i Cihan’ yani dünyanın göz bebeği olarak nitelendirdiği Bartın’ın Amasra ilçesi oldu.
Esenler Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen ve İstanbul’un Esenler ilçesinde ikamet edenlerin başvurabildiği gezi programının bu yılki ilk turu Bartın’ın Amasra ilçesine düzenlendi. Uzman rehberler eşliğinde gerçekleşen günübirlik organizasyonla gençler, Fatih Sultan Mehmet Han’ın Çeşm-i Cihan yani dünyanın göz bebeği olarak nitelendirdiği Amasra’yı gezdi. Gençler, son dönemlerinde tarihi, doğası, denizi ve kültürleriyle yerli ve yabancı turistlerin gözdesi haline gelen Amasra’yı yakından tanıma fırsatını buldu. 50 gencin yer aldığı kafile ise Amasra Kalesi, Kemere Köprüsü, Çekiciler Çarşısı, Amasra Müzesi, Fatih Cami’nin yanı sıra Bartın’ın Ulukaya Şelalesi ve Kanyonu, Güzelcehisar Lav Sütunları, Gürcüoluk Mağarası, Tabiat Parkı gibi doğal güzellikleri de yakından keşfetti.
Düzenlenen geziye katılan gençler, Bartın ve Amasra ilçesini çok sevdiklerini dile getirerek Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu ve belediye görevlilerine teşekkür etti. Proje hakkında bilgi veren ve gezide yer alan belediye görevlilerinden Aylin İzmir ise, Esenler ilçesinde oturan toplam 70 bin kişinin Bartın’ın yanı sıra Trabzon, Mardin, Nevşehir, Şanlıurfa, Diyarbakır, Konya, Bilecik, Edirne, Bursa, Çanakkale, Kars, Ardahan gibi birçok şehri gezdiğini ifade etti.


Gençlerin rotası ’Çeşm-i Cihan Amasra’ oldu
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

