E-sigara içenlerin akciğerinde Kovid’e benzer lezyonlar tespit edildi - Karabük Haber Postası
564 jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
28 Temmuz, 2024 13:12 tarihinde yayınlandı
0
0

E-sigara içenlerin akciğerinde Kovid’e benzer lezyonlar tespit edildi

Elektronik sigara kullanımı, sağlık uzmanları ve toplum sağlığı savunucuları arasında ciddi endişelere yol açmaktadır. Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Orhan Yücel’in açıklamaları, e-sigaranın potansiyel sağlık risklerini ve özellikle gençler üzerindeki olumsuz etkilerini gözler önüne sermektedir. Doç. Dr. Yücel, elektronik sigaranın akciğerlerde Kovid-19 benzeri lezyonlar oluşturabileceğini ve bu lezyonların kısa sürede bile ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurgulamaktadır.

BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesi’nde Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Orhan Yücel, e-sigaranın gençler arasında hızla yayılmasının, bu yaş grubunun sağlığı üzerinde büyük bir tehdit oluşturduğunu belirtmektedir. Elektronik sigaralar, genellikle sigarayı bırakmak isteyenler için bir alternatif olarak pazarlansa da gerçekte bu ürünler kullanıcıları daha fazla bağımlı hale getirmektedir. İçerdiği çeşitli kimyasallar ve yüksek nikotin oranları, gençleri ve yetişkinleri ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya bırakmaktadır. Yücel, e-sigaraların, içeriklerinin dünya genelinde kontrol edilememesi nedeniyle normal sigaralardan bile daha tehlikeli olabileceğini ifade etmektedir.

“Sadece nikotin değil, bağımlılık yapıcı birçok zararlı madde var”

Elektronik sigaraların içerdiği maddeler, genellikle kullanıcılar tarafından tam olarak bilinmemekte ve bu durum, sağlık üzerindeki olumsuz etkileri artırmaktadır. Yücel, “E-sigara kullanımının sadece nikotin değil, aynı zamanda bağımlılık yapıcı birçok zararlı madde içerdiğini belirtmektedir. Özellikle gençler arasında yaygınlaşan bu ürünler, akciğerlerin immün sistemini zayıflatarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. E-sigaraların içeriğindeki tatlandırıcılar ve aromalar, kullanıcıların bu ürünlere olan bağımlılığını artırmakta ve bu da sağlık risklerini daha da genişletmektedir” uyarısında bulundu.

 

“Pasif içiciliği gizli bir tehlike haline getirmektedir”

Elektronik sigara dumanında yer alan zehirli maddeler ve nikotinin pasif içiciler için de ciddi bir risk oluşturduğuna işaret eden Doç. Dr. Yücel, “Elektronik sigaranın kokusuz olması, maruziyetin fark edilmemesine neden olurken bu durum pasif içicilerde de bağımlılığa ve toksik madde alımına yol açmaktadır. Normal sigaraların aksine, e-sigaralarda koku bulunmaması, pasif içiciliği gizli bir tehlike haline getirmektedir. Bu da, bu kişilerin daha fazla toksine maruz kalmasına ve hatta kanser riskinin artmasına neden olabilir” dedi.

 

“Erken yaşta ölümlerle ilişkilendirilebilir”

Doç. Dr. Yücel, e-sigara kullanımının kısa vadede bile ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtmektedir. Amerika’da yapılan araştırmalara dayanarak e-sigara kullanan kişilerin akciğerlerinde Kovid-19’a benzeyen lezyonlar tespit edildiğini ve bu durumun üç ay gibi kısa bir sürede bile görülebildiğini ifade etmektedir. “Bu bulgular e-sigaranın gençler arasında hızla yayılan bir sağlık tehdidi olduğunu göstermektedir” diyen Doç. Dr. Yücel, bu ürünlerin erken yaşta ölümlerle ilişkilendirilebileceğini ve e-sigara kullanımının potansiyel olarak ölümcül sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurgulamaktadır.

