Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
07 Mayıs, 2019 14:10 tarihinde yayınlandı
0

DİNÇEL “6 MAYIS TARİHE KARA LEKE OLARAK GEÇECEKTİR”

Cumhuriyet Halk Parti eski İl Başkanı Av. Erdogan Dinçel hukukçu gözüyle İstanbul seçiminin iptalini değerlendirdi. Erdoğan gelişmeleri kaygıyla izlediğini belirterek “Tam anlamıyla bir hukuk skandalı yaşanıyor. Türkiye tarihine 6 Mayıs kara bir leke olarak geçecektir” dedi

PKK Terör örgütü ele başı  Abdullah Öcalan’la avukatların yaptığı görüşmeleri de değerlendiren Dinçel, ” HDP ve kürt seçmenin oyunu almak için tavizler verilecektir. Bu gündeme gelecektir. Kürt ve HDP’li seçmene verilecek tavizler seçim sonucunu etkilemeyecektir” dedi

İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin iptal edilmesi kamuoyunda şaşkınlık yaratırken, Yüksek Seçim kurulu tarafından alınan karar hukukçular tarafından da tepki aldı.

Cumhuriyet Halk Parti eski İl Başkanı Av. Erdogan Dinçel,  hukukçu gözüyle İstanbul seçiminin iptalini değerlendirdi. Seçimih iptalini hukuk skandalı olarak değerlendiren Dinçel “Hukukuki  olarak değerlendirmek çok zor ve üzüntü verici. Hukukçu olarak süreci yakından takip eden biri olarak  ve yıllarca siyaset yapmış biri olarak üzüntü duydum. Bu bir hukuk skandalı olarak Türkiye  tarihine geçecektir.Ben seçim öncesi çevremle yaptığım istişarede CHP kazansa  bile mazbata verilmeyecek İmamoğlu başkan olamayacak, AKP buna tahammül edemez,AKP’nin  bitişi olur demiştim.  Seçim iptal edilecek demiştim. Sonra süreç sonrasında mazbata verilince çok sevindim.Umduğum gibi olmadı diye çok sevinmiştimTürkiye’de hukuk işleyecek dedim. .  Bugün haklı çıktığım için çok üzgünüm. Bu bir hukuk skandalıdır. 6 Mayıs Türkiye tarihine ikinci bir kara leke olarak geçecek. Hukuki açıdan bakıldığında elle tutulur bir yanı yok. Tüm Hukukçular, Anayasa Profösörleri iptal edilmesinin mümkün olmayacağını belirtttiler. Şimdi sandık görevlilerinin kamu görevlisi olması mı gerekiyor, yoksa kamu görevi yapıyor olması mı? gerekiyor tartışması olmakta. Türkiye’de Sandık görevlilerin kamu görevlisi olup olmadığı ilk defa mı oluyor. Türkiye’nin her tarafında, Karabük’te bakılsın sandık görev yapanların kim olduğu görülecektir.

Ola ki; yasa hükmü açık bir şekilde kamu görevlisi olacağını söylese bile,  bir seçim takvimi var, seçim takvimi niye yapılıyor? Seçim takvimi seçim sürecine girerken açıklanır, sandık kurulların oluşması, siyasi partilerin belirleyeceği isimler, kamudan alınacak görevliler belirlenir ve ilan edilir. Sonra itiraz süreci başlar. İtiraz süreci bitmiş, sandık kurulları oluşmuş. Sandık kurullarına sürecinde itiraz olmamış. Kaldı ki bu sandık kurulu başkanlarının görev aldığı sandıklarda MHP ve AK Partinin görevlileri vardı. Bunların bir usülsüzlük konusunda iddiası yok, itirazı yok yok. Seçim bitmiş, mazbata verilmiş. Sandık kurulları yanlıştır.  Böyle bir saçmalık yok, böyle bir hukuksuzluk olamaz. Diyelim ki kanunsuz atanmış sandık kurulu başkanları var, onlar seçimi etkileyecek ne yapmışlar. AK Parti oyunu alıp CHP’ye yazmışlar. o sandıklarda Ak Parti ve MHP temsilcileri var. Tamamen saçmalık. Bu seçimi nasıl iptal ettiririz diye oturup düşündüler. Taşıma seçmen dediler olmadı, kısıtlılar dediler olmadı.  Ne diyelim diyedüşündüler, sandık kurulu başkanları dediler. Sandık Kurulu Başkanlarını kim atadı, sen belirledin. İyi Parti mi atadın, CHP’mi atadı? İç İşleri bakanlığı sensin, her şeyi belirleyen sensin. Kendi yaptıklarını başkalarına mal ederek seçimi iptal ettirdiler. Ya da şöyle diyelim; bir oyun hazırladılar kamu görevlisi olmayanlara görev verdiler, itirazda etmediler, çünkü  yarın seçimi kaybedersek burdan seçimi iptal ettiriz diye..Şöyle de düşünüyorum tam tersi olsaydı seçimi 13 bin 900 oyla AK Parti alsaydı, aynı gerekçe ile CHP, YSK’dan  seçimin iptalini isteseydi iptal edilir miydi? Baskı ve tehditle iptal ettirildi. Bu bir hukuk skandalıdır. Seçimle gelen seçimle giden kuralının ortadan kaldırılmasıdır. Bundanr sonra Türkiyenin demokratik süresince nereye gideriz, ne olur bundan sonra seçim yapılırsa ne kadar sağlıklı ve güvenilir olur, seçmen özgür iradesini nasıl yansıtır kaygı duyuyorum” dedi

HDP İLE GİZLİ İTTİFAK OLABİLİR!

PKK Terör örgütü ele başı  Abdullah Öcalan’la avukatların yaptığı görüşmeyi de değerlendiren Dinçel “HDP ile ilgili gizli titifak, bir takım tavizler verileceği verildiği açıkca görülüyor, bu yakında açığa çıkacak. Geçmişte neler yapıldı çözüm süreci herkes biliyor, bahçeledi biliyor. Kamuoyununu önüne bunlar net çıktığında Devlet Bahçeli’nin tavrını çok merak ediyorum.23 Haziran seçimlerinden daha çok merak ediyorum.  Görüşmelerden sonra HDP’nin aday çıkaracağı AKP’nin seçimi alacağına dair algı oluşturuluyor. Seçimler mevcut adaylarla yapılacak. Yeniden aday çıkarma şansı yok. Mevcut adaylardan adaylıktan vazgeçenler olabilir. HDP ve kürt seçmenin oyunu almak için tavizler verilecektir. Bu gündeme gelecektir. İptal çok tepki aldı. Ekrem İmamoğlu’nun tarihi farkla alacağına düşünüyorum. Kürt ve HDP’li secmene verilecek tavizler seçim sonucunu etkilemeyecektir. Bu bir yönelme olsa bile toplumdaki büyük destek ezici bir şekilde üstünde olacaktır. 23 Haziranda sonucu etkilemeyecektir. Ancak en büyük kaygım daha büyük kötü  sonuçlar doğuracak hukuksuzluklar yapılacağı yönünde.  23 haziran kararını baskıyla aldıra bildiler. Bunu görünce seçim tekrarında ne kadar çok hukuksuzluk yapılacağını görüyorum. Ülkenin geleceğinden kaygı duyuyorum” dedi

Ekrem İmamoğlu neden bu kadar çok sevildi şeklindeki soruyu ise Dinçel “Deneyimli Başkan. İstanbul halkı Seçim kampanyasında yakınen tanıma şansı buldu. Yıllardan bu yana Ak Partiden çekilen eziyette etkili oldu. istanbul seçimleri itanbul seçimi olarak bakmamak lazım güven oylaması olarak değerlendirildi. Ankarave İstansul’da seçmen tepkisi ortaya koydu. Bu seçim AK partinin geriye gidişinin başlangıcıdır. Bu geri gidişi durdurmak mükkün değil. Ekrem imamdğlu büyük farkla aldığında AK Parti  içindeki unsurlar tek tek dağılacak” dedi

Dinçel son olarak “Hukuk katlimaına karşı üzüntü duyuyorum. gelecek için umutmluyum. Halkımızın sağ duyusuna inanıyorum. İmamoğlu alacak” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin