Karabük Postası tarafından
15 Mayıs, 2014 08:51 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Eğitimci – Yazar Senai Demirci’den İnsanlığa Farklı Bir Bakış

Karabük Üniversitesi Çevre ve Sağlık Kulübü, İşletme Kulübü ve Sosyal Sorumluluk ve Dayanışma Kulübünün ortaklaşa organize etmiş olduğu "Karabük Üniversitesi Sosyal Gelişim Zirvesi" kapsamında Dr. Senai Demirci ile "İnsan Olmanın Sorumluluğu" adlı konferans düzenlendi. Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz Konferans Salonu'ndaki Sosyal Gelişim Zirvesi programına Rektör Prof. Dr. Burhanettin Uysal, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İbrahim Kadı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Güneş Üniversite Dekanları, Akademik Personel ve İdari Personel ile çok sayıda öğrenci katıldı. Karabük Üniversitesi'ne gelmekten çok mutlu oldum ve programa gelmeden önce Eşim Semine ve benim adıma güzel bir hediye olan ağaçlarımızı diktik." diyerek konuşmasına başlayan, Eğitimci-Yazar Dr. Senai Demirci; " Ne yaparsanız yapın emeğe saygı gösterin. Ömür bir yolculuktur. Geldik gidiyoruz bu hayattan. Bu yüzden kendinize sormalısınız nerden geldim, nereye gidiyorum, niçin gidiyorum. Soruları hayatınızda cevaplayarak hareket etmeye çalışın. Onun sayesinde birbirimizi seviyoruz, Onun sayesinde birbirimizin yüzüne bakıyoruz. Müslüman olmak, insan olmanın üzerine inşa ettiğimiz bir şeydir. İnsan olmayı atlayarak Müslüman olamayız. Evvela insanız. Müslümanlık insaniyet-i kübradır. İnsan gömleği üzerine giydiğimiz gömlektir İslâmiyet." dedi ve Namaz, Hz. Yusuf Peygamberin hayatı, Kainat hakkında katılımcılara bilgiler verdi. Konferans sonunda Senai Demirci'ye verdiği değerli bilgilerden dolayı teşekkür eden, Rektör Prof. Dr. Burhanettin Uysal; "İnsan olmanın bir sorumluluğu olan kan veren öğrencilerimiz geçtiğimiz hafta Türkiye rekoru kırarak 2023 ünite kan bağışladılar. Gençlerimize ve sizlere çok teşekkür ediyoruz. Bugün dikmiş olduğunuz fidanınızı her üç ayda bir gelip sulamanızı ve 32bin öğrencimiz olan fidanlarımızı da yeşertmeye bekleriz." dedi ve hediyelerini takdim etti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.