Ramazan Öztürk tarafından
14 Nisan, 2015 13:18 tarihinde yayınlandı /Güncelleme: 28.12.2023 11:58
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

“Dünden Bugüne Safranbolu’da Dini Hayat” Sempozyumu 17 Nisan’da

Safranbolu’daki Dini Hayatın Konu Alındığı Karabük Valiliği Safranbolu Belediyesi ve Karabük Üniversitesinin Paydaşlığında gerçekleşecek olan “Dünden Bugüne Safranbolu’da Dini Hayat Sempozyumu “ 17 Nisan 2015 Cuma günü yapılacak. Karabük Valisi Orhan Alimoğlu, Safranbolu Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy ve Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Refik Polat’ın Onur Kurulunu oluşturduğu sempozyumda, Bilim Kurulu şu isimlerden oluştu: Yalova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdurrahman Özdemir, Bülent Ecevit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya, Sakarya üniversitesi İlahiyat fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Bostancı, Karabük Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hür Mahmut Yücer, Bartın Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yakup Civelek, Karabük Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zeki Tekin, Karabük Üniversitesi Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanı Yahya Fidan, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Yard. Doç Dr. Mustafa Tatçı, Karabük Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yakup Koçyiğit, İstanbul Üniversitesi Yard. Doç. Dr. Ali Öztürk, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Kamil Yaşaroğlu. Sempozyumun Düzenleme Kurulu ise; Karabük Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hür Mahmut Yücer, Karabük Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zeki Tekin, Karabük Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Arşiv Görevlisi Ramazan Yılmaz ve Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arşiv Görevlisi Tahir Bilirli’den oluşuyor. Konu ile ilgili bir açıklama yapan Safranbolu Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy; “ Safranbolu'nun ulaşmış olduğu kültür düzeyini ortaya çıkartmak adına arkeolojik kazı yapar gibi çalışıp meydana çıkaracağız” dedi. Başkan Aksoy konuşmasına şöyle devam etti; “ Arkeolojik kazılarla maddi kültür ortaya çıkar. Maddi olmayan kültürü ortaya çıkartmak için sempozyumlar, yazılan yayınlar, yapılan bilimsel araştırmalar kullanılır. İşte biz şu anda Safranbolu'nun maddi olmayan kültürünü ortaya çıkaracak arkeolojik kazılara başlıyoruz. Bu kazılar sayesinde Safranbolu'nun erişmiş olduğu kültür düzeyini hem kökenlerinde ortaya çıkartmış, öğrenmiş hem de bunları insanlara izah edebilir duruma getirmiş olacağız. Bu vesile ile Karabük Valiliği, Karabük Üniversitesi ve Belediyemizin ortaklığında, 17 Nisan 2015 Cuma günü Karabük Üniversitesi Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz Konferans Salonunda “ Dünden Bugüne Safranbolu’da Dini Hayat “ adı altında bir sempozyum gerçekleştireceğiz. 09.00 -18.00 saatleri arasında düzenlenecek olan bu önemli sempozyuma tüm hemşerilerimi davet ederken, şimdiden hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.