Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
19 Mayıs, 2015 07:48 tarihinde yayınlandı
0

Doğa Harikası Kayalıdere Şelaleleri Turizme Açılmayı Bekliyor

ZONGULDAK’ın Ereğli ilçesine bağlı Kayalıdere köyünde bulunan Kayalıdere şelaleleri turizme açılmayı bekliyor.
Kdz. Ereğli ilçesine bağlı Kayalıdere köyündeki Kayalıdere Şelaleleri havaların ısınmaya başlaması ile birlikte doğa turizmini seven vatandaşların ilgisini çekiyor. Ereğli ilçe merkezine yaklaşık 35 kilometre mesafede bulunan 25 metre uzunluğundaki şelale görenleri kendisine hayran bırakıyor. Kayalıdere çayı üzerinde irili ufaklı 7 şelale bulunurken, büyük şelalenin üst kısmında yaklaşık 50 metre uzunluğunda taşlardan oluşan doğal akua park bulunuyor. Kayalıdere Çayı ve şelalelerinin etrafının geniş alanda metrelerce yükseklikteki ağaçlarla çevrili olması bölgeyi doğa sporları yönünden cazip kılıyor.
İnternette görüntülerini izlediği şelaleleri görmek için İstanbul’dan Ereğli ilçesine gelen Selçuk Göktepe, şelaleri çok beğendiğini ve mutlaka turizme kazandırılması gerektiğini söyledi. Göktepe, “Burasını bana söylediklerinde inanmamıştım. Kanyon gibi bu kadar kuytu güzel bir vadinin olacağına inanmamıştım. Çocukluğum geçti Ereğli’de ama böyle güzel bir yer olacağını düşünmemiştim ama hayal kırıklığına uğradım. İyi ki de uğramışım. Burası çok güzel. Bayağı bir yorulduk ama muhteşem. Yukarıdaki manzara da harika. Buraya birilerinin dokunması, Burasının turizme açılması lazım. Çok güzel, iyi ki gelmişim. Çok mutluyum şu an. Hava da çok sıcak, nem yok. Kendimi çok rahat hissediyorum.
Araba ile yolculuk yaptım. Sıcakta kaldım. Ama buraya gelince bütün yorgunluğum gitti. İyi ki buradayım. Herkese tavsiye ederim. Zaten internetten de paylaşacağım. Herkesi buraya davet edeceğim” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin