Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
10 Nisan, 2015 14:53 tarihinde yayınlandı
0

Eskipazar OSB İçin Görüşmeler Başladı

AK Parti Karabük İl Başkanı Timurçin Saylar, “Eskipazar 1. Etap Metal ürünleri ve Raylı sistemler Organize Sanayi Bölgesi Türkiye’nin en büyük sanayi bölgesi olacak. Bunun içinde Bakanımız ile görüşmelerimiz başladı” dedi.
AK Parti Karabük İl Başkanı Timurçin Saylar, İsmetpaşa bölgesine yapılması planlanan Organize Sanayi Bölgesi çalışmalarını sürdürdüklerini ve Eskipazar’ın Türkiye’nin nadide bölgelerinden biri olacağını söyledi.
Saylar, Eskipazar’ın nüfusunun 5 yıl sonra 100 bini bulacağını da belirterek, “Böyle olunca da hem Karabük gelişecek hem de Eskipazar’ımız gelişecektir. Eskipazar Organize Sanayi Bölgesi için Bakanlığa ve Bakanımıza gerekli bilgiler verildi. Bende bizzat görüşmek adına bugün Ankara’ya gidiyorum. Başbakanımıza bu konu iletildi. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık bey ile de randevu aldık ve inşallah hayırlı sonuçlar alacağız. Eskipazar 1. Etap Metal ürünleri ve Raylı sistemler Organize Sanayi Bölgesi için gerekli çalışmaları yapma adına elimizden geleni Genel Başkan Yarımcımız ve Milletvekilimiz Mehmet Ali Şahin bey, Milletvekilimiz Osman Kahveci ile birlikte yapıyoruz. Karabük teşvikte 3. Bölge konumunda. İsmetpaşa’daki çalışmayla ilgili Maliye Bakanlığı siz bize organize sanayi bölgesi bulun, 100 milyon dolarlık yatırımları getirin bizlerde Karabük’ü 5. Bölge imkanlarından faydalandıralım dedi. Milletvekili adayımız sayın Sedat Namal’da TSO Başkanı olduğu dönemde 2 milyon 600 bin metre karelik arazinin taahhüdünü aldı. İlerde farkına bile varmadan bu bölgede mantar gibi fabrikaların bittiğini herkes görecek” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
w1
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
21 Mayıs, 2026 14:42 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

TÜİK’İN ÇOCUK VERİLERİ İÇLER ACISI !

Türkiye’nin demografik yapısı hızla değişiyor. Bu durum uzmanlar tarafından demografik bir kriz olarak nitelendiriliyor. Genç nüfustaki azalma ve doğurganlık oranlarının düşmesi sosyal, ekonomik ve stratejik açıdan ciddi tehlikeler barındırıyor.

Türkiye’nin toplam nüfusu şu an artmaya devam etse de, yıllık nüfus artış hızı Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyelerine geriledi. Toplam doğurganlık hızı 1,51 çocuğa kadar düştü. Uzmanlar, nüfusun 2050’li yılların ortasına kadar 90-94 milyon bandında zirveyi görüp sonrasında kalıcı bir azalışa geçeceğini öngörüyor.

TÜİK tarafından Nisan 2026’da yayımlanan en güncel “İstatistiklerle Çocuk” verilerine göre, Türkiye’de yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındaki çocukların oranı %36,8
Bu oran, Türkiye’deki yaklaşık 21,3 milyon çocuktan 7 milyon 870 binine denk geliyor.

Risk altındaki erkek çocukların oranı %36,0 iken, kız çocuklarında bu oran %37,8’e çıkmaktadır.
Türkiye genelinde yetişkin nüfusun yoksulluk veya sosyal dışlanma riski oranı %27,9 seviyesinde kalırken, çocuklardaki risk bu orandan yaklaşık 9 puan daha fazladır.
Çocuk nüfus oranının en yüksek olduğu il %43,3 ile Şanlıurfa, en düşük olduğu il ise %15,9 ile Tunceli’dir

EUROSTAT VERİLERİ TÜİK VERİLERİ İLE ÖRTÜŞÜYOR.

Avrupa İstatistik Ofisi Eurostat, Avrupa Birliği ülkelerinde ve Türkiye’de yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında bulunan insan sayısını çıkarmış. Eurostat 2025 verilerine göre; Avrupa Birliği ülkelerinde yüzde 20.9 olan yoksulluk ve sosyal dışlanma riski Türkiye’de yüzde 29.8 olarak ölçülmüş. Bu oranla Avrupa ülkeleri arasında ilk sıradayız.
Türkiye 25 milyonluk nüfusla Avrupa’da yoksulluk ve sosyal dışlanma riskinde zirvede yer alıyor. Özellikle emeklilerdeki risk oranı Avrupa ortalamasının iki katını aşıyor.
TÜRK-İŞ’in her ay sonu açıkladığı açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarına bakarsak; emeklilerin neredeyse tamamı açlık sınırı rakamlarının da altında yaşam mücadelesi veriyor.
Avrupa kıtasında gelir ve refah seviyesi açısından uzun süredir alt sıralarda yer alan Türkiye, artık yoksulluk ve sosyal dışlanma istatistiklerinde de liderlik koltuğuna oturmuş durumda.

Ülkemizde yaklaşık 25 milyon insan, gelir yetersizliği, beslenme alışkanlıklarındaki zorluklar ve sınırlı sosyal olanaklar nedeniyle yoksulluk ve sosyal dışlanma riskiyle yaşamını sürdürüyor.

SOSYAL DIŞLANMA; bireylerin ya da belirli toplumsal grupların ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal haklara erişiminin kısmen veya tamamen engellenerek toplumun dışına itilmesi durumudur. Bu kavram, bireyin sadece yoksul olmasını değil; eğitim, sağlık, istihdam ve karar alma mekanizmaları gibi toplumsal süreçlerin dışında kalmasını da ifade eder.

Avrupa’da 65 yaş ve üzerinde yoksulluk ve sosyal dışlanma riskiyle karşı karşıya olanların yüzde 15.6 olurken, Türkiye’de bu oran yüzde 38.1’e yükselmiş.

Görüldüğü gibi, Avrupa İstatistik Ofisi Eurostat ve TÜİK verileri, Türkiye için acı tabloyu gözler önüne seriyor.
Genç nüfusumuz azalıyor diye yakınıyoruz. Çocuk sahibi olmayı teşvik ediyoruz. İyi de,
yoksulluk ve sosyal dışlanma riskindeki çocukların oranı % 36.8 iken nasıl olacak bu iş?

İlyas Erbay