Değirmenci'den Sağduyu Çağrısı - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
06 Temmuz, 2022 13:54 tarihinde yayınlandı
0
0

Değirmenci’den Sağduyu Çağrısı

Özçelik-İş Sendikası Genel Başkanı ve HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Yunus Değirmenci KARDEMİR’deki üyelerine sağduyu çağrısı yaptı.
KARDEMİR Yönetim Kurulu tarafından onaylanan kademe ilerlemesi ile fark ücretlerinin bayram öncesinde yatırılmasını değerlendiren Başkan Değirmenci, “Geçtiğimiz hafta müjdesini paylaşmış olduğumuz kademe ilerlemesiyle ilgili çalışmanın,  yapılan KARDEMİR yönetim kurulu toplantısında, söz verdiğimiz gibi karara bağlanarak sonuçlandırılmış olmasının, haklı huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz” dedi.

ASIL OLAN, SİZLERE ÇİFTE BAYRAM YAŞATMAKTI
Amaçlarının işçilere çifte bayram yaşatmak olduğunu ve bu hayalin de gerçekleştiğini ifade eden Genel Başkan Değirmenci; “Asıl olan, sizlere çifte bayram yaşatmaktı, çok şükür bu hayalimiz gerçekleşmiş oldu.
Kademe ilerlemeniz ve bayram öncesi hesaplarınıza yatacak olan kademeye ilişkin ücret farklarınız, başta siz değerli üyelerimiz olmak üzere KARDEMİR’imize, Karabük’ümüze ve bölgemize hayırlı olsun. Allah’ın izniyle hep birlikte gelecek güzel günleri inşa etmeye devam edeceğiz.
Bu vesileyle KARDEMİR’de huzur ve barışın, birlik ve beraberliğin dün olduğu gibi bugün de yarın da garantisi olmayı sürdüreceğimizden hiç kimsenin asla şüphesi olmasın.
KARDEMİR’de üyelerimizin huzuruna ve geleceğine yönelik saldırılara asla müsaade etmeyeceğimizi, geçmişte olduğu gibi KARDEMİR işçisine kişisel menfaatleri için bedel ödetme peşinde olanlara, kesinlikle geçit vermeyeceğimizi bilmenizi istiyorum.
Siz değerli üyelerimden ise, sakinliğinizi korumanızı, tahriklere karşı sağduyulu olmanızı, gelecek endişesi yaşamamanızı, birlik ve beraberliğimize sahip çıkmanızı, ‘zalimin zulmü varsa bizim de Allah’ımız ve Özçelik-İş’imiz var’ diyerek sabırla beklemenizi, bizlere inanmaya ve güvenmeye devam etmenizi rica ediyor, mübarek Kurban Bayramınızı şimdiden tebrik ediyorum” dedi. (Nurettin Acar)

Bizi sosyal medyadan takip edin
1
Peri Dilbaz Avatarı
Peri Dilbaz
23 Nisan, 2026 09:46 tarihinde yayınlandı
0
0

Enerji ve Psikoloji: Görünmeyeni Anlamak

İnsan, sadece etten ve kemikten ibaret değildir. Duyguları, düşünceleri ve fark edilmesi daha zor olan bir yönüyle enerjisiyle var olur. Peki sıkça duyduğumuz bu “enerji” kavramı nedir? Gerçekten var mıdır, yoksa yalnızca soyut bir anlatım biçimi midir?  Bilimsel açıdan baktığımızda enerji var olan her şeyin temel yapı taşıdır. Bedenimiz biyolojik bir sistem olarak elektriksel ve kimyasal sinyallerle çalışır. Kalbimizin ritmi, beynimizin dalgaları, sinir sistemimizin iletimleri… Tüm bunlar aslında birer enerji akışıdır. Ancak mesele yalnızca fiziksel enerjiyle sınırlı değildir. Psikolojik açıdan enerji, çoğu zaman kişinin duygu durumu, zihinsel yükü ve içsel dengesiyle kendini gösterir. “Bugün enerjim yok” dediğimizde aslında tükenen şey kas gücümüz değil ruhsal kapasitemizdir. Ya da birinin yanındayken kendimizi iyi hissedip, bir diğerinin yanında daralmamız… Bu da kişiler arası psikolojik enerji alışverişinin bir yansımasıdır. İnsan bedeni, yalnızca biyolojik değil aynı zamanda anlam üreten bir sistemdir. Bu sistemin kendine ait bir zekası vardır. Beden, zihnin fark etmediğini hisseder. Bazen açıklayamadığımız bir huzursuzluk, bazen sebepsiz bir rahatlama… Bunlar beden enerjisinin verdiği sinyallerdir. Örneğin, uzun süre bastırılmış duygular bedende gerginlik olarak birikir. Omuz ağrıları, mide sorunları ya da kronik yorgunluk çoğu zaman sadece fiziksel değildir; duygusal yüklerin bedendeki izleridir. Bu noktada “beden zekâsı” kavramı önem kazanır. Beden zekası, insanın kendini dinleyebilme kapasitesidir. Aç mı, yorgun mu, üzgün mü, güvende mi.  Bunları fark edebilmek, aslında enerjiyi doğru yönetebilmenin ilk adımıdır. Çünkü enerji, yönlendirilmediğinde dağılır  fark edildiğinde ise dönüşür.

Modern yaşamın en büyük sorunlarından biri, insanın kendi enerjisiyle bağını koparmasıdır. Sürekli dış uyaranlara maruz kalmak, hız, stres ve beklentiler… Tüm bunlar kişinin içsel dengesini zayıflatır. Bu yüzden bugün birçok insan “neden bu kadar yorgunum?” sorusunu sormaktadır. Oysa cevap çoğu zaman dışarıda değil, içeridedir.

Enerji yönetimi, aslında psikolojik dayanıklılığın bir parçasıdır. Kişi sınır koyabildiğinde, duygularını bastırmak yerine ifade edebildiğinde ve kendine temas edebildiğinde enerjisini korur. Aksi halde tükenmişlik kaçınılmaz hale gelir.

Sonuç olarak; enerji mistik bir kavramdan ziyade, insanın hem biyolojik hem de psikolojik varoluşunun bir bütünüdür. Onu anlamak için uzaklara bakmaya gerek yok. Bedenin verdiği sinyallere kulak vermek, duyguları inkâr etmemek ve kendine alan açmak… Belki de en gerçek enerji çalışması budur.

Çünkü insan, en çok kendisiyle temas ettiğinde dengelenir.