Reklam
Reklam
MANSET2Esnaflar Birliginde Tumen Donemi Sona Erdi jpg
Ramazan Öztürk Avatarı
Ramazan Öztürk tarafından
12 Mayıs, 2024 12:07 tarihinde yayınlandı
0

Esnaflar Birliğinde Tümen Dönemi Sona Erdi

Hafta sonu yapılan Karabük Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birlik Başkanlığı Olağanüstü Genel Kurulunda 20 Yıldır Birliğin Başkanlığını yapan Nurettin Tümen, Karabük Servisçiler Odası Başkanı Hüseyin Kılıç’a 6 oy farkla Başkanlığı kaptırdı.

Karabük Esnaf Odaları Birliği’nin hafta sona yapılan Olağanüstü Genel Kurulunda Başkanlığa Karabük Servisçiler Odası Başkanı Hüseyin Kılıç seçildi.

Karabük Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birlik Başkanlığının sadece seçim maddesiyle yapılan olağanüstü genel kurulunda mevcut Başkan Nurettin Tümen  ile Karabük Servisçiler Odası Başkanı Hüseyin Kılıç yarıştı.

Karabük il genelinde bulunan ve Birliğe bağlı olan odaların yönetim kurulu üyelerinden oluşan 117 delegenin oy kullanabileceği kongrede;  112 delege oy kullanırken, 5 delege kongreye katılmadı. Kullanılan 112 oyun 59’unu alan Karabük Servisçiler Odası Başkanı Hüseyin Kılıç aldı,  Nurettin Tümen ise 53 oy aldı. Karabük Servisçiler Odası Başkanı Hüseyin Kılıç 6 oy farkla  Birliğin yeni Başkanı oldu.

Seçimi kazanan Kılıç’ın Birlik Başkanlığı Yönetim Listesinde Cuma Kara, Sedat Çakıl, Mehmet Deniz ve Aydın Gündüz yer aldı. Yasin Özçelik, Mustafa tekelioğlu ve Yasin Kaplan Denetim Kuruluna, Rahmi Eren, Ümit Uludağ ve Erhan Yaman da Disiplin kuruluna seçildiler.

2022 Temmuz ayında yapılan Karabük Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birlik Başkanlığı kongresinde Nurettin Tümen, karşısında rakibi olan Hüseyin Kılıç’tan daha fazla oy alarak seçilmişti. Fakat kongreden iki ay sonra Hüseyin Kılıç tarafından toplanan imzalar ile yeniden olağanüstü kongreye gidilmek istenmişti. Bunun üzerine Tümen, imzaları yargıya taşıyıp olağanüstü kongre talebini iptal etmek istese de mahkeme kongre kararı almıştı.
Yargı kararının ardından yaklaşık 2 yıl sonra yeniden yapılan kongrede seçimleri defa Hüseyin Kılıç kazanarak  Karabük Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birlik Başkanlığının yeni Başkanı oldu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay