karabuk
İmsak 05:48
Güneş 07:13
Öğle 13:06
İkindi 16:16
Akşam 18:50
Yatsı 20:09
İftara kalan son --:--
Namaz Vakitleri
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
25 Şubat, 2024 04:12 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

Demirtaş’ın avukatlarından “İtibar suikastı” vurgusu

Gülüç Belediye Başkanı Gökhan Mustafa Demirtaş’ın Avukatları Mehmet Karadağ ve Turan Uzun basın açıklaması yaptı.
Gülüç Belediye Başkanı Gökhan Mustafa Demirtaş hakkında belediyede çalışan iki kadın kendilerine taciz yapıldığı iddiası ile suç duyurusunda bulunmuş, savcılık kadınlardan birinin iddialarını asılsız bularak “kavuşturmaya yer yoktur” kararı vermiş ve karar kesinleşmişti. Diğer kadın çalışanın iddialarına yönelik açılan mahkemenin birinci duruşması Kdz. Ereğli Adliyesi’nde görülürken, duruşma ileri bir tarihe ertelendi.
“Asıl amaçları müvekkilimizin siyasi geleceğini bitirmeye yönelik”
Duruşmanın ardından adliye önünde müşteki kadının avukatının basın açıklaması yapması sonrasında, Gülüç Belediye Başkanı Gökhan Demirtaş’ın Avukatları Mehmet Karadağ ile Turan Uzun’dan da yanıt geldi. Demirtaş adına açıklamayı yapan Avukat Karadağ, müvekkiline yönelik soruşturmanın başından bu yana basın yoluyla itibar suaikasti yapılmaya çalışıldığını vurguladı. Müşteki avukatının adil yargılamayı etkilemeye yönelik iddialarının doğru olmadığını belirten Karadağ “Duruşma tarihinin seçimlerden sonraya bırakılmasının kendileri için üzücü olduğunu ifade ederek asıl amaçlarının müvekkilimizin siyasi geleceğini ve kimliğini bitirmeye yönelik olduğunun açıkça göstergesidir.” Dedi.
“Başından beri itibar suikasti yapılmaya çalışılıyor”
Karadağ açıklamasına şu sözlere yer verdi: “Müvekkilimiz Gökhan Mustafa Demirtaş’ın 22.02.2024 tarihinde yapılan 1. Duruşma sonrasında müşteki vekilinin adliye önünde yanına 7-8 kişi alarak yapmış olduğu basın açıklaması mesleki kurallar ile bağdaşmayıp Avukatlık Kanunu’nun 40. Maddesi gereğince suç niteliği taşımaktadır. Avukatlık Mesleki Kanunu’nun; taraf olarak kesin hal bulunmadıkça basına açıklamada bulunamayacağı açık şekilde ifade edilmektedir. Açıklama yapılması mecbur olması halinde ise de bu açıklamanın adaleti etkileyecek nitelikte olmaması gerektiği kesindir. Müvekkilimize yönelik olarak soruşturmanın başından itibaren sistematik olarak itibar suikastı yapılması ve bu yönde müşteki vekilinin duruşmanın içeriği başta olmak üzere delillerin durumunu değerlendirmesi, tanıklara yönelik baskı oluşturmaya çalışması, bir kısım basın yayın kuruluşları ile birlikte soruşturma ve kovuşturmayı buraya kadar getirdiklerini beyan etmesi yargılamanın duruşma salonunda değil de bazı basın yayın kuruluşları ile birlikte kamuoyu önünde adalet mekanizması dışında yapıldığı izlenimini doğurmuştur. Hâlbuki soruşturma tarafsız ve herkese eşit mesafede olan Cumhuriyet Savcıları tarafından yapılmış ve yine kovuşturma adil bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti Mahkemesi tarafından maddi gerçeğe ulaşmak için titizlikle yapılmaktadır. Kaldı ki soruşturma dosyasına konu olan diğer bir müştekinin iddiaları hakkında yapılan soruşturmada, bu iddiaların asılsız olduğu yönünde yargı karar vermiş ve bu karar kesinleşmiştir. Soruşturmanın başından itibaren müvekkilimizin siyasi kimliği ve soruşturma dosyasında verilmiş olan gizlilik kararı neticesinde şimdiye kadar tarafımızca hiçbir basın açıklaması yapılmamıştır. Hatta ve hatta müvekkilimizin siyasi bir parti ile bağı olması nedeniyle, siyasetin adaleti etkilediği izlenimi vermemek için bağlı bulunduğu siyasi partiden istifa etmiştir. Müvekkilimizin yasal haklarını kullanması neticesinde müracaatta bulunmasının bir mobing olduğunu kamuoyuna çarpıtarak açıklamada belirtmiştir. Müşteki vekilinin mahkemenin tüm delillerini kabul etmiş gibi kamuoyu ile paylaşması kendisini yargı mercii olarak görmekte ve hükmü kendince vermiştir. Yargılamada tanıkların dinlenilmeden cezaya hükmedileceğinden bahsederek yargılamayı etkileme çabasına içerisine girmiştir. Duruşma tarihinin seçimlerden sonraya bırakılmasının kendileri için üzücü olduğunu ifade ederek asıl amaçlarının müvekkilimizin siyasi geleceğini ve kimliğini bitirmeye yönelik olduğunun açıkça göstergesidir. Müvekkilimiz ile yapmış olduğumuz telefon görüşmesinde; hukuka aykırı, doğruları yansıtmayan ve adaleti yönlendirme niteliğindeki basın açıklamasından dolayı müşteki vekili hakkında Adalet Bakanlığına ve bağlı bulunduğu Baro Başkanlığına suç duyurusunda bulunacağını haricen öğrenmiş bulunmaktayız. Müşteki vekili tarafından yapılan, doğruları yansıtmayan, etik olmayan ve hukuka aykırı basın açıklaması sonrasında müvekkilimiz adına cevap verme ve doğru bilgilendirme zorunluluğu doğmuştur. Kamuoyuna saygıyla arz ederiz.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
x23
Aylin Sarıoğlu tarafından
04 Mart, 2026 14:06 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Türk Eğitim-Sen öğretmen cinayetini protesto etti

