Karabük Haber Postası Karabük Haber Postası

GAZETEMİZ CUMHURİYET’TE AŞIK VEYSEL’İ ANDIK.,

Manşet Yayın: 24.03.2024 12:31
GAZETEMİZ CUMHURİYET’TE AŞIK VEYSEL’İ ANDIK.,

Bugün 51. ölüm yıldönümü nedeniyle Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilciliği konferans salonunda büyük ozanımız Aşık Veysel’i andık. Mustafa BALBAY’ın güzel uslubuyla anlattığı Veysel’den anılar ve görme engelli sanatçı Ahmet DUMLUPINAR’ın sazıyla, sesiyle sunduğu Veysel türküleri, CUMOK üyelerine duygulu ve düşündürücü anlar yaşattı.

WhatsApp Image 2024 03 24 at 10.36.341

Sevgi, hoşgörü, vatan ve toprak sevgisi, birlik ve beraberlik kavramlarının en yüce ozanlarından biri olan Veysel ;

“KÜRT’Ü, TÜRK’Ü NE ÇERKEZ’İ
HEPSİ ADEM’İN OĞLU, KIZI
BERABERCE ŞEHİT, GAZİ
YANLIŞ VAR MI VE NERESİ ?” derken bugün yaşadığımız ayrışmanın yaratacağı tehlikeyi yıllar önce görmüş ve uyarmıştı.

25 Ekim 1894’te Şarkışla’nın Sivrialan köyünde doğan Aşık Veysel 21 Mart 1973’te yaşama veda etmişti. Uzun İnce Bir Yoldayım, Dostlar Beni Hatırlasın, Kara Toprak, Ne Dersin Dertli, Dertli gibi yüreklerimizde iz bırakan, titreşim yaratan deyişleriyle andığımız Veysel’in yaşamını, felsefi kişiliğini öğrenmek, anlatmak ve unutmamak gerekiyor.

AŞIK VEYSEL’in yaşamını kitaplaştıran Sevgili BALBAY’ın bugün anlattıklarından yararlanarak kaleme aldığım anekdotları sizlerle paylaşıyorum Değerli Okurlarım.,

Veysel’in annesi O’na hamiledir. Köyün kadınlarıyla merada koyun sağmaya giderken sancılanır. Köye dönebilmeleri zordur. Kadınlar O’nu orada kayalıklar arasında bir ine sokarlar. Kadınların yardımıyla Veysel dünyaya gelir. 7 yaşında iken salgın halinde yayılan çiçek hastalığı nedeniyle görme yetisini kaybeder. Yalnızlık duygusunu yenmesi için babası bir saz verir eline. Babası Şatıroğlu Ahmet’de şiire meraklıdır ve zaman zaman yöre ozanlarıyla birlikte olur. Şiir ve türkülerin söylendiği bu ortam Veysel’i etkiler ve O’da yavaş yavaş sazını çalmaya, türkülerini söylemeye başlar.

Seferberlik başladığında kardeşi Ali cepheye gider. Engelli olduğu için asker olamayan Veysel için bu önemli bir yıkım olur.

İlk eşi Esma ile 1919 yılında evlenir. Bu evlilikten olan ilk çocuğu öldükten sonra doğan kızı iki aylıkken Esma ev hizmetlerine yardımcı olan birisiyle kaçarak köyü terk eder. Veysel’in yıllar sonra köye dönen Esma’nın kaçarken çorabına para koyduğu rivayet edilir. İkinci eşi Gülizar’dan beş çocuğu daha olur. Gülizar iyi bir annedir, bütün köy çocuklarını çok sever, ceplerine çocuklar için şekerler, meyveler doldurur, onlara verir. O civarda dolu bir heybe, şişkin bir torba görüldüğünde “Gülizar’ın cebi gibi” sözü bu yüzden yaygındır.

