Reklam
Reklam

FETÖ sanığı eski komutanın yargılanmasına devam edildi

Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
26 Temmuz, 2017 14:01 tarihinde yayınlandı
0

FETÖ/PDY’nin darbe girişiminde ‘Karabük Sıkı Yönetim Komutanı’ olduğu iddiasıyla tutuklanan dönemin Safranbolu 125. Jandarma Eğitim Alay Komutanı İstihkam Kurmay Albay Sedad Arıcan’ın yargılanmasına devam edildi.
Karabük Ağır Ceza Mahkemesinde görülen üçüncü duruşmaya, sanık Arıcan’ın avukatları ve eşi ile çocukları katıldı. Bolu T Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan Arıcan, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden duruşmaya bağlandı. “Türkiye Cumhuriyeti Hükumetine karşı silahlı isyanı idare etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma” suçlamaları ile yargılanan dönemin Safranbolu 125. Jandarma Eğitim Alay Komutanı İstihkam Kurmay Albay Sedad Arıcan, savunmasında, bir önceki duruşmada söylediklerini tekrarladı.
Arıcan, soruşturma hakkında ifadeleri alınan bazı protokol üyelerine soru sorabilmek için mahkemeye gelmelerini yeniden talep etti.
Dönemin valisi ve il jandarma komutan vekilinin ifadelerinde çelişkiler olduğunu, 15 Temmuz akşamı yaptıkları bazı hataları kapatma adına kendisini suçladıklarını iddia eden Arıcan, darbe gece Valilik makamında bulunan Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili’nin de dinlenmesini istedi.
“TUTUKLUĞUMUN NEDEN DEVAM ETTİĞİNİ ANLAMAKTA ZORLANIYORUM”
Bir yılı aşkındır tutuklu olduğunu belirten Arıcan, mağduriyetinin giderilmesi için tahliyesini isteyerek, “Benim yapmış olduğum hiçbir eylem, hareket ve darbeye dair en ufak bir suç işlediğimi göstermemektedir. Hem tanık ifadeleri ve hem de en ufak bir delil dahi yoktur. 1 yıldır işlemediğim suçlardan dolayı tutuklu bulunuyorum. Bana istinad edilecek hiçbir gerçek ve somut delil yoktur. Yaptığımız savunlalar itirazlar mahkeme celselerinde buharlaşıp kayboluyor. 15 Temmuz darbe girişimi işle ilgili hiçbir ilgim yoktur. En başından beri vatansever bir Türk subayı olarak, bildiğim gördüğüm hususlar dahilinde ne yapmam gerekiyorsa onu yaptım. Benim darbeye karıştığıma ilişkin en ufak bir ibare dahi yok. İnfaz durumuna gelmiş tutukluğumun neden devam ettiğini anlamakta zorlanıyorum. Eğer bu ülkede adalet varsa derhal beraat etmem gerekiyor ve bunu talep ediyorum. Kaldı ki, listede adım var diye beni tutuklu bulunduruyorsunuz. Ben darbeye karışmadım. Sıkı yönetim komutanları ve görevlendirme listesinde hala görevlerine devam eden ve hatta bir çoğu terfi edenler var. O gece neredeyse resmi elbise giydim diye ben darbeci ilan edileceğim. İddianamede bunu ima eden hususlar var” dedi.
Daha sonra talepleri alınan sanık avukatları, bazı deliller sunarak müvekkillerinin tahliyesini talep etti.
Mahkeme heyeti, Arıcan’ın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı 31 Ekim tarihine erteledi.
“İddianame”
Karabük Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Arıcan’ın, darbe günü Ankara’ya gittiği, gece geç saatte Karabük’e döndüğü, komutanı olduğu birliğin üst düzey komutanlarıyla yaptığı 5 dakikalık toplantıya resmi kıyafetle gelinmesini istediği anlatılarak, sözde “İl Sıkıyönetim Komutanları” başlıklı listede adının “Karabük Sıkıyönetim Komutanı” olarak geçtiği, çeşitli illerde FETÖ ile alakalı alınan kişilerin ifadelerinde isminin geçtiği aktarılıyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
g 2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
18 Haziran, 2026 14:16 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0 0

BIRAKIN MUHALEFİ DİZAYN ETMEYİ, İŞİNİZE BAKIN, ÜLKENİN DEVASA SORUNLARI ÇÖZÜM BEKLİYOR.

Ülkenin onca, sorunu varken, yapay gündemlerin peşinden sürükleniyoruz. Ülkeyi yönetenler sorunların çözümü yolunda gayret göstermek yerine, süni gündemlerle dikkatleri başka yöne çekmenin derdinde. Ülkenin kronikleşmiş devasa sorunlarının konuşulması istenmiyor.

Kamuoyu araştırmalarına göre Türkiye’nin en önemli sorunu ekonomi ve hayat pahalılığı olarak öne çıkıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinde hayat pahalılığı ilk sırada yer alırken, Asal Araştırma gibi bağımsız anket şirketlerinin çalışmalarında da toplumun büyük bir çoğunluğu ekonomiyi en büyük problem olarak görüyor.

Vatandaşlar ve konunun uzmanları tarafından öne çıkarılan sorunlar sırasıyla, şu başlıklar altında toplanıyor;
* Ekonomik Sıkıntılar Hayat Pahalılığı ve Enflasyon nedeniyle temel gıda ve ihtiyaç maddelerine ulaşımın giderek zorlaşması.
* Yoksulluk: Gelir adaletsizliğinin artması ve alım gücünün ciddi şekilde düşmesi.
* İşsizlik: Özellikle genç nüfus arasında istihdam olanaklarının yetersiz kalması.
* Adalet ve Hukuk: Hukuk sistemine ve yargı bağımsızlığına olan güvenin azalması.
* Eğitim Sistemi: Ezbere dayalı yapı ve fırsat eşitliğinin sağlanamaması.
* Sığınmacı ve Göçmenler: Demografik yapı ve kaynakların paylaşımı üzerindeki toplumsal endişeler.
* Doğal Afetler: Başta deprem olmak üzere afetlere karşı şehirlerin hazırlıksız olması.

Hayat pahalılığı ve yüksek enflasyonun kalıcı çözümü; sıkı para politikaları, yapısal reformlar, hukuki güvenliğin tesisi, kamu tasarrufu ve vergi adaleti sacayaklarının eşzamanlı olarak hayata geçirilmesinden geçiyor.

Ekonomi ve hayat pahalılığı krizinin çözümü için izlenmesi gereken temel yol haritası şudur;

1. Para ve Maliye Politikalarının Sıkılaştırılması. Faiz ve Enflasyon Dengesi: Fiyat istikrarını sağlamak için merkez bankalarının reel faiz politikalarıyla enflasyon canavarını dizginlemesi hedeflenir. M × V = P × Q denklemindeki para arzının kontrol altına alınması kritik öneme sahiptir.
Kamu Disiplini: Bütçe açıklarını kapatmak adına kamuda tasarruf tedbirleri sıkılaştırılmalı, lüks tüketim ve verimsiz harcamalar kısılarak denk bütçe hedefine yaklaşılmalıdır.

2. Yapısal Reformlar ve Üretim EkonomisiTarım ve Gıda Arzı: Gıda enflasyonunu düşürmek için tarımda girdi maliyetleri (gübre, mazot, elektrik) düşürülmeli ve planlı üretim modeline geçilmelidir. Katma Değerli Üretim: İthalata olan bağımlılığı azaltmak, yerli üretimi ve teknoloji odaklı sanayiyi teşvik etmek döviz kurundaki oynaklığı azaltarak maliyet enflasyonunu hafifletir.

3. Hukuki Güvenlik ve Kurumsal BağımsızlıkYatırımcı Güveni: Bağımsız kurumların (Merkez Bankası, TÜİK, Rekabet Kurumu) siyasi müdahalelerden uzak çalışması ve hukukun üstünlüğü ilkesinin tam anlamıyla işlemesi, doğrudan yabancı yatırımları (FDI) Türkiye’ye çekmek için elzemdir.Liyakat: Kurumlarda liyakat esasına dönülmesi, alınan ekonomik kararların piyasadaki güvenilirliğini ve öngörülebilirliğini artırır.

4. Gelir Dağılımı ve Vergi Adaleti Vergi Yükünün Dengelenmesi: Dolaylı vergilerdeki (ÖTV, KDV) yüksek pay azaltılarak; doğrudan vergilendirmeye (kazanç üzerinden alınan gelir ve kurumlar vergisi) ağırlık verilmelidir. Alım Gücünün Korunması: Dar ve sabit gelirli vatandaşların hayat pahalılığı altında ezilmemesi için enflasyonla mücadele edilirken, gelir artırıcı sosyal desteklerin ve maaş güncellemelerinin gerçek enflasyon verilerine göre yapılması sağlanmalıdır.

Halkın ekonomi yönetimine duyduğu güven çok düşük seviyede.
Türkiye’de ekonomi yönetimine olan güvenin düşük kalmasının temel nedenleri, uzun süredir aşılamayan yüksek enflasyon, piyasa beklentileriyle uyuşmayan resmi hedefler ve halkın günlük yaşamına yansımayan refah artışıdır. Kamuoyu araştırmaları ve iş dünyası anketleri, ekonomi politikalarının öngörülebilirliği ve etkinliği konusunda ciddi bir inanç eksikliği yaşandığını ortaya koymaktadır.

Ekonomi başta olmak üzere, ülkenin temel sorunlarının çözümü yolunda çok acil radikal adımların atılması gerekiyor.
Bırakın muhalefi dizayn etmeyi. İşinize, bakın işinize!

İlyas Erbay

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.