Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
21 Temmuz, 2016 15:06 tarihinde yayınlandı
0

Demokrasi Şehidi Son Yolculuğuna Uğurlandı

 

15 Temmuz Cuma günü akşam İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde TSK içerisindeki FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarınca yapılmaya çalışılan darbe girişimini engellemeye çalışırken açılan ateş sonucu hayatını kaybeden Metin Arslan Gözyaşları arasında toprağa verildi

İstanbul’da İBB binasına darbe girişimi sırasında açılan ateş sonucu şehit olan 44 yaşındaki inşaat işçisi Metin Arslan, Karabük’te toprağa verildi.
15 Temmuz Cuma günü akşam İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde TSK içerisindeki FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarınca yapılmaya çalışılan darbe girişimini engellemeye çalışırken açılan ateş sonucu hayatını kaybeden 44 yaşındaki Arslan’ın cenazesi, yakınları tarafından İstanbul Adli Tıp Kurumunun morgundan alınarak Karabük Camlık Camisi’ne getirildi.
Burada düzenlenen cenaze törenine, Arslan’ın ailesi ve yakınlarının yanı sıra, Karabük Valisi Mehmet Aktaş, İl Garnizon Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Cihan Ulukaya, Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Fatih Ağca, İl Emniyet Müdürü Serhat Tezsever, Safranbolu Belediye Başkanı Necdet Aksoy, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının üyeleri ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Baba Zeki Arslan, Türk bayrağına sarılı oğlunun tabutu başında taziyeleri kabul etti.
Kılınan cenaze namazının ardından Arslan’ın cenazesi Öğlebeli Mezarlığı’nda defnedildi.
Arslan’ın darbe girişimini engellemek için önce Boğaz Köprüsü’ne gittiği, daha sonra ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi önüne geçtiği ve burada gözüne isabet eden kurşunla vurularak öldürüldüğü belirtildi.
İnşaat işçisi ve bekar olan Arslan’dan uzun süredir haber alamayan yakınlarının İstanbul’a giderek burada Adli Tıp Kurumunda yer alan isim listelerine bakarak buldukları öğrenildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin