Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
25 Kasım, 2023 20:24 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Cumhurbaşkanı Erdoğan Binali dedeye doğalgaz sözünü tuttu

Artvin’de 1 yıl önce Yusufeli Barajı için düzenlenen su tutma töreninde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan yeni Yusufeli ilçe merkezi için doğalgaz isteyen 91 yaşındaki Binali Polat’ın isteği gerçekleşti. Polat, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Doğal gazı gönderdin Paşam. Biz de koca Yusufeli’nde ısınıyoruz. Bu hayır sana da yeter bizde de” diyerek hem teşekkür hem de dua etti.
Artvin’de Çoruh Nehri üzerinde inşa edilen temelden 275 metre yüksekliğiyle kemer baraj sınıfında Türkiye’nin birinci, dünyanın 5. en yüksek barajı olan Yusufeli Barajı ve HES projesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımı ile 22 Kasım 2022’de su tutmaya başladı. Bir yıl önce yeni Yusufeli ilçe merkezinde düzenlenen törende aynı zamanda evleri baraj suları altında kalan hak sahiplerine evleri teslim edildi.
Hak sahibi olan 91 yaşındaki Binali Polat, törende Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan evinin anahtarını aldığı sırada doğalgaz isteğinde bulunurken, yeni ilçeye doğalgaz isteyen Binali Polat’ın isteğini geri çevirmeyen Erdoğan törende dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’e talimat vererek “Talimatı verdim. Enerji bakanımız dedi ki biraz yolu uzak. Uzak muzak yok, biz aşığız. Ferhatız dağları deleriz ve ulaşırız” diyerek bir an önce doğalgazın ilçeye verilmesini istemişti. Aradan geçen tam bir yıl sonra Yusufeli ilçesine doğalgaz bağlanırken, ilçe sakinleri soğuk havaları doğalgazla karşıladı.

Ölmeden doğalgaz kullanmak nasip oldu
1 yıl önce düzenlenen törende Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan yeni ilçe merkezi için doğalgaz talebinde bulunan Binali dede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkürlerini ileterek “Doğalgazı gönderdin Paşam. Biz de koca Yusufeli’nde ısınıyoruz. Bu hayır sana da yeter bana da. Ölmeden doğalgazı kullanmak da nasip oldu” diyerek kendisine hem dua hem teşekkür etti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.