Karabük Postası tarafından
24 Şubat, 2016 14:32 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Erasmus ve Farabi Değişim Programları hakkında bilgilendirme

Karabük Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Koordinatörlüğü, Erasmus Öğrenim ve Staj Hareketliliği ile Farabi Yurtiçi Değişim Programı hakkında bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Teknoloji Fakültesi Bektaş Açıkgöz Konferans Salonu’nda gerçekleşen programa öğrenciler ve öğretim elemanları katıldı. Toplantıda Uluslararası İlişkiler Koordinatör Yardımcısı Okutman Kerim Tanış, Erasmus Öğrenim ve Staj Hareketliliği, Uluslararası İlişkiler Koordinatörlüğü Bilgi İşlem Sorumlusu Gökhan Özdemir ise Farabi Değişim Programı hakkında bilgiler verdi. Okutman Kerim Tanış toplantıda yaptığı sunumda, Erasmus Programı kapsamında önlisans, lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyindeki öğrencilere ve öğretim elemanlarına üniversitenin anlaşmalı olduğu Avrupa Birliği Ülkeleri dahilindeki üniversitelerde eğitim-öğretim imkanı sağlandığını belirtti. Tanış, Üniversitemizde 2008 yılında başlayan program ile şuana kadar 750 öğrencinin çeşitli AB ülkelerinde eğitim alma imkanı bulduğunu da aktardı. Erasmus hibesinin Ulusal Ajans aracılığıyla Avrupa Komisyonu’ndan alınarak her yıl üniversiteler arasında kontenjanlara göre belirlendiğini söyleyen Kerim Tanış öğrencinin gittiği ülkenin ekonomik şartlarına göre aylık 300 – 500 Euro arasında hibe aldığına da değindi. Okt. Kerim Tanış, öğrencilerin başvuru şartlarını sağladıkları takdirde Mart ayı içerisinde başvurularını yapabileceklerini belirterek, Yabancı Dil Sınavı’nın da 19 Mart 2016’da Yabancı Diller Yüksek Okulu tarafından gerçekleştirileceğini söyledi. Uluslararası İlişkiler Koordinatörlüğü Bilgi İşlem Sorumlusu Gökhan Özdemir de Farabi Değişim Programı hakkında bilgiler aktardı. Özdemir, Farabi Değişim Programı’nın üniversite ve yüksek teknoloji enstitüleri bünyesinde önlisans, lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde eğitim-öğretim yapan yükseköğretim kurumları arasında öğrenci ve öğretim elemanı değişim programı olduğunu kaydetti. Gökhan Özdemir ayrıca Program ile öğrencilerin veya öğretim elemanlarının bir veya iki yarıyıl süresince kendi kurumlarının dışında bir yükseköğretim kurumunda eğitim ve öğretim faaliyetlerine devam edebildiklerini de sözlerine ekledi. Özdemir, Farabi Değişim Programı için başvuru tarihlerinin 16-25 Mart 2016 olduğunu belirterek; programdan örgün öğretimde kayıtlı ve not ortalaması kriterlerini karşılayan tüm öğrencilerin faydalanabileceğini söyledi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.