AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, partisinin Eskipazar İlçe Teşkilatınca düzenlenen Danışma Kurulu Toplantısına katıldı. Eskipazar Gençlik Merkezi Salonu’nda düzenlenen toplantıda konuşan Şahin, 24 Haziran’da yapılacak erken seçimler için tarihi diyebilecekleri önemli bir karar aldıklarını söyledi.
3 Kasım 2019 tarihinde yapılması icap eden Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin 65 gün sonra 24 Haziran’da yapılması için erken bir seçin kararı aldıklarını ifade eden Şahin, “Bu herhangi bir seçim kararı değil. Çünkü bu seçim kararı ile Türkiye yeni bir sisteme geçecek. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçecek. Bu aslında Başkanlık sistemidir. Devlet Bahçeli, başkanlık sistemine karşı olduğunu söyleyen ifadeler kullandığı için biz bu sistemin ismini Cumhurbaşkanı hükümet sistemi olarak koyduk. Ama artık 24 Haziran’dan sonra bu sisteme gerçek adı ne ise onu vermek lazım. Bu bir başkanlık sistemidir. Türkiye’ye özgü bir sistemdir ama bu bir nevi başkanlık sistemidir” ifadelerini kullandı.
“Hodri meydan diyen ana muhalefet partisinin meydanda güreşecek pehlivanı yok”
MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamasından sonra ana muhalefet partisi CHP’nin “Hodri meydan” dediğini kaydeden Şahin, “Hodri meydan, diyen ana muhalefet partisinin meydanda güreşecek daha pehlivanı yok. Adayınız kim? Cumhurbaşkanı adayınız kim? Bu sistemden sonra Cumhurbaşkanı hem devletin, hem milletin hem de hükümetin başı olacak. Yani iktidar hükümet olacak. Bir siyasi parti ben iktidara gelmeye hazırım yüzde 60 alacam diye atıyor ya, buna inanıyorsan senin genel başkanın hemen çıkıp ben adayım demesi gerekmez mi? Kılıçdaroğlu niye adayım diyemiyorsun. Herhalde onu mahcup etmek için genel başkan yardımcısı Öztürk Bey, eğer Kılıçdaroğlu aday olmazsa ben Cumhurbaşkanı adayım, dedi. Bugün Muharrem İnce ile görüşmüş, herhalde onu işin içine itmeye çalışıyor” dedi.
“GENEL BAŞKANLIĞI KOLTUĞU TÜRKİYE’Yİ YÖNETECEK CUMHURBAŞKANLIĞI KOLTUĞUNDAN ÇOK DAHA DEĞERLİ”
Şahin, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
“Bir ana muhalefet partisinin genel başkanı böylesine önemli bir seçimde ben Cumhurbaşkanı adayı olarak varım, kazanacağım diyemez mi? Diyemiyor çünkü güvenmiyor kendisine. Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısında 9. kez mağlup olacağının ateşi düşmüş içine. Diyelim ki aday oldu, güç bela yaptılar. Kazanamayacağını biliyor. Cumhurbaşkanı adayı olunca tabi milletvekili olamayacağı için muhtemelen genel başkanlık koltuğu da gidecek. Bir korkusu daha var, hakkında açılmış ve açılacak çok ceza davası var. Milletvekili olamayınca dokunulmazlığı da olmadığından yargılanıp hüküm giyeceği korkusu var. Onun için milletvekili ve genel başkanlığı koltuğu Türkiye’yi yönetecek Cumhurbaşkanlığı koltuğundan çok daha değerli. Böyle adamdan Türkiye’ye hayır gelir mi? CHP’ye hayır gelir mi Allah aşkına. Biz ana muhalefet partisi CHP’nin bir an önce Cumhurbaşkanı adayı belirlemesini, ortaya çıkmasını ve tabii Kılıçdaroğlu’nun beklenti odur, biran önce Cumhurbaşkanı adayıyım diye ortaya çıkmasını bekliyoruz. Bu erken seçim kararı CHP’yi ve partilileri rahatsız etti, üzdü. Erken seçim, erken seçim diyorlardı, şok oldular.”


Eskipazar AK Parti İlçe Danışma Kurulu toplantısı yapıldı
MÜJDE, ULTRA ZENGİN SAYIMIZ 4208 OLMUŞ !
Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği, son yıllarda belirgin bir şekilde derinleşmiş durumda. Güncel verilere göre Türkiye, Avrupa’da gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke konumunda. En yüksek gelire sahip %20’lik grup, toplam gelirin yaklaşık %48’ini alırken; en düşük gelire sahip %20’lik kesim toplam gelirden yalnızca %6,4 pay alabilmekte. En zengin %10’luk kesimin geliri, en yoksul %10’luk kesimin gelirinden yaklaşık 15 kat daha fazla. Gelir dağılımı eşitliğini ölçen Gini katsayısı Türkiye’de 0,461 seviyesinde. Avrupa Birliği ortalaması 0,29
ULTRA ZENGİN SAYIMIZ SON 5 YILDA %93.5 ARTMIŞ
İngiliz gayrimenkul danışmanlık şirketi Knight Frank’ın The Wealth Report 2026 verilerine göre Türkiye’de 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı son 5 yılda %93.5 artmış.2174 ten 4208’e çıkmış. Milyarder sayımızın aynı dönemde 35 ten 46 ya çıkacağı öngörülüyor.
Milyonlarca insan açlık ve yoksulluk mücadele ederken, milyarderlerimizin sayısı hızla artıyor.
GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİNİ ÖNLEME ÇABALARI YETERSİZ
Dünya Bankası verilerine göre Türkiye, gelir eşitsizliği bakımından 130 ülke arasında 28. sırada yer alarak birçok gelişmekte olan ülkeden daha kötü bir tablo sergiliyor. Bu adaletsizlik, orta sınıfın zayıflamasına ve halkın büyük bir kesiminin ( yaklaşık her 10 kişiden 6’sı ) borçlu bir şekilde yaşamını sürdürmesine neden olan sosyoekonomik bir krizin temel taşlarından biridir.
Gelir dağılımdaki adaletsizliği önlemek için devletler tarafından uygulanan en temel yöntem, maliye politikası araçlarını kullanarak geliri piyasada oluştuğu halinden (birincil dağılım) daha adil bir seviyeye (ikincil dağılım) taşımaktır.
Bu adaletsizliği önlemek için kullanılan başlıca stratejiler şunlardır:
– Yüksek gelir gruplarından daha yüksek oranda vergi alınarak, toplanan kaynağın alt gelir gruplarına aktarılmasıdır.
– Düşük gelirliler üzerindeki vergi yükünü azaltmak amacıyla asgari ücretten vergi alınmaması veya temel gıdada vergi indirimleri yapılmasıdır.
– Gelirin ötesinde, birikmiş servet üzerinden alınan vergilerle servet yoğunlaşmasının önlenmesi hedeflenir.
– Yoksulluk sınırı altındaki ailelere yönelik doğrudan nakdi transferler ve sosyal güvenlik ödemeleridir.
– Sağlık, eğitim ve barınma gibi temel hizmetlerin devlet tarafından ücretsiz veya sübvansiyonlu sunulması, alt gelir gruplarının harcamalarını azaltarak dolaylı gelir artışı sağlar.
– Asgari ücretin yaşam standartlarını karşılayacak düzeyde belirlenmesi, Gini katsayısını (eşitsizlik ölçütü) düşüren doğrudan bir araçtır.
– Eğitim ve mesleki eğitim politikalarıyla düşük nitelikli işgücünün verimliliği artırılarak daha yüksek ücret alabilmeleri sağlanır.
– İşsizliğin azaltılması, hanehalkı gelirlerini doğrudan artırarak eşitsizliği azaltan en kritik faktörlerden biridir.
– Vergi kaçakçılığının önlenmesi ve çalışanların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması gelir dağılımını iyileştirir.
– Eğitim ve sağlığa erişimde adaletin sağlanması, bireylerin ekonomik basamakları tırmanma şansını (sosyal mobilite) artırır.
Bu konularda bir takım çalışmalar olsa da gelir dağılımı adaletsizliğini önlemede son derece yeteresiz.
Ne yazık ki, yoksulla zengin arasındaki makas her geçen gün daha da açılıyor.
24 yılın sonunda geldiğimiz durumun özeti budur.
İlyas Erbay


