Reklam
Reklam
galericilerin umudu findikcilar sr2CfqzO
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
21 Ekim, 2024 16:00 tarihinde yayınlandı
0

Galericilerin umudu, fındıkçılar

DÜZCE (İHA) – İkinci araç alım satımı yapan galericiler, aylardır durağan geçen sektörün fındık sezonunun tamamlanmasının ardından yeniden canlanmasını bekliyor.

Sıfır araçların sürekli piyasaya girmesi, araç alacaklara bayilerde sıfır faizli kredilerin verilmesi ile birlikte ikinci el araç alış satışları durağan dönemine geçti. Yaz aylarında durma noktasına kadar gelen ikinci el araç satışlarında tekrar artış oldu. Galericiler, fındık sezonun yavaş yavaş tamamlanmasının ardından çiftçilerin fındıklarını satması ile birlikte araç alış verişinin artacağını düşünüyor. Düzce’de yıllardır galericilik yapan Murat Türkoğlu, ikinci el araç alışverişlerinde herhangi bir kredi kampanyası olmadığı için müşterilerin ikinci el araçlara girmek istemediğini dile getirerek, “Yaklaşık 4-5 aydan beri işlerimizde bir durağanlık var. Ama bu durağanlık bazen iyi oluyor bazen de çok kötü oluyor. Bunun sebebi piyasaya sıfır otomobil çok girdi. Daha önceden de sıfır araçlar vardı. Ama piyasaya çok sürülmüyordu. Şimdi yeni kanunlar geldi. 6 ay 6 bin kilometre limitleri geldi. Sıfır araç alanlar elindeki araçları hemen satamadılar. Satamadıkları içinde sıfır araba fiyatları düşüşe geçti. İkinci el fiyatları da düşüşe geçmeye başladı. Yaklaşık 2 aydır ikinci el fiyatları tekrar yükselmeye başladı. Dolar ve Euro fiyatları artınca sıfır araç fiyatlarında da yüzde 5 artış oldu. İkinci el piyasasında da yine durağan dönem başladı. Sıfır araç çok fazla var. Bayiler kampanya yapmaya başladı. Ama ikinci el de kredi kampanyası olmadı. Bayide sıfır faiz ile kredi alabiliyorsunuz. Ama ikinci sektöründe kesinlikle sıfır faizli kredi açmadılar veya kısıtlama getirdiler. Kasko değerinin yarısı dediler. Müşterilerimizde bunlara karşı biraz zorlanma yaşadı. Kredi bugün herkese çıkmıyor. Çıksa bile faiz oranları çok yükseldi. 100 bin liralık bir kredi 140 bin lira olarak çıkıyor. Araba alma konusunda müşteriler krediden uzak duruyor” şeklinde konuştu.

“En çok takasa giriliyor”

Araç sahibi vatandaşların araçlarını yenilemek için kendi kullandıkları araçları takasa getirdiğini dile getiren Murat Türkoğlu, “İkinci el araç satışlarında en çok takasta araç getiriliyor. 700 bin liralık bir araç almayı düşünen bir kişi elindeki 300-350 bin liralık aracını getiriyor ve arabasını yenileme dönemine başladı. Fındık sezonu bitti. Fakat yeni yeni satmaya başladılar. Piyasayı etkilemesinden yanayız. Bizde birazcık nefes almış oluruz” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
w1
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
21 Mayıs, 2026 14:42 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

TÜİK’İN ÇOCUK VERİLERİ İÇLER ACISI !

Türkiye’nin demografik yapısı hızla değişiyor. Bu durum uzmanlar tarafından demografik bir kriz olarak nitelendiriliyor. Genç nüfustaki azalma ve doğurganlık oranlarının düşmesi sosyal, ekonomik ve stratejik açıdan ciddi tehlikeler barındırıyor.

Türkiye’nin toplam nüfusu şu an artmaya devam etse de, yıllık nüfus artış hızı Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyelerine geriledi. Toplam doğurganlık hızı 1,51 çocuğa kadar düştü. Uzmanlar, nüfusun 2050’li yılların ortasına kadar 90-94 milyon bandında zirveyi görüp sonrasında kalıcı bir azalışa geçeceğini öngörüyor.

TÜİK tarafından Nisan 2026’da yayımlanan en güncel “İstatistiklerle Çocuk” verilerine göre, Türkiye’de yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındaki çocukların oranı %36,8
Bu oran, Türkiye’deki yaklaşık 21,3 milyon çocuktan 7 milyon 870 binine denk geliyor.

Risk altındaki erkek çocukların oranı %36,0 iken, kız çocuklarında bu oran %37,8’e çıkmaktadır.
Türkiye genelinde yetişkin nüfusun yoksulluk veya sosyal dışlanma riski oranı %27,9 seviyesinde kalırken, çocuklardaki risk bu orandan yaklaşık 9 puan daha fazladır.
Çocuk nüfus oranının en yüksek olduğu il %43,3 ile Şanlıurfa, en düşük olduğu il ise %15,9 ile Tunceli’dir

EUROSTAT VERİLERİ TÜİK VERİLERİ İLE ÖRTÜŞÜYOR.

Avrupa İstatistik Ofisi Eurostat, Avrupa Birliği ülkelerinde ve Türkiye’de yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında bulunan insan sayısını çıkarmış. Eurostat 2025 verilerine göre; Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 20.9 olan yoksulluk ve sosyal dışlanma riski Türkiye’de yüzde 29.8 olarak ölçülmüş. Bu oranla Avrupa ülkeleri arasında ilk sıradayız.
Türkiye 25 milyonluk nüfusla Avrupa’da yoksulluk ve sosyal dışlanma riskinde zirvede yer alıyor. Özellikle emeklilerdeki risk oranı Avrupa ortalamasının iki katını aşıyor.
TÜRK-İŞ’in her ay sonu açıkladığı açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarına bakarsak; emeklilerin neredeyse tamamı açlık sınırı rakamlarının da altında yaşam mücadelesi veriyor.
Avrupa kıtasında gelir ve refah seviyesi açısından uzun süredir alt sıralarda yer alan Türkiye, artık yoksulluk ve sosyal dışlanma istatistiklerinde de liderlik koltuğuna oturmuş durumda.

Ülkemizde yaklaşık 25 milyon insan, gelir yetersizliği, beslenme alışkanlıklarındaki zorluklar ve sınırlı sosyal olanaklar nedeniyle yoksulluk ve sosyal dışlanma riskiyle yaşamını sürdürüyor.

SOSYAL DIŞLANMA; bireylerin ya da belirli toplumsal grupların ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal haklara erişiminin kısmen veya tamamen engellenerek toplumun dışına itilmesi durumudur. Bu kavram, bireyin sadece yoksul olmasını değil; eğitim, sağlık, istihdam ve karar alma mekanizmaları gibi toplumsal süreçlerin dışında kalmasını da ifade eder.

Avrupa’da 65 yaş ve üzerinde yoksulluk ve sosyal dışlanma riskiyle karşı karşıya olanların yüzde 15.6 olurken, Türkiye’de bu oran yüzde 38.1’e yükselmiş.

Görüldüğü gibi, Avrupa İstatistik Ofisi Eurostat ve TÜİK verileri, Türkiye için acı tabloyu gözler önüne seriyor.
Genç nüfusumuz azalıyor diye yakınıyoruz. Çocuk sahibi olmayı teşvik ediyoruz. İyi de,
yoksulluk ve sosyal dışlanma riskindeki çocukların oranı % 36.8 iken nasıl olacak bu iş?

İlyas Erbay