Reklam
Reklam

Dereköylü: “Fındık bölgesiyiz ancak halkımız fındığın randımanı hakkında yeterli bilgiye sahip değil”

Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
13 Aralık, 2023 16:00 tarihinde yayınlandı
0

Karadeniz Bölgesi’nde Eylül ayında sona eren fındık toplama mevsiminin ardından kurutulan fındıklar şimdilerde kırılarak kavuruluyor. Yöre halkı uzun kış günleri tüketeceği fındığı eskiden olduğu gibi artık

kendisi yapmak yerine kırma ve kavurma işlemini son yıllarda artan kırma ve kavurma hizmeti veren işletmelerde yaptırıyor. Ancak bu işletmelerde kimi zaman vatandaşlar ile işletmeciler arasında kırılması ve kavrulması için verilen fındığın aynı kiloda geri alınmamasından ötürü çeşitli tartışmalara yol açtığı görülüyor. Konuyla ilgili konuşan fındık kırma ve kavurma işi yapan işletme sahibi Mustafa Dereköylü, bölgenin bir fındık bölgesi olmasına rağmen yöre halkının bir çoğunun randımanın ne olduğunu tam olarak bilmediğini söyledi.

Karadeniz’in en önemli tarım ürünleri arasında yer alan fındıkta Eylül ayında sona eren hasat işleminin ardından kimi üreticiler kurutma işleminden sonra fındığını tüccara satarken, kimi üreticiler ise tüketeceği fındığı yörede son yıllarda sayıları artan kırma ve kavurma işletmelerine getiriyor. Üreticiler fındığını kırılmış, kavrulmuş ve vakumlanmış paketlerde belli bir ücret karşılığı teslim alıyor. Mustafa Dereköylü, Ortahisar ilçesindeki işletmesinde yaptığı kırma, kavurma ve paketleme işleminin vatandaşların yoğun ilgisini çektiğini söyledi. Kırma işleminin yanı sıra vatandaşın kendi fındığının fındık unu ve ezmesi olarak da alabildiğini ifade eden Dereköylü, bazen kilo ile ilgili bazı sorunların yaşandığını da belirtti.

“Verdikleri 10 kilo kabuklu fındıktan 8 kilogram iç fındık talep edenler oluyor”

Mustafa Dereköylü, “Gelen fındıkları kırdıktan sonra çıkan iç oranı fındığın randımanına göre çıkıyor. Fındık kabuğuyla karşılaştırdığın zaman yarı yarıya civarında çıkıyor genel olarak. Bölge bölge fındığın randımanı değişiyor. Randıman bahçeden bahçeye değişir. Fındığın olgunlaşması, bakımı, gübrelemesi, harmanda harmanlanması, çuvalda bekletilmesi gibi faktörler fındığın randımanını etkiler. 10 kilo fındıktan ortalama 5 kilo civarında iç fındık çıkar kırıldığı zaman. Yaşça büyük vatandaşlarımız buraya 10 kilo fındık getirdiklerinde fındığının kırıldıktan sonra 8 kilo civarlarında çıkması gerektiğini söylüyorlar. Bilmedikleri için böyle yüksek bir iç oranı istiyorlar. Geçtiğimiz günlerde bir tane ablamız geldi 10 kilo fındık getirdi. Fındığını kırdık, kavurduk teslim almaya geldi. Fındığı 5 kilo 300 gram çıktı. Abla biraz durgunlaşınca ’Bir şey mi oldu?’ diye sordum. Dedi ki ’Fındığım biraz az geldi” ’Ne kadar gelmesi gerekiyor?’ diye sorunca dedi ki ’8 kilo iç fındık gelmesi gerekiyordu’ diye söyledi. ’Fındık işini yapan herkese sorabilirsin 10 kilo fındıktan 8 kilo fındık asla çıkmaz’ dedim. Halk fındığın içi hakkında bilgisiz. Halkımız fındığı sadece kabuklu olarak tanıyor. Fındık dışardan kabuklu ve sağlam görünüyor ama fındığın içi çürük çıkıyor, yağlı çıkıyor. Sanıyorlar ki verdikleri fındığın tamamının içi dışı gibi” ifadelerini kullandı.

İşletmesinde fındığı kavurma, kırma işlemlerinin yanı sıra fındık ezmesi işlemi de uygulayan Dereköylü, “Burada vatandaşlar kırıp getirdiği kavrulmuş 10 kilo fındığından 10 kilo fındık ezmesi alabilir. Bun da hiçbir zayiatı olmaz” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
gwa
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
16 Haziran, 2026 11:33 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

KALDIRIN ARADAKİ ASALAKLARI, ÜRETİCİ DE KAZANSIN, TÜKETİCİ DE.

Geçtiğimiz ay, Ticaret Bakanlığı tarafından zincir marketlere yönelik gerçekleştirilen denetimlerde, sebze ürünlerinde tarladan rafa uzanan tedarik zincirindeki fahiş fiyat artışları ve fahiş kâr oranları belgelenmişti.
Basında, çarşaf çarşaf haber oldu. Devletimiz milletin kanını emen fırsatçılara göz açtırmıyor diye sevinmiştik.

Denetimlerde, Çeri domates ve kırmızı kapya biber gibi ürünlerdeki astronomik fiyat artışları, Hal Kayıt Sistemi üzerinden yapılan incelemelerle ortaya çıkarılmıştı.
Antalya’da toptancıda kilogramı 50 TL olan çeri domatesin, İstanbul’daki bir zincir markette 225 TL ile 250 TL arasında değişen fiyatlarla satışa sunulduğunu basına yansıyan haberlerden öğrenmiştik. Adana’nın Karataş ilçesinde üreticiden veya komisyoncudan kilosu 7 TL’ye alınan kırmızı kapya biberin, aracıların ardından Diyarbakır’daki bir zincir markette tüketiciye 199,99 TL’ye satıldığı tespit edilmişti. Haksız fiyat artışı yaptığı tespit edilen firmaların dosyaları yaptırım uygulanmak üzere kurula iletilmiş, meyve ve sebze fiyatlarında olağanüstü artışlar yaptığı saptanan yüzlerce işletmeye milyonlarca lira idari para cezası kesilmişti.

Değişen ne oldu? Fiyatlar makul seviyelere indi mi? Hayır

Sebze ve meyve zincirindeki aracı tüccarların, ürünün tarladan sofraya gelirken fiyatının katlanmasına, fahiş fiyat artışlarına ve stokçuluğa yol açtıklarını bilmeyen var mı? Ürünlerin üreticiden tüketiciye geçene kadar birçok farklı aracı el değiştirmesi, her aşamada kâr payı eklenerek nihai satış fiyatının yapay şekilde yükselmesine neden oluyor. Bazı aracıların kayıt dışı alım-satım yapması, sahte fatura düzenlemesi veya gerçeğe aykırı beyanlarla piyasadaki fiyat dengesini manipüle etmesi vurgunlara yol açıyor. Ticaret Bakanlığı gibi kurumlar ve Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu, keyfi fiyat artışlarına karşı denetimler yaparak milyonlarca liralık cezalar uygulamakta. Buna rağmen millet fahiş fiyatlardan şikayetçi. Çünkü değişen hiç bir şey yok.

Bu tür haksız uygulamaların önüne geçmek için doğrudan üreticileri tüketiciyle buluşturan e-ticaret modelleri, Tarım Kredi kooperatifleri veya doğrudan üretici pazarları gibi destekleyici sistemleri hayata geçirmek zorundayız.

Denetleyip ceza, kesmek sorunu çözmüyor.
Tedarik Zincirinin Kısaltılması gerekiyor. Aracı sayısını azaltmak için üretici kooperatifleri doğrudan desteklenmeli, üreticinin ürettiği ürünü tüketiciye aracısız ulaştırabileceği dijital ve yerel lojistik ağlar (hal yasası düzenlemeleri ile) kurulmalıdır.

İşin eziyetini çeken üretici, kaymağını yiyen başkaları.
Yeter artık, üreticiyi en kısa yoldan buluşturun tüketiciyle.
Üreten de kazansın, tüketen de.

İlyas Erbay