Karabük Haber Postası Karabük Haber Postası

DOĞAL AFETLER

Gündem Yayın: 19.02.2023 14:44
DOĞAL AFETLER

Bugün dünyanın temel gündemi, dünya meselesi Doğal Afetler..

Özellikle kuraklık, kıtlık, sel, yangın, fırtına, çığ, nükleer, biyolojik, kimyasal, deprem ve volkanik patlamalar gibi çeşitli kategorilere ayrılmış doğal afetler…

Türkiye, iç ve dış politikadaki çekişmeleri bir tarafa bırakıp doğal afetlere odaklanmalı…

Bazı doğal afetlerin yeri ve zamanını bilmek mümkün olmadığı için önlem almak imkânsız gibi…

Ancak, doğal afetlerin etkilediği alanlarda iyileştirme yapılmak suretiyle, afetlerden asgari seviyede etkilenmesi sağlanabilir..

Doğal afetlerin ortaya çıkması muhtemel yerler tespit edilerek bu alanlarda konut ve yerleşim alanları kurulmasına müsaade edilmemeli…

Fay hattında bulunan mevcut yerleşim alanlarının da, afetten asgari seviyede etkilenecek yerlere taşınması sağlanmalı ki, doğal afetler can ve mal kaybı olmadan atlatılabilsin…

Siyaset beka, milli güvenlik, ulusal güvenlik olmak üzere, vekâlet savaşlarını ve ülke güvenliğini gündeme taşımakta…

Ülke güvenliği, bir devletin olmazsa olmazlarında olmalı ki, devlet devamlılığını sürdürebilsin..

Ancak doğal afetlerin de bir beka meselesi, milli güvenlik, memleket meselesi gibi gündeme alınıp çözüm bulma konusunda, harekete geçilemedi, bugüne kadar..

Türkiye’nin geçmişten günümüze deprem ülkesi olduğu, ülkenin tamamına yakınını fay hatlarının kapladığı, ulusal ve uluslar arası kuruluşlarca da, bilimsel olarak da kanıtlanmış durumda…

Tahmini olarak belirlenmeye çalışılan zaman aralıklarında ortaya çıkacağı tahmin edilen doğal afetler ve şiddetli depremlerle uyanan Türkiye, büyük yıkım ve can kayıplarıyla yüzleşmekte..

Her büyük şiddetli, yıkım ve can kayıplarının ardından, fay hatlarının hareketliliği ülke gündeminin günlerce süren temel konusu olmakta…

Yaşanan doğal afetler, depremlerle uyanan Türkiye, depremin şiddeti ve fay hatlarının hareketliliği, doğal afetler konusunda saatlerce, günlerce ilgili ve ilgisiz, bilimsel ve bilimsel olmayan yorum ve açıklamalar yapılmakta…

Sonuçta deprem ve doğal afetlerin zararlarını asgari seviyeye indirecek tedbir ve kararlar konusunda bir arpa boyu bile gelişme kaydedilemediği görülmekte…

Ülke siyasetinin iktidarı ve muhalefeti arasında, sen yaptın, ben yapmadım kavgasına dönüşen ve bilimsel çözüme ulaşmayan tartışmalar yaşanmakta…

Doğal afetlerden olan depremden korunmanın temel yolu, fay hatları üzeri, yerleşim ve konutlaşmaya açılmamalı, fay hattı üzerinde bulunan yerleşimlerin taşınması…

Bugün Türkiye’nin yerleşim konumuna bakıldığında, ülkenin tamamına yakını fay hattı yakını ve üzerinde olduğu görülmekte ve bilinmekte…

Bu gerçek bilinmesine rağmen, yıkıcı depremlerden sonra bile, hala fay hattı üzerinde bulunan ve yıkılan binaların yerine yeni binalar yapılmakta…

Yerleşim alanları ve konutların depreme dayanıklılığı için, denetim ve yasal tedbirlerin uygulanmasından adeta imtina edilmekte..

6 Şubatta Türkiye’nin doğusunda, tahminlerin üstünde şiddet ve sayı ile meydana gelen depremleri, uluslar arası bilim kuruluşları da yıkıcı ve sıra dışı deprem olarak niteledi…

Deprem bölgesi olan ve depremle yaşamaya bir türlü alışamayan Türkiye, uyandığı yıkıcı ve şiddetli deprem karşısında yine bildik manzaralarla karşı karşıya geldi..

Afetin yıkıcı şiddeti, depremin ikinci gününden itibaren ancak görülmeye başlandı…

Başlayan arama-kurtarma çalışmalarına, ekipler zamanında müdahale edemeyince, depremzedelerin tepkisi, şiddetli yıkım ve can kaybını gözler önüne serdi…

Yine günlerce siyasetin ve bilimin gerekli ve gereksiz açıklama ve suçlamalarıyla doğal afet yönetilmeye çalışıldı…

Arama-kurtarma çalışmaları devam ederken, görsel medyanın, arama-kurtarma çalışmalarında, enkazlardan sağ kurtarılmaya çalışılan depremzedelerin görüntüleri, yetkilileri olmasa da halkı oldukça etkiledi ve endişelendirdi..

Deprem değil, denetim ve tedbirsizlik, yanlış yerleşim alanları ve dayanıksız yapıların, yıkıcı şiddet ve can kaybına yol açacağı bilinmekte..

6 Şubat’ta ülkemizin doğusunu yerle bir eden deprem nedeniyle 10 ilimiz afet bölgesi ilan edilmişti…

Seçim ortamının da etkisiyle, iki yıl önce meydana gelen depremden etkilenen bir şehrimizin, siyasi baskısıyla afet bölgesi ilan edilmesiyle, afet bölgesi sayısı kapsamı genişletilerek 11 ilimiz afet bölgesi ilan edilmiş oldu…

Bu gerçekler göz ardı edilerek, yapılacak her türlü proje, inşaat ve afet bölgesi ilanı, depremlerin yıkıcı ve büyük can kayıplarıyla sonuçlanmasına yardım eder…

Ancak, dayanıksız yapı ve fay hatlarına inşa edilen yerleşim alanlarının, can almaya devam edeceği düşünülerek, önlem alıcı proje üretilmesi ve uygulanması, depremlerin can ve mal kaybına zarar vermeden atlatılmasını sağlayacaktır…

Düşünce ve görüşlerin ışık olması dileğiyle…

Paylaş:

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

“Alo 199 Çağrı Merkezi”nin kapatılacağı iddiasına çalışanlardan tepki

Gündem Yayın: 21.04.2024 08:00
İhlas Haber Ajansı
“Alo 199 Çağrı Merkezi”nin kapatılacağı iddiasına çalışanlardan tepki

İçişleri Bakanlığı’na bağlı ’Alo 199 Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Etkileşim Merkezi’nin kapatılacağı iddiası nedeniyle basın açıklaması yapan çalışanlar, tepkilerini dile getirdi.

Merkezi Trabzon’da bulunan ve tüm Türkiye’ye hizmet veren ’Alo 199 Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Etkileşim Merkezi’nin kapatılacağı iddiası nedeniyle bir grup çalışan, çocukları ile birlikte Meydan Parkı’ndaki Atatürk heykeli önünde toplandı. Çağrı merkezi çalışanları, taşıdıkları dövizlerle 350 kişinin istihdam edildiği çağrı merkezinin kapatılmamasını istedi. Alo 199 Çağrı Merkezi çalışanları adına basın açıklamasını okuyan Melike Yıldırım, 350 kişinin istihdamının sağlandığı bir ekmek kapısının kapatılacak olmasının son derece üzücü olduğunu söyledi. Yıldırım, “İçişleri eski Bakanımız Süleyman Soylu’nun Trabzon’a kazandırdığı projelerden bir tanesi olan, Trabzon ile birlikte Ankara ve Erzurum lokasyonlarıyla vatandaşımıza hizmet veren çarı merkezimiz ne yazık ki ani bir karar ile kapatılmak istenmektedir. İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri bünyesinde kurulan Alo 199 Çağrı Merkezimizin yalnızca Trabzon lokasyonunda 350 personelimiz istihdam edilmektedir. Siyasi olarak da Cumhurbaşkanımıza bağlılığını son yerel seçimlerde de gösteren Trabzon’umuzda 350 kişinin istihdamının sağlandığı bir ekmek kapısının kapatılacak olması son derece üzücüdür. Taşeron şirketlerde çalışan binlerce emekçi kadro beklerken, Nüfus ve Vatandaşlık Hizmetlerine bağlı çalışan Alo 199 Çağrı merkezlerinin kapatılması düşündürücüdür. Kamuya ait çağrı merkezlerinin kapatılacağı iddiaları ise diğer çağrı merkezlerinde çalışan yüzlerce işçiyi tedirgin etmekte, vatandaşa hizmet veren çağrı merkezi çalışanları psikolojik olarak çöküntü yaşamaktadır” dedi.

“Trabzon’umuzu şehrimizdeki istihdama sahip çıkmaya davet ediyoruz”

“Kapatılma gerekçesi olarak çağrı popülasyonunun düşmesi gösterilse de gerçeğin bu olmadığının farkındayız” diyen Yıldırım, “Bu kapatma kararı ile birlikte sadece çalışan 350 kişi ve aileleri değil, maddi anlamda tüm şehrimiz zarar görecektir. Ankara’dan şehrimize her ay giren sıcak para dolmuşçusundan bakkalına, lokantasından çaycısına kadar pek çok alanda Trabzon’a katkı sağlamaktadır. Emek veren her siyasi görüşteki çalışanlarımız evine ekmek götürmektedir. Yeni evlenen, evlilik hayali kuran, 6 aylık hamile eşi çalışmayan, otizmli çocuğunun tedavisini sürdüren, kanser tedavisi gören, bankaya kredi borcu olan, taksit ödeyen ve hayatını bu zor ve acımasız ekonomik şartlarda devam ettirmeye çalışan 350 insanın geleceği, hayalleri karartılmamalıdır. Trabzon lokasyonunun kapatılması kentin gelecek ekonomik kaynaktan mahrum edilerek fakirleşmesi, çalışanların işsiz kalması, işsizliğin artması, ekonominin çarklarının zarar görmesi demektir. Kapatılma gerekçesi olarak çağrı popülasyonunun düşmesi gösterilse de gerçeğin bu olmadığının farkındayız. Çağrı merkezinde çalışan bizler gerek pandemi döneminde bir saniye nefes almadan çalıştık, gerekse pasaport ve kimlik yenilemelerinde en yoğun dönemlerde vatandaşımıza hizmet ettik. Dünyada çip krizi yaşanırken vatandaşımızın mağdur edilmemesi için gayret gösterdik. Bugün de vatandaşlarımızın Nüfus Müdürlüklerinde sıra beklemeden hizmet almaları için özveriyle isimizin başındayız. Modern çağda Devletimizin tüm kurumlar dahil özel şirketler randevu sistemine çağrı merkezleri üzerinden geçerken, vatandaşımıza ciddi kolaylıklar sağlayan Alo 199 Çağrı Merkezi’nin kapatılması hem hizmet alan vatandaşımıza hem de çalışarak evine ekmek götüren emekçilere kötülük olacaktır. Devletimizin başı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan ve karar verici siyasi erkten kapatma kararının gözden geçirilerek, özünde yüzlerce kişinin, genelde ise binlerce kişinin mağdur edilmemesini bekliyoruz. 350 arkadaşımızın işinin devam edeceğine inanıyoruz. Ve Şeyh Edebali’nin, Osmanlı’nın kurucusu Osman Bey’e söylediği ’İnsanı yasat ki devlet yaşasın’ anlayışı ile devletimizin yaşamasını istiyoruz. Başta hükümetimizin siyasi erkleri olmak üzere tüm muhalefet ile birlikte Trabzon’umuzu şehrimizdeki istihdama sahip çıkmaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.