Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
14 Temmuz, 2022 13:09 tarihinde yayınlandı
0

Genel Merkez, Darp Edilen Delegeye Sahip Çıktı

Özçelik İş Sendikası Genel Merkezi, Karabük’te delegesi olan Adnan Tutar’a çocuğunun yanında saldıranların hukuk önünde hesap vermesi için gerekli çalışmaları başlattıklarını bildirdi.
“SALDIRI SADECE MASUM ÜYEMİZE DEĞİL, ÖZÇELİK-İŞ’İN ŞANLI GEÇMİŞİNE VE KUTLU GELECEĞİNE İNDİRİLMİŞ BİR DARBEDİR”

Özçelik İş Sendikası Genel Merkezi’nden yapılan açıklamada  “Sendikamızın vazgeçilmezleri arasında yer alan Karabük KARDEMİR’de aynı zamanda üst kurul delegemiz olan Adnan Tutar isimli bir üyemizin yaşamış olduğu alçak saldırı üzerine yaşanan bilgi kirliliğinin önüne geçmek, baskı ve tehditlerin geldiği boyutları gözler önüne sermek ve üyemiz Adnan Tutar’ın sahipsiz olmadığını göstermek adına aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekliliği hasıl olmuştur. Üyelerimizin alın terinin bir damlasının bile yere düşmesine tahammülümüz yokken, kanın akıtılmasının üzüntüsü ve şoku içerisindeyiz. Yapılan bu saldırı, kalkan o kirli eller, sadece masum üyemize değil, Özçelik-İş’in şanlı geçmişine ve kutlu geleceğine indirilmiş bir darbedir” denildi.
“SENDİKA DELEGESİ OLAN ADNAN TUTAR YALNIZ DEĞİLDİR”

Sendika delegesi olan Adnan Tutar’ın yalnız olmadığının belirtildiği açıklamada, “45 bin üyemiz ve tüm teşkilatımız Adnan Tutar’ın acısını kalbinde hissetmiş, saldırganları vicdanında yargılayarak cezalarını kesmiştir. Bundan sonraki süreçte, üyemiz Adnan Tutar’ın maruz kaldığı alçak saldırının sorumlularından hesap sorulması için, sendikamızın tüm hukuk müşavirlerini seferber edeceğimizin bilinmesini istiyoruz. Baskı ve tehditlerle bugünlere gelenlerin, hizmetkarı olması gereken üyemize düşmanlık edecek kadar gözleri dönenlerin ve masum bir insanın kanını akıtanların Özçelik-İş çatısı altında kendine yer bulamaması için ne gerekiyorsa yapacağımızın bilinmesini de istiyoruz. Bu da tüm üyelerimize sözümüz olsun. Son olarak, bugüne kadar sahte sosyal medya hesaplarıyla akıl almaz kirli oyunlar oynayan, tuzaklar kuran, koltuk ve makam sevdasıyla her türlü kirli yola başvurarak algı yapanların yaşanan bu vahim olayı alacak verecek kavgasına indirgeyerek, gerçeği ört baş etme çabaları nafiledir. Maske düşmüştür, şapka yerler bir olmuş, kel görünmüştür” ifadelerine yer verildi.

ADNAN TUTAR ŞİKAYETÇİ OLDU

  1. Yıl Mahallesinde meydana gelen olayda KARDEMİR işçisi olan Adnan Tutar, R.D. tarafından oğlunun yanında darp edilmiş ve yaralanmıştı. Başına aldığı darbeler nedeniyle hastanede 13 dikiş atılan Tutar, taburcu olduktan sonra polis merkezine giderek şikayetçi oldu.
    Tutar, ifadesinde bir mekanda oturup çay içtiği R.D.’nin 16-17 Temmuz’da gerçekleştirilecek olan Özçelik İş Sendikası Genel Kurul ile ilgili, ‘Recep başkana oy vermeyeceğim demişsin, ihanet ediyorsun. Vatan hainliği yapıyorsun, çoluk çocuğun var’ diye ithamlarda bulunduğunu belirtti.
    Daha sonra masalarına Çelik İş Sendikası Şube Yönetiminden H.B., A.K., İ.A. ve A.G. B isimli şahısların geldiğini ifade eden Tutar, R.D. isimli şahsın ‘Karabük’te seni yaşatmayız’ diye tehdit ettiğini ve masadan ayrıldığını söyledi.
    Masadaki şahısların da kendisine Ankara’daki seçime katılmaması gerektiğini, seçimden sonra Karabük’te barındırmayacaklarını dile getirdiklerini söyleyen Tutar, “Karabük’e gelirim, hiç kimse de bana bir şey yapamaz dedim. Bu sırada R.D. ayağa kalktı ve çay içtiği bardağı eline alarak iki kez benim kafama vurdu. Şahısların bana saldırabileceğini düşünerek kafeye oğlumla gitmiştim. Oğlum R.D. isimli şahsın elinden tutarak “sen kimsin babama vuruyorsun babamı tehdit ediyorsun” dedi. Sonrasında masada oturan 4 şahıs oğlumu itekledi. Bu esnada R.D. kafeden hızlı bir şekilde çıktı ve plaka ile modelini göremediğim araç ile kaçtı. Bu arada başım kanıyordu, bende görevlilere polis çağırın dedim. Masada bulunan 4 kişiyle kafenin dışına çıktık. Şahıslardan İ.A. oğlumu dışarı da itekledi. Bende şahsın elinden tutarak “terbiyesizlik yapmayın hem beni yaraladınız hem de oğlumu mu döveceksiniz” dedim. Sonrasından 4 kişi şube aracına binerek uzaklaştı” ifadelerine yer verdi.
    Tutar, R.D. ve diğer şahıslardan davacı ve şikayetçi olduğunu belirtti. (Nurettin Acar)
Bizi sosyal medyadan takip edin
xa 1
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay tarafından
07 Mayıs, 2026 14:51 tarihinde yayınlandı
0