Sivrialan Köyü halkı, Afşar boyunun Şatıroğlu obasındandır. Yavuz Sultan Selim zamanında Alevilere yönelik saldırılar sırasında saklanmaya elverişli, gözden uzak, tarımsal olanakları yetersiz olan bir yöredir. Veysel elma ve kiraz fidanları diker, yetiştirir. Bir gün elma ağaçlarından birinin altında oturmuş dinlenirken Veysel’in görmediği için fark etmeyeceğini düşünen bir kişi sessizce elma koparmaktadır. Az sonra Veysel’in sesiyle irkilir. “ Dört tane yetmedi mi ulan “

Ahmet Kutsi TECER Sivas Lisesi’nde edebiyat öğretmenidir. 5 Ocak 1931’de Aşıklar Bayramı düzenler. Etkinliğe 800 dolayında aşık ve ozan katılır. Bir tek Veysel görme engellidir. Çok başarılı olur. Kalacak yeri yoktur. TECER O’nu evinde misafir eder. Veysel’e 10 lira, diğer ozanlara 5’er lira ödül verilir. Veysel kendisine verilen 10 liranın beş lirasını iade eder. TECER için “O dilimin bağını çözdü” diyen Veysel, içinde TECER sözcüğü bulunan bir türküsüyle vefa duygusunu anlatır.

Cumhuriyetin 10. yılı olan 1933’te “ Atatürk’tür Türkiye’nin ihyası”… dizesiyle başlayan destanını bizzat Atatürk’e okumak amacıyla arkadaşı İbrahim ile yola çıkar ve yaya olarak üç ay sonra Ankara’ya ulaşır. Ne yaptıysa Atatürk’e ulaşamaz. Bu destanı Hakimiyet-i Milliye Gazetesi’nin bir yetkilisi çok beğenir ve haber yapar, üç gün üst üste gazetede yayınlar. İlk konserini Halkevi’nde verir.

Veysel okuma-yazması olmayan bir öğretmendir. Hasanoğlan’da ve köy enstitülerinde öğrencilere ders verir, saz çalmayı öğretir.

Yaşar KEMAL en yakın dostlarından biridir. Bir gün ikisi İstanbul’da İstiklal caddesinde insanlara çarpa çarpa yürümektedirler. Yaşar der Veysel, “ tek gözle iyi koşuyoruz vallahi” …( Yaşar KEMAL’in de bir gözü görmemektedir)

Deniz GEZMİŞ’in öğretmen olan, Milli Eğitim Müfettişliği de yapan babası Cemil GEZMİŞ Sivas’ta görevliyken sık- sık çevreyi ve köyleri ziyaret eder. 10 yaşlarındaki oğlu Deniz’le Veysel’in köyüne de gider. Deniz, Veysel’in yetiştirdiği elma ağaçlarından meyva ve kiraz toplar evlerine götürür.

O devletine ve Atatürk’e çok bağlıdır. “Atatürk’e Ağıt” şiiri çok ünlüdür. Siyasilerin yanlışlarını da eleştirir. Demokrat Parti’nin Vatan Cephesiyle yurttaşları bölmesine karşı çıkar ve bir türküsünde bunu dile getirir. Kamu görevlileri ile yöneticilerden hep saygı görür, fark gözetmeksizin onlarla iyi ilişkiler kurar. Devletin hizmet götüremediği yörelerden biri olan köyüne yol yaptırmak için Ulaştırma Bakanlığı’nın yardımını ister. Bu isteği kabul edilir. Bir şartı vardır. Köylerinin alt tarafında 2-3 Sünni köyü vardır. Biz Aleviyiz ama önce onların yolu yapılsın der. Böylesine de gönlü geniş bir insandır Veysel…

Son yıllarında hastalanır. Aşırı sigara bağımlısıdır. Akciğer kanserine yakalanır. Tedavi edildiği hastanede gizli gizli sigara içer. Sabah konsültasyon yapan hekimlere; “beni çağırıyorlar, beni köyüme gönderin, doğduğum yere gömsünler” der, vasiyeti yerine getirilir.

Büyük ozanımız Aşık Veysel’i rahmet ve saygıyla anıyorum.

Fikret GÖKÇE
Kıbrıs Gazisi – Mak. Müh.