Elektronik sigara kullanımının toplum sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri, geniş bir yelpazeye yayılmaktadır. Doç. Dr. Yücel, bu ürünlerin sadece kullanıcılara değil, aynı zamanda toplum genelinde de ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek “E-sigara kullanımının yaygınlaşmasının özellikle gençler arasında bir alışkanlık haline gelmesi, toplum sağlığı açısından büyük bir endişe kaynağıdır. Sağlık uzmanları, bu konuda toplumun bilinçlendirilmesi ve gençlerin bu tehlikeli alışkanlıktan korunması için çağrıda bulunmaktadır” şeklinde konuştu.

E-sigara, sigarayı bırakmak için bir çözüm değil”

E-sigara kullanımının sağlık üzerindeki ciddi etkileri, hem gençler hem de yetişkinler için büyük bir tehlike oluşturmaktadır. Doç. Dr. Orhan Yücel, bu ürünlerin sigarayı bırakmak için bir çözüm olmadığı gibi aksine sağlık sorunlarını daha da artırabileceğine işaret ederek şunları söyledi:

“E-sigara kullanımının yaygınlaşmasının, toplum sağlığı üzerindeki potansiyel riskleri göz ardı edilemez. Bu nedenle, bireylerin bu konuda bilinçli olması ve sağlıklı yaşam tercihleri yapması büyük önem taşımaktadır. Elektronik sigaraların içerdiği tehlikeler ve sağlık riskleri konusunda farkındalığın artırılması, toplum sağlığı için atılacak önemli bir adımdır.”(İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
gw 1
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
16 Nisan, 2026 13:19 tarihinde yayınlandı
0
0

ŞİRKET İFLASLARINDA ENDİŞE VERİCİ ARTIŞ

Dun & Bradstreet (D&B), işletmeler için ticari veri, analitik ve iş zekası çözümleri sunan küresel bir Amerikan şirketidir.
Şirketin açık ismi, Data Universal Numbering System (Veri Evrensel Numaralandırma Sistemi).
Yaklaşık 200 yıllık bir geçmişe sahip olan bu şirket, dünya genelindeki yüz milyonlarca işletmeye dair devasa bir veri tabanını yönetiyor.
Dun & Bradstreet’in Türkiye’deki faaliyetleri CRIF grubu tarafından yürütülüyor.

Dun & Bradstreet geçtiğimiz hafta Küresel İflas Raporunu açıkladı. Rapor, 2025 yılında küresel ölçekte şirket iflaslarının yüzde 7 artarak yükselişini sürdürdüğünü ortaya koydu.
Bir önceki yıla göre; küresel ölçekteki ortalama iflas yüzde 7 iken, bu oran Türkiye % 29

Türkiye’de 2024 yılında toplam 465 şirket iflas etmişti.
Şirket iflasları bir önceki yıla (2023) göre %23 oranında artış göstermişti. İflaslardaki artış artarak devam ediyor.

2025 yılında iflas sayısı biraz daha arttı, 573 şirkete ulaştı. Yıllık artış hızı ise %29 oldu
İflas kararlarının yanı sıra, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) verilerine göre 2025 yılında toplam 33 bin 270 şirket kapanmış, esnaf tarafında ise günde ortalama 330 iş yeri faaliyetlerini sonlandırmış.

Türkiye’de iflaslardaki artışın nedenleri; yüksek reel faiz ortamı, krediye erişimdeki zorluklar ve sıkı finansal koşulların özellikle KOBİ’ler üzerinde yarattığı baskı olarak görülüyor.

Sayıları az da olsa, şirket iflaslarında bizden daha kötü ülkeler de var.
Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu 45 ülkeden 28’inde (yüzde 62) bir önceki yıla kıyasla şirket iflaslarında artış yaşandığı, 17 ülkede ise düşüş yaşandığını ortaya çıktı. Rapora göre, 2025 yılında Dun & Bradstreet tarafından incelenen 45 ülkede, 627 bin 575 şirket iflas etti.
2025 yılında bir önceki yıla kıyasla şirket iflaslarında,
Arjantin, yüzde 65 artışla ilk sırada.
Yüzde 49 artışla Yunanistan incelenen ülkeler içerisinde ikinci olurken, Hong Kong yüzde 45 ile üçüncü sırada yer aldı. Hong Kong’u, yüzde 44 ile Suudi Arabistan, yüzde 41’lik artışla İsviçre takip etti. 2024 yılında bir önceki yıla göre şirket iflaslarında yüzde 6 gibi sınırlı bir artışın yaşandığı ABD’de ise, geçen yıl şirket iflaslarında yüzde 26 artış yaşandı.

Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı ablukaya alması,
İnşaat, perakende ve hizmet sektörlerinde iflas baskısının artırdı
Dun & Bradstreet’in, “2025 Küresel İflas Raporu”, iflas baskısının özellikle belirli sektörlerde yoğunlaştığını ortaya koydu. Raporda, inşaat, perakende, konaklama ve hizmet sektörlerinin yüksek faiz ve talep hassasiyeti nedeniyle birçok ülkede iflasların önemli bölümünü oluşturmaya devam ettiği belirtildi.

2025 yılının küresel ekonomi açısından belirgin bir normalleşme ve dengelenme sürecine işaret ettiğinin belirtildiği raporda, enerji ve gıda fiyatlarındaki gerileme, enflasyon baskılarının azalması ve önde gelen merkez bankalarının parasal gevşeme yönünde attığı adımların küresel ölçekte finansal koşulları görece iyileştirdiği vurgulandı. Türkiyede durum bunun tam tersi. Bizde gıda ve enerji fiyatları düşmediği için şirket iflasları daha da artacaktır

Raporda ayrıca, sektörel anlamda şu analize yer verildi: “Özellikle yüksek faiz oranlarının proje finansmanını zorlaştırması, maliyet enflasyonu ve talepteki yavaşlama, inşaat sektörü şirketlerinin bilançoları üzerinde ciddi baskı yaratıyor.

Perakende ile konaklama ve hizmet sektörlerinde ise tüketici talebindeki dalgalanma, artan operasyonel maliyetler ve sınırlı fiyatlama gücü başlıca risk unsurları arasında yer alıyor.

Bazı büyük ekonomilerde ise üretim ve hizmet sektörleri de talep zayıflığı ve maliyet baskıları nedeniyle risk altında kalmayı sürdürüyor.

Jeopolitik gelişmeler, ticaret modellerindeki değişim, döviz piyasalarındaki oynaklık ve politika belirsizliklerinin, şirketlerin finansal risk yönetimini şekillendirmeye devam edecektir.

Şirketlerin; müşterilerini, tedarikçilerini ve iş ortaklarını ortaya çıkabilecek stres sinyalleri açısından sürekli izlemek için yapay zekâ destekli, gerçek zamanlı veri ve içgörü araçlarından yararlanması gerekiyor. Kredi risklerinin, güvenilir ve temiz verilerle düzenli olarak yeniden değerlendirilmesi; şirketleri koruyacak sağlıklı finansal risk kararlarının alınması açısından önem taşıyor.
Ayrıca iş ortaklarını çeşitlendirmek ve makroekonomik ile jeopolitik senaryolara yönelik alternatif planlar oluşturmak, şirketlerin dayanıklılığını önemli ölçüde artırabilir. En önemlisi ise karar alma süreçlerinin, piyasa algısı ya da kısa vadeli dalgalanmalardan değil; veri temelli içgörülerden beslenmesi gerekiyor.

Enerji fiyatlarındaki anormal artış, kontrolden çıkan ve artmaya devam eden enflasyon, dövizdeki dalgalanmalar ve piyasalardaki belirsizlik Türkiye’de şirket iflaslarının 2026 yılında da artmasına neden olacaktır.

İlyas Erbay