İstanbul Çekmeköy’de görev yapan biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in bir öğrenci tarafından bıçaklanarak öldürülmesi, ülke genelinde olduğu gibi Karabük’te de eğitim camiasını ayağa kaldırdı. Türk Eğitim-Sen Karabük Şubesi, Hürriyet Caddesi üzerinde bulunan Karabük Ticaret ve Sanayi Odası (KARTSO) binası önünde bir basın açıklaması düzenleyerek, eğitim çalışanlarına yönelik artan şiddeti protesto etti.

Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Serdar Aydın, grup adına yaptığı açıklamada, yaşanan vahşetin bir kez daha gösterdiği üzere eğitimcilerin can güvenliğinin tehlikede olduğunu vurguladı. Aydın, "Ülkemiz ve eğitim camiamız bir kez daha yasa boğulmuştur. İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde biyoloji öğretmeni olarak görev yapan Fatma Nur Çelik, bir öğrencisi tarafından hunharca katledilmiştir. Kıymetli öğretmenimize Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve tüm eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyoruz. Aynı saldırıda yaralanan Zeynep Aybars Taşdemir öğretmenimize ve öğrencimize de acil şifalar temenni ediyoruz" dedi.

"GÜVENLİK ÖNLEMLERİ YETERSİZ"

Eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin kalıcı tedbirler alınmadığı sürece devam edeceğini vurgulayan Aydın, merhume öğretmenin disiplin kurulunda can güvenliklerinin bulunmadığını dile getirdiğini ancak buna rağmen önlem alınmadığını kaydetti. Aydın, "Bugün okullarımızda öğretmenlerimizin ve eğitim çalışanlarımızın can güvenliği ciddi bir tehdit altındadır" diye konuştu.

Öğretmenlik Meslek Kanunu'nda yapılan düzenlemelerin kıymetli olduğunu ancak yetersiz kaldığını belirten Aydın, disiplin yönetmeliklerinin caydırıcılıktan uzak olduğunu, okullarda yeterli güvenlik tedbirlerinin alınamadığını söyledi.

"OKULLARDA GÜVENLİK SORUNU"

Birçok okulda güvenliğin nöbetçi öğretmenler eliyle sağlanmaya çalışıldığına dikkat çeken Aydın, "Öğretmenler hem eğitim vermek hem de güvenliği temin etmek zorunda bırakılmaktadır. Bu kabul edilemez bir sorumluluktur" ifadelerini kullandı.

Okulların ödenek yetersizliği nedeniyle en temel güvenlik ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz durumda olduğunu belirten Aydın, her eğitim kurumuna güvenlik görevlisi tahsis edilmesi ve kamera sistemlerinin aktif hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.

"FAİL EN ÜST SINIRDAN CEZALANDIRILSIN"

Saldırıyı gerçekleştiren failin en üst sınırdan cezalandırılmasını talep ettiklerini ifade eden Aydın, Türk Ceza Kanunu'nda eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin ayrı ve ağırlaştırılmış bir suç tipi olarak düzenlenmesi gerektiğini söyledi.

Rehber öğretmen sayısının artırılması gerektiğine dikkat çeken Aydın, okullarda en fazla 100 öğrenciye 1 rehber öğretmen düşecek şekilde norm kadro düzenlemesi yapılmasını talep etti.

"ÖĞRETMENİ KORUMAK GELECEĞİ KORUMAKTIR"

Açıklamasında daha önce şiddete kurban giden öğretmenlerin isimlerini de anan Aydın, Rabia Sevilay Durukan, Ayhan Kökmen, Ceren Damar Şenel, Necmettin Kuyucu, İbrahim Oktugan ve Fatma Nur Çelik'in hatıralarının kendilerinde olduğunu ifade etti.

Ailelere de çağrıda bulunan Aydın, "Çocuklarınıza sahip çıkın. Onlara öğretmenin kutsal bir görev ifa ettiğini anlatın ve saygı duymaları gerektiğini öğretin. Unutmayın ki; öğretmeni korumak, geleceğimizi korumaktır!" dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin