UNESCO Dünya Miras listesinde yer alan Safranbolu ilçesiyle özdeşleşen ve coğrafi işareti alınan Safranbolu safranı geleceğe taşınıyor.
Kilosu 60 bin liraya satılması dolayısıyla ‘dünyanın en pahalı baharatı’ olarak anılan Safranbolu safranı, TÜBİTAK 4004 Doğa Eğitimi ve Bilim Okulları destekleme projeleri kapsamında Safranbolu Şehit Murat Akdemir Anadolu İmam Hatip Lisesi tarafından hazırlanan “Safranda Hayat Var” projesi çalışmaları kapsamında öğrenciler safran tarlasında incelemelerde bulundu.
Öğrencilere proje kapsamında safran bitkisinin yetiştirilme süreçleri, ekonomik değeri, sağlık yönünden faydaları gibi bilgiler verildi.
Safranbolu İlçe Milli Milli Eğitim Müdürü Hasan Gümüş, safran bitkisinin, kimya, boya, gıda ve kozmetik sanayisinin yanı sıra farmakolojik etkilerinden dolayı tıp alanında da kullanılan bir bitki olduğunu söyledi.
Gümüş, “Proje ile hedef kitledeki bireylerin yaşamakta olduğu Safranbolu’ya ismini veren safran bitkisi ana teması etrafında farklı kurumlar ile işbirliği yapılıp eğitim öğretimin, okul dışı faaliyetler ile çeşitlendirilmesi, safran hakkında derinlemesine bilgi verilirken farklı disiplinler aracılığıyla hedef kitlenin sosyal, iletişim, düşünme, araştırma ve öz yönetim becerilerinin ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır” dedi.
Gümüş, uygulanan projeyle, bilimsel bilginin toplum ile buluşturulmasını ve yaygınlaştırılmasını, bilginin mümkün olduğunca görselleştirilerek, etkileşimli uygulamalarla anlaşılır bir biçimde kazandırılmasını ve katılımcıların bilimsel olguları fark etmelerini sağlayarak, merak duygularının, araştırma, sorgulama ve öğrenme isteklerinin teşvik edilmesini amaçladığını kaydetti.
Projede yürütücü kurumla birlikte 9 farklı kurumla işbirliği yapıldığını aktaran Gümüş, “Kurumlardaki uzman ve eğitmenlerle birlikte öğrencilerin seviyelerine uygun etkinlikler planlanmıştır. Projede gözlem, deneysel çalışmalar, sanat aktiviteleri, ürün oluşturma, atölye çalışmaları ve benzeri etkinlikler ile öğrencilerin eğlenerek, yaparak yaşayarak öğrenmeleri sağlanacaktır. Bilime karşı tutum ve dijital teknolojiye karşı tutum ölçekleri, sergi, web güncesi (blog) yazma gibi ölçme araçları kullanılarak projenin etkililiği değerlendirilecektir. Projede emeği olan tüm yönetici, öğretmen, öğrenci ve destek veren kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyorum” diye konuştu.


Dünyanın en pahalı baharatı Safran geleceğe taşınıyor
Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: “Hanta virüsü yeni bir salgın değil”
Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor.
Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan hanta virüsünün farklı türlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’deki vakaların gemide görülen türle aynı olmadığını vurguluyor.
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Gürdal Yılmaz, gemide görülen vakaların kısa sürede ortaya çıkması dikkat çekse de hanta virüsü dünyanın birçok bölgesinde uzun zamandır bilinen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu hatırlattı.
Türkiye’de daha çok böbrek tutulumuyla seyreden ve böbrek yetmezliğine neden olabilen formların görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu türlerin tedaviye yanıt verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gemide görülen vakaların ise daha çok akciğerleri etkileyerek solunum sıkıntısına yol açan ve ölüm oranı daha yüksek türler olduğunu belirtti.
Hanta virüsünün de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi viral bir enfeksiyon olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle İskandinav ülkeleri, Almanya, Kuzey Avrupa ve Amerika’da görülen tiplerin daha fazla öne çıktığını, Türkiye’de görülen formların ise Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, daha hafif seyirli tipler olduğunu ifade etti.
“Hanta virüsü salgını aslında daha önceden bu yana görülen bir salgın”
Dünyada bildirilen hanta virüsü salgınının daha önceden bu yana görülen bir salgın olduğunu belirten Yılmaz, “Yani yeni bir salgın değil. Geminin içinde olmasıyla birlikte etkilenen kişiler bir anda ortaya çıktı. Ancak hanta virüsü her yerde görülebiliyor. Bizde de eskiden beri hanta virüsü vardı ve tanı koyuyorduk. Ancak bizde görülen hanta virüsü, o gemide görülen türle aynı değil. Bizde daha çok böbrek tutulumuyla seyreden, böbrek yetmezliğine yol açabilen ancak tedavi edilme ihtimali daha yüksek olan formlar görülüyor. Oradaki vakalar ise daha çok akciğeri tutup solunum sıkıntısıyla ilerleyen ve daha öldürücü tiplerdi. O da bir virüstür. KKKA nasıl bir virüsse, hanta virüs enfeksiyonları da viral bir enfeksiyondur. Dünyayı tehdit eden noktasında, İskandinav ülkelerinde, Almanya’da, Kuzey Avrupa’da ve Amerika’da görülebilen tipleri öne çıkıyor. Bizdeki form ise Balkanlar ve Karadeniz’de görülen, daha hafif seyreden formlardır” dedi.
“Viral enfeksiyonlar her zaman birer tehdit”
Viral enfeksiyonların her zaman bir tehdit olduğunu belirten Yılmaz, ancak büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık olmadığını kaydederek, “Viral enfeksiyonlar her zaman bir tehdittir. Ancak böyle büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık değildir. Ebola virüsü de var. Ebola, Afrika kökenli bir hastalıktır ve daha tehlikelidir. Çünkü yakalandığında yüzde 90’lara varan ölüm oranları vardır. Özellikle oralara seyahat eden kişiler açısından önem arz eder. Dünya artık küçük, herkes her yere gidebiliyor. Oradan kişiler buraya gelebilir” diye konuştu.
Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yolları
Enfeksiyon hastalıkları, virüsler ve bakterilerden korunmanın yolları ile ilgili olarak ise Yılmaz “Kalabalık yerlerde maske kullanımı ve el yıkama çok önemlidir. Toplu bir yere girerken ’bana bir şey bulaşır mı’ sorusunu kendimize sormamız bile önlem almak açısından yeterlidir. Bu virüsler ülkemize her an gelebilir. Örneğin Batı Nil ensefaliti daha önce ülkemizde yoktu, sonradan görülmeye başlandı. Özellikle Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde görülüyor. Batı Nil ensefaliti de bir virüstür ve artık ülkemizde de görülmeye başladı” şeklinde konuştu.