MÜJDE, ULTRA ZENGİN SAYIMIZ 4208 OLMUŞ !

Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği, son yıllarda belirgin bir şekilde derinleşmiş durumda. Güncel verilere göre Türkiye, Avrupa’da gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke konumunda. En yüksek gelire sahip %20’lik grup, toplam gelirin yaklaşık %48’ini alırken; en düşük gelire sahip %20’lik kesim toplam gelirden yalnızca %6,4 pay alabilmekte. En zengin %10’luk kesimin geliri, en yoksul %10’luk kesimin gelirinden yaklaşık 15 kat daha fazla. Gelir dağılımı eşitliğini ölçen Gini katsayısı Türkiye’de 0,461 seviyesinde. Avrupa Birliği ortalaması 0,29

ULTRA ZENGİN SAYIMIZ SON 5 YILDA %93.5 ARTMIŞ

İngiliz gayrimenkul danışmanlık şirketi Knight Frank’ın The Wealth Report 2026 verilerine göre Türkiye’de 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı son 5 yılda %93.5 artmış.2174 ten 4208’e çıkmış. Milyarder sayımızın aynı dönemde 35 ten 46 ya çıkacağı öngörülüyor.
Milyonlarca insan açlık ve yoksulluk mücadele ederken, milyarderlerimizin sayısı hızla artıyor.

GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİNİ ÖNLEME ÇABALARI YETERSİZ

Dünya Bankası verilerine göre Türkiye, gelir eşitsizliği bakımından 130 ülke arasında 28. sırada yer alarak birçok gelişmekte olan ülkeden daha kötü bir tablo sergiliyor. Bu adaletsizlik, orta sınıfın zayıflamasına ve halkın büyük bir kesiminin ( yaklaşık her 10 kişiden 6’sı ) borçlu bir şekilde yaşamını sürdürmesine neden olan sosyoekonomik bir krizin temel taşlarından biridir.

Gelir dağılımdaki adaletsizliği önlemek için devletler tarafından uygulanan en temel yöntem, maliye politikası araçlarını kullanarak geliri piyasada oluştuğu halinden (birincil dağılım) daha adil bir seviyeye (ikincil dağılım) taşımaktır.
Bu adaletsizliği önlemek için kullanılan başlıca stratejiler şunlardır:

– Yüksek gelir gruplarından daha yüksek oranda vergi alınarak, toplanan kaynağın alt gelir gruplarına aktarılmasıdır.

– Düşük gelirliler üzerindeki vergi yükünü azaltmak amacıyla asgari ücretten vergi alınmaması veya temel gıdada vergi indirimleri yapılmasıdır.

– Gelirin ötesinde, birikmiş servet üzerinden alınan vergilerle servet yoğunlaşmasının önlenmesi hedeflenir.

– Yoksulluk sınırı altındaki ailelere yönelik doğrudan nakdi transferler ve sosyal güvenlik ödemeleridir.

– Sağlık, eğitim ve barınma gibi temel hizmetlerin devlet tarafından ücretsiz veya sübvansiyonlu sunulması, alt gelir gruplarının harcamalarını azaltarak dolaylı gelir artışı sağlar.

– Asgari ücretin yaşam standartlarını karşılayacak düzeyde belirlenmesi, Gini katsayısını (eşitsizlik ölçütü) düşüren doğrudan bir araçtır.

– Eğitim ve mesleki eğitim politikalarıyla düşük nitelikli işgücünün verimliliği artırılarak daha yüksek ücret alabilmeleri sağlanır.

– İşsizliğin azaltılması, hanehalkı gelirlerini doğrudan artırarak eşitsizliği azaltan en kritik faktörlerden biridir.

– Vergi kaçakçılığının önlenmesi ve çalışanların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması gelir dağılımını iyileştirir.

– Eğitim ve sağlığa erişimde adaletin sağlanması, bireylerin ekonomik basamakları tırmanma şansını (sosyal mobilite) artırır.

Bu konularda bir takım çalışmalar olsa da gelir dağılımı adaletsizliğini önlemede son derece yeteresiz.

Ne yazık ki, yoksulla zengin arasındaki makas her geçen gün daha da açılıyor.
24 yılın sonunda geldiğimiz durumun özeti budur.

İlyas Erbay

Bizi sosyal medyadan takip edin