Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı eğitim ve yayım programları çerçevesinde; Karabük Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından düzenlenerek İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile iştirak halinde planlanıp, belirli bir takvim çerçevesinde ilk ve orta dereceli okullarda yürütülen ” Gıda Güvenliği ve Bilinçli Tüketici” toplantılarının, yaz tatili öncesi sonuncusu Merkez Mimar Sinan Orta Okulu’nda yapıldı
Tüketicilerin gıda güvenliği konusunda yeterli bilgi birikimine sahip olmadıkları düşüncesinden hareketle: İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünce 2014 yılından itibaren yayım programına gıda güvenliği ve tüketici bilincini artırmaya yönelik çalışmalar eklenirken, 2014 yılında yürütülen çalışmalardan elde edilen olumlu sonuçlar neticesi programın 2015 yılında da devam ettirilmesine karar verildi.
2014 yılında Kurumca ilk ve orta dereceli okullarda başlatılan eğitim çalışmasıyla 12 okulda 1.600 öğrenciye ulaşılmış, 2015 yılında ise 2600 öğrenciye ulaşmak hedefiyle başlatılan çalışmada gelinen noktada, 13 okulda 1.457 öğrenciye ulaşıldı. Yaz tatiliyle birlikte ara verilecek olan çalışmalara Eylül ayında okulların açılmasıyla birlikte, İl Milli Eğitim Müdürlüğünce bildirilen takvime göre devam edilecek.
“Yediğine içtiğine dikkat et, güvenli gıda tüket” sloganıyla, bu güne kadar öğrencilere yönelik düzenlenen toplantılarda içerik olarak: tüketmiş oldukları gıdaların hazırlama, muhafaza, satış veya tüketime sunumu, gıda hijyeni, ekmek israfı gibi başlıklar altında bilgiler verildiği,
Mevcut program ile yetişen genç nesillerin tüketmiş oldukları veya tüketecekleri gıdalarda, gıda güvenliğinin esas alınması ve alışkanlık haline getirilmesi olgusunun toplumda yerleşmesinin sağlanmasının hedeflendiği bildirildi.


Gıda Güvenliği ve Tüketici Bilinci Toplantısı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


