Karabük Postası tarafından
25 Eylül, 2021 12:40 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

“Endüstriyel İşletmelerde Yangın Güvenliği Çalıştayı” başladı

AFAD İl Müdürü Erbay: "Endüstri yangını ekonomiye daha çok zarar veriyor" Karabük İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) tarafından düzenlenen “Endüstriyel İşletmelerde Yangın Güvenliği Çalıştayı’ Safranbolu ilçesinde başladı. Sanayi yangınlarının önlenmesinde yenilikçi ve etkili yaklaşımlar getirmek amacıyla düzenlenen ve ve 2 gün sürecek olan ‘Endüstriyel İşletmelerde Yangın Güvenliği Çalıştayı’ kurum müdürlerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Çalıştay ile ilgili gazetecilere açıklamalarda bulunan AFAD İl Müdürü Gazanfer Erbay, “25-31 Eylül ülkemizde İtfaiyecilik Haftası olarak kutlanıyor. Ülkemizde doğa kaynaklı tehlikelerden sonra en büyük zarar veren insan kaynaklı afet yangınlar. Bu yangınların içerisinde endüstri yangınları çok çok daha fazla zarar görüyor. Bir yerde endüstri yangını olduğunda günlerce, haftalarca sürebiliyor. Ekonomiye çok daha fazla zarar veriyor” dedi. Erbay, endüstriyel yangınlarıyla ilgili Avrupa Birliği'ne “Sanayi Yangınlarının Önlenmesi ve Müdahalesinde Yenilikçi ve Etkili Yaklaşımlar” isimli proje verdiklerini ifade ederek, “Projemizin amacı sanayi yangınlarının önlenmesinde yenilikçi ve etkin yaklaşımlar. Bu konuda hazırlanmış literatür taradığımızda sanayi yangınlarını söndürülmesine yönelik herhangi bir eğitim modülü yoktu. Sanayi yangınlarının söndürülmesi ve müdahalesi diğer yangınlara göre çok daha zor ve çok daha teknik, profesyonellik isteyen bir uygulama” diye konuştu. Hazırlanan “Sanayi Yangınlarının Önlenmesi ve Müdahalesinde Yenilikçi ve Etkili Yaklaşımlar” projesinin 132 milyon değerinde olduğunu aktaran Erbay, “Ortaklarımızda Karabük Üniversitesi , Karabük Belediyesi, KARDEMİR, yerli ve yabancı ortaklarımız var. Projemiz devam ediyor. Bizde bu proje kapsamında yangın haftasında ‘Endüstriyel İşletmelerde Yangın Güvenliği’ isimli çalıştayımızı düzenledik” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.