 bin liranın da üzerine çıkması ile bugün 350-450 bin TL’den başlar duruma geldiğini söyledi. Yazıcı “Altının şu anda rakamsal bazda 3 bin 500 kısa vadede, uzun vadede ise 4 bin 500’i görebileceğini ön görüyorum. Trabzon’da hasır bilezik düğünlerin vazgeçilmez aracıdır. 17 ve 18 kol hasır bileziklerin gram fiyatı geçen yılla bu yılın arasında yarı yarıya bir fark oluştu. 250 bin TL’den başlayan rakamlar bugün 350-450 bin TL’den başlar duruma geldi. Bu önümüzdeki aylarda daha da yukarı gidecektir. Tarihi bir öneme sahip hasır bileziğimiz var. Gereken değeri fiyat olarak görüyor ama bu hem yurt içinde hem de yurt dışında satışlarına yansımıyor. Ortadoğu pazarındaki payı da yok denecek kadar az” dedi.

“Bir milyon TL’yi geçen fiyat var”

Kuyumculardan Zekeriya Tonyalı da ayarı ve işçiliğine göre 1 milyon TL’yi geçen Trabzon hasır bilezik setleri olduğunu söyledi. Tonyalı “Geçen sene ile bu sene arasında hasırda, yarı yarıya daha da fazla fark var. Geçen sene 19 kol hasır takım 150-180- 200 civarındaydı. Böyle bir takımı bugün almaya kalkarsan 500 bin TL’den aşağı olmuyor. Maalesef her geçen gün, bir sene zarfında ise yüzde 50-60-70 oranında yükseliyor. En pahalı takım bir milyon TL’nin üzerine çıkabilir. Normal bir hasır takım yerine bir araba da alabilirsiniz. Hasır bileziğe talep her geçen gün azalıyor. Sebep, ekonomik durum. Türkiye’de sadece Trabzon’da yapılan bir takı. Dünyanın hiçbir yerinde bunun yapılması mümkün değil. Her şeyde olduğu gibi hasır bileziğin de sahtesi yapılıyor. Düşük ayar yapılır. Türkiye’nin her yerine hatta dünyanın her yerine Trabzon’dan ihraç edilir” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin