Elektrikli Araçların Ardından Motosikletler de Servis Şartına Dahil Edildi - Karabük Haber Postası
677669352ce5c
Berkay Doğan Avatarı
Berkay Doğan tarafından
02 Ocak, 2025 13:24 tarihinde yayınlandı
0
0

Elektrikli Araçların Ardından Motosikletler de Servis Şartına Dahil Edildi

Ticaret Bakanlığı, elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araçlara yönelik düzenlemeleri genişleterek yeni bir tebliğ yayınladı.

Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğe göre, motosikletler, traktörler ve römorklar da artık servis altyapı zorunluluğu kapsamına alındı.

7 Bölgede 20 Yetkili Servis Şartı Genişletildi
Daha önce yalnızca elektrikli araçlar için geçerli olan ve araçların ithalatı için Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesinde en az 20 yetkili servis bulunması şartı, yeni düzenleme ile elektrikli motosikletleri, traktörleri ve römorkları da kapsayacak şekilde genişletildi. Bu, ithalatçıların yalnızca araçları değil, aynı zamanda gerekli servis altyapısını da kurmalarını zorunlu kılıyor.

Vatandaşın Sorunları Çözülüyor
Son dönemde metropollerde artan trafik nedeniyle motosiklet kullanımının yaygınlaştığı Türkiye’de, vatandaşlar parça temini ve bakım hizmetleri konusunda ciddi sıkıntılar yaşıyordu. Bu yeni düzenleme ile kullanıcıların bu sorunlarının giderilmesi hedefleniyor.

Tebliğin Detayları
Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan tebliğe göre:
• İthal edilecek araçlar için, belirlenen standartlara uygun 20 servis istasyonu belgelendirilecek.
• Bakım ve onarımdan sorumlu kişilerin yeterlilik belgeleri olacak.
• Türkiye’de kurulmuş çağrı merkezi hizmeti sunulacak.

Yürürlük Tarihi
Yeni düzenleme, 1 Ocak 2025 itibarıyla yürürlüğe girecek. Bu tarihten sonra, kapsam dahilindeki araçların ithalatı için bu şartların sağlanması zorunlu olacak.

Bu düzenleme ile hem kullanıcı deneyiminin iyileştirilmesi hem de Türkiye genelinde servis altyapısının yaygınlaştırılması hedefleniyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
1
Peri Dilbaz Avatarı
Peri Dilbaz
23 Nisan, 2026 09:46 tarihinde yayınlandı
0
0

Enerji ve Psikoloji: Görünmeyeni Anlamak

İnsan, sadece etten ve kemikten ibaret değildir. Duyguları, düşünceleri ve fark edilmesi daha zor olan bir yönüyle enerjisiyle var olur. Peki sıkça duyduğumuz bu “enerji” kavramı nedir? Gerçekten var mıdır, yoksa yalnızca soyut bir anlatım biçimi midir?  Bilimsel açıdan baktığımızda enerji var olan her şeyin temel yapı taşıdır. Bedenimiz biyolojik bir sistem olarak elektriksel ve kimyasal sinyallerle çalışır. Kalbimizin ritmi, beynimizin dalgaları, sinir sistemimizin iletimleri… Tüm bunlar aslında birer enerji akışıdır. Ancak mesele yalnızca fiziksel enerjiyle sınırlı değildir. Psikolojik açıdan enerji, çoğu zaman kişinin duygu durumu, zihinsel yükü ve içsel dengesiyle kendini gösterir. “Bugün enerjim yok” dediğimizde aslında tükenen şey kas gücümüz değil ruhsal kapasitemizdir. Ya da birinin yanındayken kendimizi iyi hissedip, bir diğerinin yanında daralmamız… Bu da kişiler arası psikolojik enerji alışverişinin bir yansımasıdır. İnsan bedeni, yalnızca biyolojik değil aynı zamanda anlam üreten bir sistemdir. Bu sistemin kendine ait bir zekası vardır. Beden, zihnin fark etmediğini hisseder. Bazen açıklayamadığımız bir huzursuzluk, bazen sebepsiz bir rahatlama… Bunlar beden enerjisinin verdiği sinyallerdir. Örneğin, uzun süre bastırılmış duygular bedende gerginlik olarak birikir. Omuz ağrıları, mide sorunları ya da kronik yorgunluk çoğu zaman sadece fiziksel değildir; duygusal yüklerin bedendeki izleridir. Bu noktada “beden zekâsı” kavramı önem kazanır. Beden zekası, insanın kendini dinleyebilme kapasitesidir. Aç mı, yorgun mu, üzgün mü, güvende mi.  Bunları fark edebilmek, aslında enerjiyi doğru yönetebilmenin ilk adımıdır. Çünkü enerji, yönlendirilmediğinde dağılır  fark edildiğinde ise dönüşür.

Modern yaşamın en büyük sorunlarından biri, insanın kendi enerjisiyle bağını koparmasıdır. Sürekli dış uyaranlara maruz kalmak, hız, stres ve beklentiler… Tüm bunlar kişinin içsel dengesini zayıflatır. Bu yüzden bugün birçok insan “neden bu kadar yorgunum?” sorusunu sormaktadır. Oysa cevap çoğu zaman dışarıda değil, içeridedir.

Enerji yönetimi, aslında psikolojik dayanıklılığın bir parçasıdır. Kişi sınır koyabildiğinde, duygularını bastırmak yerine ifade edebildiğinde ve kendine temas edebildiğinde enerjisini korur. Aksi halde tükenmişlik kaçınılmaz hale gelir.

Sonuç olarak; enerji mistik bir kavramdan ziyade, insanın hem biyolojik hem de psikolojik varoluşunun bir bütünüdür. Onu anlamak için uzaklara bakmaya gerek yok. Bedenin verdiği sinyallere kulak vermek, duyguları inkâr etmemek ve kendine alan açmak… Belki de en gerçek enerji çalışması budur.

Çünkü insan, en çok kendisiyle temas ettiğinde dengelenir.