Eski yolu kullananların sayısı 4 kat arttı: Bolu Dağı’ndan 46 bin 507 araç geçti - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
05 Ağustos, 2024 16:22 tarihinde yayınlandı
0
0

Eski yolu kullananların sayısı 4 kat arttı: Bolu Dağı’ndan 46 bin 507 araç geçti

Çalışmalar sebebiyle ulaşıma kapatılan Bolu Dağı Tüneli’nden D-100 kara yoluna yönlendirilen araçların 4 kat arttığını ifade eden Bolu Valisi Erkan Kılıç, her pazar yolun yoğun olmasını beklediklerini ve sürücülerin alternatif yolları kullanmasını istedi.

Heyelan riski sebebiyle TEM Otoyolu Bolu Dağı Tüneli geçişinde tünel tüpünün 67 metre uzatılması çalışmaları nedeniyle sürücüler D-100 kara yoluna yönlendiriliyor. İstanbul istikametine gitmek isteyen sürücüler, D-100 kara yolunda zaman zaman yoğunluk oluşturuyor. Pazar günü saat 16.00’dan gece saat 03.00’e kadar Bolu geçişinde uzun araç kuyrukları oluştu. Tünel kapanmadan önce D-100 kara yolunu kullanan araçların sayısı 10 bin civarındayken, pazar günü bu sayı 4 kat artarak 46 bin 507 oldu.

Büyük araçlar pazar günü Bolu’dan geçemeyebilir

Bolu Valisi Erkan Kılıç, İl Jandarma Komutanı Mehmet Avcı, İl Emniyet Müdür Yardımcısı Recep Peker Eryılmaz, Karayolları 41. Şube Şefi Cengiz Topel Metindoğan, Bolu Dağı Tüneli Kontrol Merkezi Bakım İşletmesi Şefi Murtaza Beşiroğlu, Bölge Trafik Denetleme Şube Müdür vekili Başkomiser Ali Yılmaz ve Trafik Tescil Denetleme Şube Müdür Vekili Başkomiser Atilla Erdem konuyla ilgili toplantı gerçekleştirdi. Yapılan toplantıda sürücülerin kullanabileceği alternatif yollar ele alındı. Ayrıca Karabük-Çankırı-Ankara illerinden yoğunluğun olduğu pazar günlerinde İstanbul istikametine büyük araçların geçişine izin verilmemesi konusunda çalışmalar yapılacak.

Vali Kılıç, sürücülerin sabırlı olmasını istedi

Sürücülerin yoğunluktan etkilenmemesi için alternatif yolları da kullanabileceklerini belirten Vali Erkan Kılıç, “İstanbul istikameti kapatmayla beraber 3 şerit olan İstanbul yolu istikameti Abant Kavşağı’ndan itibaren D-100’e verildi. D-100’de bildiğiniz üzere 2 şeridimiz var. Toplam İstanbul istikametinde ve otoyol 5 şeritten 2 şeride düşmüş oluyor. Bundan kaynaklanan trafik yoğunluğu gerçekleşmiş oldu. Bu yoğunluk da vatandaşlarımızın pazartesi günü başlayacaklarından dolayı trafik yoğunluğu pazar gününe tabii denk geldi. Bu yoğunluktan dolayı da otoyolda 8 kilometrelik bir kuyruk oluştu. Bu kuyruğun da sıfırlanması gece saat 03.00’ü buldu. Yani dün saat 16.00’dan bugün 03.00’e kadarki yoğunluğu hep beraber yaşadık. Bu süre zarfında kara yolları ve bizim jandarma emniyet görevlilerimiz sahadaydı. Bu yoğunluğu azaltma anlamında çok gayret içerisinde oldular. Bu süre içerisinde de yoğunluğu bekliyoruz. Özellikle pazar günü sürücülerimizin bundan az etkilenmesi anlamında özellikle alternatif 2 tane yolumuz var. Beypazarı-Nallıhan-Mudurnu-Akyazı-Adapazarı yoluyla yine alternatif olarak Ankara-Eskişehir-Bilecik-Adapazarı üzerinden İstanbul’a sürücülerimiz ulaşabilir. Özellikle otomobil kullanıcılarının bu yolları tercih edebilir. Bunun yanında pazar günü yollarımızdaki tır yoğunluğunu azaltma anlamında Ankara Karabük, Çankırı illerinde illerinden İstanbul’a gidecek olan tır sahiplerinin de saat 00.00’dan sonra trafiğe çıkmaları noktasında bununla ilgili de çalışma yürüteceğiz. Bu yoğunluğu bizler bekliyorduk, beklediğimiz gibi de oldu. Özellikle pazar günleri için vatandaşlarımızdan, sürücülerimizden bu 50 günlük süre içerisinde bize yardımcı olmaları, biraz daha sabırlı olmalarını bekliyoruz” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay