Ramazan Bayramı’na sayılı günler kala Türkiye genelinde olduğu üzere Düzce’de ki tatlıcılar ve pastaneler de bayram hazırlıklarını hızlandırdı.
Ramazan Bayramı’nın en kıymetli ikramı olan tatlılar için hazırlıklar yapılıyor. Her yöre ve kent kendisine has tatlısını meskenlerde de dükkanlarda da yapma telaşına girdi. Müşterilerinin damak zevkine hitap eden en yeterli tatlıları hazırlayan işletmeler, tezgahlarını ihtimamla süsleyerek birbirinden çeşitli tatlıları müşterilerine sunuyor. Düzce’nin Atatürk Bulvarı’nda işletmesi bulunan Feyim Özkan, bayram yoğunluğunun başladığını belirterek; “Bu Ramazan çok hareketli geçti. Esasen ramazan ayı rahmeti ile geliyor. Tatlı da yoğunluk var. Yetiştiremediğimiz vakitlerde oluyor. Fakat çok şükür elimizden geleni yapıyoruz. Tatlı hassas bir husus. Zira yediğimiz her şey beden için değerli. Burada en dikkat edilmesi gereken kullanılan yağ. Beden ısısına uygun bir yağ olsun ki beden bu yağı eritebilsin. Birtakım yağlar var. Bu yağlar sebebi ile damar tıkanıklığı, kalp üzere bir çok rahatsızlığa sebebiyet veriyor. İkinci konu ise şerbettir. Orjinal pancar şekeri kullanılması gerekir. Mısır şurubundan yahut glikozdan yapılan şerbetler mutlaka ziyanlı. Beden bunları atamıyor. Atamadığı içinde aşikâr başlı rahatsızlıklar çıkıyor. Bizim tatlılarımız ise büsbütün doğal. Sade yağ yahut tereyağı ve şeker pancarı kullanıyoruz. Baklavanın tazeliği dış görünüş olarak parlaklığından aşikâr olur. 2 yahut 3. Gün renklerde solma olur. Baklavanın en fazla 4 günlük ömrü vardır” sözlerini kullandı.


Düzce’de tatlıcıların bayram telaşı başladı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

