Fındığın 12 aylık serüvenini evinin merdiven duvarına resmettirdi - Karabük Haber Postası
findigin 12 aylik seruvenini evinin merdiven duvarina resmettirdi 33ggrYZH
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2025 12:15 tarihinde yayınlandı
0
0

Fındığın 12 aylık serüvenini evinin merdiven duvarına resmettirdi

Giresun’un Piraziz ilçesinde fındık kırma atölyesi işleten Demet Öztürk, meskeninin merdiven duvarlarını bir sanat galerisine dönüştürdü. Öztürk, fındığın dört mevsim süren on iki aylık gelişim sürecini yağlı boya fotoğraflarla anlattı.

Fındık atölyesini bir periyot meskeninin üst katında işleten Öztürk, merdivenlerden çıkan konukların dikkatini çekmek ve fındığın serüvenini anlatmak için farklı bir fikre imza attı. Görsel Sanatlar Öğretmeni Mustafa Seyis’in dayanağıyla duvarları bir sanat yapıtı haline getirdi. Yaklaşık iki ay süren bu imece çalışmasında, fındığın tabiattaki döngüsü ay ay resmedildi.

Öztürk, “Her gün işime giderken bu renkli duvarlardan geçiyorum. Her ayın fındıkla ilgili başka bir manası var. Bu duvar yalnızca bir süs değil, fındığa duyduğumuz hürmetin da ifadesi” dedi.

Duvar fotoğraflarında yalnızca fındık değil, Karadeniz tabiatına ilişkin çeşitli ögeler da yer veren Öztürk, “Sadece fındığın değil, fındık bahçesindeki tabiat ögelerine da yer verdik. Bahçede yetişen sakarca bitkisinin yanı sıra çuha, menekşe ve mimoza çiçekleri de yer alıyor. Hatta fındık bahçelerinde zararlıları yiyerek beslenen kara tavuk da fındık kısımlarına yuva yapmış haliyle tasvir edildi zira, kara tavuk bolluk rahmet manasına gelmektedir. Sanat galerisine dönüşen fındığın on iki aylık serüvenini görmeye gelenler dahi oluyor” diye konuştu.

Öztürk, Türkiye’de fındığın 12 aylık sürecini anlatan emsal bir çalışmanın olmadığını vurgularken, özgün teşebbüs, hem tabiata hem de klasik üretime dikkat çeken örnek bir sanat çalışması olarak da dikkat çektiğini söyledi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
tasarim19
Aylin Sarıoğlu Avatarı
Aylin Sarıoğlu tarafından
28 Mart, 2026 14:48 tarihinde yayınlandı
0
0

Hüseyin Lütfi Ersoy’un “Karabük Tarihi” Eseri Tanıtıldı

Araştırmacı yazar Hüseyin Lütfi Ersoy, “Karabük Tarihi” adlı eserini basın kahvaltısıyla tanıttı. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan arşiv belgeleri ve saha araştırmalarıyla hazırlanan kitap, kentin geçmişine ışık tutan önemli bir kaynak olarak dikkat çekerken, Ersoy eserin daha geniş kitlelere ulaştırılması temennisinde bulundu.

Ersoy, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:  “Bu eser aslında yıllar önce yerel araştırmacılar tarafından ortaya konmuş bir çalışmanın devamı niteliğinde. Ancak aradan geçen yıllara rağmen bu tür kaynakların elde bulunmadığını görüyoruz. Gönül isterdi ki Karabük Tarihi kitabımızdan binlerce adet basılarak Karabük’teki tüm okullara dağıtılsın. Çünkü biz yerel araştırmacılar, akademik bir dilden ziyade halkın anlayabileceği bir üslupla yazmayı tercih ediyoruz. Bu eser de yaklaşık yüzde 40 akademik, yüzde 60 ise halkın anlayabileceği bir dil ve üslupla kaleme alınmıştır.

Kendi emeğim, göz nurum olan bu eser için çok fazla övgüde bulunmak istemem; ancak şunu ifade edebilirim ki bu kitap önemli bir kaynak eserdir. Osmanlı arşivlerinden Cumhuriyet arşivlerine kadar Karabük coğrafyasına dair tüm belgeler tarandı. TBMM kayıtları, kanunnameler, kararname ve arşiv belgeleri tek tek incelendi. Bunun yanında saha araştırmaları yapıldı, köyler gezildi, halkla birebir görüşmeler gerçekleştirildi; rivayetler ve sözlü tarih çalışmaları derlenerek bu eser ortaya kondu.

Elbette bu kitabın daha geniş kitlelere ulaşmasını isterdik. Ancak imkânlar kısıtlı. Bu noktada maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen kıymetli hemşehrilerimiz Yaşar Gürle ve Ahmet Ulusoy’a teşekkür ediyorum. Ben buna sponsor değil, destek diyorum. Çünkü sponsorlukta karşılıklı menfaat, destekte ise dua vardır.

Ayrıca bu süreçte katkı sunan, yanımızda olan tüm dostlarımıza teşekkür ediyorum. Bugün burada bulunamayan ancak gönlü bizimle olan isimlere de şükranlarımı sunuyorum. Karabük’ün kültürel ve tarihî değerlerine sahip çıkan herkese minnettarım.

Yazar için en mutlu an, eserinin matbaadan çıktığı o ilk andır. Ben de bu duyguyu yıllar önce yaşamıştım. İnşallah bundan sonraki çalışmalarımız da aynı şekilde destek bulur ve Karabük’e katkı sunmaya devam eder.”

Bizi sosyal medyadan takip edin