Uluslararası “4th International Workshop on GeoInformation Science: GeoAdvances 2017” konferansı Unesco Miras Şehri Safranbolu’da düzenlenecek. Karabük Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü, Geoinformatik Araştırma Grubu tarafından 13-15 Ekim tarihlerinde düzenlenecek olan konferansın başkanlığını Safranbolu MYO Müdürü Doç. Dr. İsmail Rakıp Karaş üstlenecek.
Coğrafi Bilgi Sistemleri, GeoInformatik, Geomatik ve Bilgisayar Bilimleri ile ilgili çok geniş bir alanda bildiri kabul edilen GeoAdvances 2017, ulusal ve uluslararası alandaki pek çok araştırmacıyı bir araya getirecek. Singapur Ulusal Üniversitesinden Prof Filip Biljecki, Malezya Teknoloji Üniversitesinden Prof Alias Abdul-Rahman, Filistin Al-Najah Üniversitesinden Prof Ihab Hijazi ve TKGM Harita Dairesi Başkanı Sedat Bakıcı’nın da davetli konuşmacı olarak katılacağı etkinlikte ayrıca, Oracle Spatial, Sanal gerçeklik, 3B Modelleme ve Android ile Google Maps gibi konularda kısa eğitimler de verilecek.
Konuyla ilgili tüm araştırmacılara açık olan ve 5 Ağustos’a kadar Tam Metin ve Kısa Bildiri şeklinde yayın göndermenin mümkün olduğu GeoAdvances’ta sunulan tüm bildiriler, Akademik Teşvik’te Uluslararası Konferans sınıfında değerlendirilebilecek olup, SCOPUS indeksli ISPRS Archives ve Annals’da yer alacak. Etkinlik sonrasında yapılacak yeni bir değerlendirmenin ardından seçilen bildiriler ise, Elsevier tarafından yayınlanan “Engineering Science and Technology, an International Journal – ELSEVIER” dergisinde basılacak.
Yapılan açıklamada; “Dolu dolu bir konferansa katılmak, şehir gezisi yapmak, kısa eğitimler almak, alanında uzman davetli konuşmacıları, birbirinden ilginç bildirileri dinlemek ve Safranbolu’nun o eşsiz tarihi havasını solumak için Karabük Üniversitesinin ev sahipliğinde düzenlenen GeoAdvances’a ilgi duyan tüm kişiler davetlidir” denildi.


GeoAdvances 2017’ye Bildiri Göndermek İçin Son 10 Gün
Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: “Hanta virüsü yeni bir salgın değil”
Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor.
Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan hanta virüsünün farklı türlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’deki vakaların gemide görülen türle aynı olmadığını vurguluyor.
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Gürdal Yılmaz, gemide görülen vakaların kısa sürede ortaya çıkması dikkat çekse de hanta virüsü dünyanın birçok bölgesinde uzun zamandır bilinen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu hatırlattı.
Türkiye’de daha çok böbrek tutulumuyla seyreden ve böbrek yetmezliğine neden olabilen formların görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu türlerin tedaviye yanıt verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gemide görülen vakaların ise daha çok akciğerleri etkileyerek solunum sıkıntısına yol açan ve ölüm oranı daha yüksek türler olduğunu belirtti.
Hanta virüsünün de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi viral bir enfeksiyon olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle İskandinav ülkeleri, Almanya, Kuzey Avrupa ve Amerika’da görülen tiplerin daha fazla öne çıktığını, Türkiye’de görülen formların ise Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, daha hafif seyirli tipler olduğunu ifade etti.
“Hanta virüsü salgını aslında daha önceden bu yana görülen bir salgın”
Dünyada bildirilen hanta virüsü salgınının daha önceden bu yana görülen bir salgın olduğunu belirten Yılmaz, “Yani yeni bir salgın değil. Geminin içinde olmasıyla birlikte etkilenen kişiler bir anda ortaya çıktı. Ancak hanta virüsü her yerde görülebiliyor. Bizde de eskiden beri hanta virüsü vardı ve tanı koyuyorduk. Ancak bizde görülen hanta virüsü, o gemide görülen türle aynı değil. Bizde daha çok böbrek tutulumuyla seyreden, böbrek yetmezliğine yol açabilen ancak tedavi edilme ihtimali daha yüksek olan formlar görülüyor. Oradaki vakalar ise daha çok akciğeri tutup solunum sıkıntısıyla ilerleyen ve daha öldürücü tiplerdi. O da bir virüstür. KKKA nasıl bir virüsse, hanta virüs enfeksiyonları da viral bir enfeksiyondur. Dünyayı tehdit eden noktasında, İskandinav ülkelerinde, Almanya’da, Kuzey Avrupa’da ve Amerika’da görülebilen tipleri öne çıkıyor. Bizdeki form ise Balkanlar ve Karadeniz’de görülen, daha hafif seyreden formlardır” dedi.
“Viral enfeksiyonlar her zaman birer tehdit”
Viral enfeksiyonların her zaman bir tehdit olduğunu belirten Yılmaz, ancak büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık olmadığını kaydederek, “Viral enfeksiyonlar her zaman bir tehdittir. Ancak böyle büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık değildir. Ebola virüsü de var. Ebola, Afrika kökenli bir hastalıktır ve daha tehlikelidir. Çünkü yakalandığında yüzde 90’lara varan ölüm oranları vardır. Özellikle oralara seyahat eden kişiler açısından önem arz eder. Dünya artık küçük, herkes her yere gidebiliyor. Oradan kişiler buraya gelebilir” diye konuştu.
Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yolları
Enfeksiyon hastalıkları, virüsler ve bakterilerden korunmanın yolları ile ilgili olarak ise Yılmaz “Kalabalık yerlerde maske kullanımı ve el yıkama çok önemlidir. Toplu bir yere girerken ’bana bir şey bulaşır mı’ sorusunu kendimize sormamız bile önlem almak açısından yeterlidir. Bu virüsler ülkemize her an gelebilir. Örneğin Batı Nil ensefaliti daha önce ülkemizde yoktu, sonradan görülmeye başlandı. Özellikle Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde görülüyor. Batı Nil ensefaliti de bir virüstür ve artık ülkemizde de görülmeye başladı” şeklinde konuştu.


