Karabük’te Türk Polis Teşkilatının 174. Yılı etkinlikleri kapsamında araç kullanırken takılması gereken emniyet kemerinin önemi simülasyon aracıyla anlatıldı.
Karabük’te Trafik Eğitim ve Planlama Daire Başkanlığı tarafından emniyet kemerinin önemini uygulamalı bir şekilde göstermek için Kemal Güneş Caddesi’nde Trafik Simülasyon Aracı kuruldu. Simülasyon ile araca binen vatandaşlar trafik kazasında emniyet kemeri takılmadığında karşılaşabilecekleri riskleri uygulamalı olarak görürken, simülasyon ile verilen eğitimde emniyet kemeri takma oranını yükselterek kaza sonucu ölüm ve yaralanmayı azaltmak amaçlanıyor.
Etkinlik ile ilgili açıklama yapan Şehir İçi Bölge Trafik Şube Müdür Vekili Komiser Yardımcısı Mehmet Yücel Kafkas, Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre dünyada 1 milyon 250 bin kişinin trafik kazalarında hayatını kaybettiğini belirterek, “Ülkemizde de her yıl yaklaşık 7-8 bin civarında vatandaşımızın hayatını kaybettiğini istatistik verilerinden öğrenmekteyiz. Bu ölüm ve yaralanmayı en aza indirgeyebilmek için trafik denetimlerini her ne kadar yapsak da bunun önüne geçmekte zorlanıyoruz. Özellikle ölümlü ve yaralanmalı kazalarda insan hatası yüzde 90 civarında kusur olduğunu görüyoruz. Bunun 8.4’ünün ise yaya kusurlu kaynaklı olduğunu görüyoruz. Yüzde 0.3 yol, yüzde 0.3 ise araç hatalarından kaynaklı.” dedi.
“ŞUANDA ÇOK YOĞUN BİR İLGİ VAR”
Kafkas, Karabüklü vatandaşlara emniyet kemerinin önemini anlatmak ve uygulamalı olarak göstermek için Trafik Eğitim Daire Başkanlığı tarafından simülasyon aracının gönderildiğini ifade ederek şunları söyledi: “Şuanda çok yoğun bir ilgi var. Öncelikle bu eğitim aracına ilgi gösteren vatandaşlarımıza teşekkür etmek istiyorum. Trafik Tescil Denetleme Şube Müdürlüğü olarak ilerleyen günlerde emniyet kemeri ile ilgili sık sık denetim yapacağız. Öncelikle vatandaşlarımıza eğitim vermek, uyarmak adına böyle bir organizasyon yaptık. Buradan tüm vatandaşlarımıza emniyet kemerini muhakkak taksınlar.”


Emniyet kemerinin önemi simülasyon aracı ile anlatılıyor
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