 

WhatsApp Image 2024 03 24 at 10.36.34

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Tokat depreminde 5 bina yıkıldı, 15 bina ağır hasar aldı

Gündem Yayın: 21.04.2024 08:24
İhlas Haber Ajansı
Tokat depreminde 5 bina yıkıldı, 15 bina ağır hasar aldı

Tokat’ta incelemelerde bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Refik Tuzcuoğlu, “Şu ana kadar alınan 500 ihbardan 50 yapı incelendi, 5 yıkık, 15 de ağır hasarlı yapı tespit edildi” dedi.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Refik Tuzcuoğlu, Tokat’ta 5.6 büyüklüğündeki depremin merkez üssü olan Sulusaray ilçesinde incelemelerde bulundu. Tokat Valisi Numan Hatipoğlu, Bakan Yardımcısı Tuzcuoğlu’na deprem hasarı hakkında bilgi verdi. İlçe hükümet konağı önünde gazetecilere açıklama yapan Tuzcuoğlu, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız olarak da Sayın Bakanımız Mehmet Özhaseki beyin hemen talimatlarıyla biz de kendi bakanlığımızın çalışmaları açısından her türlü önlemi, tedbiri ve gayreti ortaya koyduk. Arkadaşlarımızı çok hızlı bir şekilde bölgeye sevk ettik. Gerek çevre illerden buraya transfer ettiğimiz teknik arkadaşlarla, gerekse bakanlık merkezinden buraya yönlendirdiğimiz teknik ekiplerimize, hasar tespit ekiplerimizle birlikte gerek Yozgat ve Tokat’ta çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şu anda 20 ekip 50 teknik personelle birlikte bu çalışmalarımız yürüyor, ihtiyaç halinde yine Sayın Valimizin, yine AFAD’ımızın koordinasyonunda teknik ekip sayılarımızı arttırabiliriz. Birkaç gün içerisinde de inşallah bu bölgedeki tüm hasar tespitlerini de tamamlamayı düşünüyoruz” dedi.

“Ağır hasar 99 öncesi yapılan binalarda”

Tuzcuoğlu yaptıkları incelemede depremde ağır hasar alan binaların 1999 yılı öncesi yapılan binalar olduğuna dikkat çekerek, “Gerek Tokat’ta gerek Yozgat’ta baktığımız zaman ağırlıklı olarak hasar gören yapıların yine 1999 öncesi binalar olduğunu tespit ediyoruz. Bunların çoğunluklu olarak 40-50 yıl öncesine ait kerpiç yapılar, yığma yapılar, mühendislik ve fen hizmetlerinden yoksun olan yapılmış olan binalar olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla ülkemiz bir deprem bölgesidir. Gerek kuzeyden geçen fay hatları, gerek Doğu Anadolu ve güneyden geçen fay hatları, gerekse Ege ile Ege’deki fay hatlarını göz önüne aldığınız zaman ülkemizin tamamı çok önemli bir deprem bölgesi oluyor. Himalayalar’dan Alp’lere kadar uzanan bu hat içerisinde bizim ülkemiz depremsellik açısından, risk açısından beşinci ülke konumunda. Öyle olunca muhakkak suretle biz yapılarımızı sağlam, sıkı ve mühendislik hizmetleri çerçevesinde inşa etmek zorundayız. Depremden çok fazla bir şey olmayabilir. Ama yapılarımız eğer ona dayanaklı değilse o zaman maalesef istenmeyen tablolarla karşı karşıya kalıyoruz” diye konuştu.

“500 ihbar geldi, 5 bina yıkıldı, 15 bina ağır hasar aldı”

Tuzcuoğlu, depremin ardından 500’e yakın ihbar alındığını ifade ederek şunları söyledi:

“Değerli arkadaşlar Tokat ilimizde bakanlığımızın yapmış olduğu çalışmalarda 500 ihbar aldık şu ana kadar. Bu ihbarların sayısı artabilir. Özellikle şu anda hemşehrilerimizin bir kısmı evlerine giremiyorlar. Bunlar giriş yapmaya başladıkları zaman muhtemeldir ki orada birtakım ihbarlar da alınacak. Bu ihbarların sayısı artabilecek ve biz de yapılan her türlü ihbara teknik ekiplerimizle beraber hemen gidip yerinde inceleme, araştırma ve neticelerimizi ortaya koyacağız. Şu ana kadar incelenen 50 yapıdan 5 tanesi yıkık görünüyor. Yine 15 tane ağır hasarlı yapı görünüyor. Az önce de bahsetmiş olduğum gibi bunların büyük çoğunluğu yine kerpiç işte yığma yapılar. Mühendislik hizmetinden yoksula yapılmış olan yapılar. Diğerlerini de yine en kısa sürede tamamlamış olacağız. Kamu binalarımızla alakalı bir hasar görünmüyor. Bu sevindirici bir şey. Aslında depremle alakalı bizi en çok teselli bulduran konu bir can kaybı olmaması.”