Rize’de fırtınadan kaynaklı oluşan dalgalar vasıtası ile geldiği düşünülen deniz mühimmatı karaya vurdu.
Olay Çayeli ilçesine bağlı Büyüktaşhane Mahallesi’nde meydana geldi. 2 gündür etkili olan fırtınanın ardından sahilden geçen vatandaşlar kayalıkların içerisinde ne olduğunu anlayamadıkları bir cisim olduğunu fark ederek 112 Acil Çağrı merkezine ihbarda bulundu. Olay yerine sevk edilen polisler geniş çapta güvenlik önlemi alarak vatandaşların bölgeden uzak durmasını sağladı. Dalgaların getirdiği düşünülen ve ilk belirlemelere göre deniz mühimmatı olduğu anlaşılan cisim ekipler tarafından güvenlik altına alındı. Cismin ne olduğu ile ilgili kesin bilgi yapılacak olan uzman çalışmaları neticesinde belli olacak.
Mahallerinde bulunan ve hayatında ilk defa gördüğü cismin kendilerini tedirgin ettiğini dile getiren Bünyamin Bilgin “Mahallemizde böyle bir şey olması izi tedirgin etti. Geldik, baktık. Deniz mühimmatına benziyor. Büyük ihtimal geçen gün ki fırtınada dalgalarla kıyımıza ulaşmış. Polis ekipleri de bomba imha ekipleriyle birlikte burada. Büyük ihtimal bombayı buradan alıp imha edecekler. Bizde tedirginiz ve bekliyoruz. İlk defa böyle bir şey gördüm” dedi.


Fırtında dalgaların getirdiği deniz mühimmatı Rize’de karaya vurdu
LGS Sınavı’na girecek öğrencilere uzmanlardan uyarılar
Yarın gerçekleştirilecek olan Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavı öncesi öğrencilerde sınav kaygısı artarken, uzmanlar öğrenci ve velilere önemli uyarılarda bulundu.
Özel İmperial Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Seden Ekici, sınav dönemlerinin öğrenciler için sadece akademik süreç değil; aynı zamanda yoğun duyguların yaşandığı bir dönem olduğuna dikkat çekti. Ekici “Bu süreçte en sık karşılaştığımız durumlardan biri sınav kaygısıdır. Kaygı çoğu zaman olumsuz bir durum gibi görülse de aslında belirli düzeyde hissedilen kaygı, kişiyi motive eden doğal bir duygudur. Sorun, kaygının öğrencinin günlük yaşamını ve performansını olumsuz etkileyecek seviyeye ulaşmasıyla ortaya çıkar. Sınav kaygısı yaşayan öğrencilerimizde dikkat dağınıklığı, odaklanmada güçlüğü, unutkanlık ,uyku problemleri ,mide bulantısı çarpıntı ve başarısızlık korkusu sıkça görülebilir. Özelikle ‘Ya yapamazsam ? ‘, ‘Herkes bende yüksek başarı bekliyor’ gibi düşünceler öğrencilerin üzerindeki baskıyı artırır. Bu noktada ailelerin yaklaşımı büyük önem taşır. Çocukların yalnızca sonuç odaklı değerlendirilmesi , kıyaslanması yada başarı baskısı altında tutulması kaygıyı artırabilmektedir. Oysa çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey; anlaşılmak, desteklenmek ve koşulsuz kabul görmektir. Ailelerin ’Elinden geleni yapman yeterli’ mesajını verebilmesi öğrencinin psikolojik dayanıklılığını güçlendirir” dedi.
“Sınavın başarıyı tam anlamıyla ölçmediğini unutmamalıdırlar” diyen Seden Ekici “Aynı zamanda nefes egzersizleri ,gevşeme çalışmaları olumlu iç konuşmalar kaygının yönetilmesine yardımcı olur. Öğrencilerin hazırlık süreçlerinde kendi rutinlerinden sapmaması büyük önem taşır. Alıştıkları çalışma saatlerini, dinlenme düzenlerini ve günlük aktivitelerini korumak, zihinsel dengeyi sürdürebilmeleri açısından kritik rol oynar. Bu rutinlerden ödün vermek, kaygıyı artırıp motivasyonu düşürebilir. Sınav kaygısı öğrencinin, günlük yaşamını, ders başarısını ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyecek düzeye ulaşıyorsa bir uzmandan psikolojik destek alması büyük önem taşır. Unutulmamalıdır ki sınavlar hayatın yalnızca bir parçasıdır. Çocukların ruh sağlığını koruyarak ilerlemesi, en az akademik başarı kadar önemlidir” ifadelerini kullandı.

