Tokat’ın Reşadiye ilçesinde yer alan Zinav Gölü, ilkbaharın gelişiyle birlikte kartpostallık manzaralar sunuyor. 1.5 kilometrekarelik alanı ve 25 metre derinliği ile dikkat çeken göl, çevresindeki korunmuş orman alanı ve barındırdığı balık türleriyle doğaseverlerin gözde mekânı haline geliyor.
Tokat’ın Reşadiye ilçesinde bulunan Zinav Gölü, eşsiz doğa manzaralarıyla ziyaretçilerini mest ediyor. Reşadiye ilçesine 16 kilometre, Tokat il merkezine ise 172 kilometre uzaklıkta yer alan Zinav Gölü, ilkbaharın gelişiyle birlikte kartpostallık görüntüler oluşturdu. Kanyondan gelen küçük sularla beslenen Zinav Gölü, ortalama 1.5 kilometrekarelik bir alana yayılıyor ve 25 metre derinliğe sahip. Göl, çevresindeki korunmaya alınmış orman alanı ile doğal güzelliklerini koruyor. Ziyaretçiler, burada çeşitli balık türlerini de gözlemleyebiliyor. Doğa tutkunlarının ilgisini çeken Zinav Gölü, huzur dolu atmosferi ve muhteşem manzaralarıyla özellikle fotoğraf meraklılarının uğrak noktalarından biri haline geldi. Zinav Gölü, doğaseverler için sunduğu eşsiz güzelliklerle, Tokat ve çevresinde doğayla iç içe şehir karmaşasından kaçmak isteyenlerin başlıca tercihleri arasında yer alıyor.


Doğanın incisi Zinav Gölü, ziyaretçilerini cezbediyor
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

