Samsun’da 17 Ağustos 2024’ tarihinde bir kişinin yorgun mermi isabet etmesi sonucu vefatıyla 2 şahıs jandarma gruplarının yaptığı 5 aylık çalışma sonucu yakalandı. Şahıslardan 1’i çıkarıldıkları isimli makamlarca tutuklandı.
Olay, Samsun’un Çarşamba ilçesinin Eğrikum Mahallesi’nde 17 Ağustos 2024’de meydana geldi. Edinilen bilgiye nazaran, bahçesinde çalışan Raif Öntürk (80) bedenine isabet eden yorgun mermi sonucunda hayatını kaybetti. Samsun Vilayet Jandarma Komutanlığı ve Çarşamba İlçe Jandarma Komutanlığı grupları 5 ay süren takip ve çalışma yaptı. Jandarma Kriminal Laboravar Müdürlüğü takımları tarafından yapılan kriminal incelemeler sonucunda merminin yaklaşık 1400 metre uzaklıktaki bir düğün cümbüşünde havaya ateş eden bir şahsın tabancasından çıkmış olduğu tespit edildi.
Olayla ilgili tabancayla ateş ettiği tespit edilen S.A. (30) jandarmanın takibi sonucu yakalanarak bugün çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Çarşamba A Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna teslim edildi.
Jandarma grupları yaptıkları çalışma sonucu S.A isimli sahsın olayda kullandığı tabancayı T.S. isimli şahıstan satın aldığı tespit etti. Gözaltınaalınan T.S. isimli şahıs hakkında yapılan araştırmada ise kendisine ilişkin kelam konusu tabancayı S.A. isimli sahsa para karşılığı satmış olduğu, satma süreci sonrasında ise hırsızlık süsü vererek tabancasının 7 Şubat 2023 tarihinde konutundan çalındığını beyan ettiği ortaya çıktı. Gözaltına alınan T.S.’nin de yarın adliyeye sevk edileceği öğrenildi.


Düğünden ateşlenen mermi, 1 buçuk kilometre uzaklıktaki adamın ölümüne neden olmuş
ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!
Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.
Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.
Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.
Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:
1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.
2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.
3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.
4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.
5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.
6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.
Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.
İlyas Erbay


