Gerede Çayı Temiz Aksın Platformu, Gerede Çayı’ndaki kirliliğin önlenmesi amacıyla yürüttükleri davaya ilişkin kamuoyuna yazılı bir basın açıklaması yaptı.
Platform, sürecin son aşamada Danıştay’a taşındığını duyurdu.
Platform tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"ANKARA’DA LEHİMİZE VERİLEN KARAR, BOLU’DA TEKRAR REDDEDİLDİ.
BU TOPRAKLARIN HAKKINI ALANA KADAR VAZGEÇMEYECEĞİZ.
Gerede Çayı’ndaki kirliliğin önlenmesi amacıyla yürüttüğümüz hukuk mücadelesi kapsamında, 03.11.2024 tarihinde Bolu İdare Mahkemesi’nde dava açılmış; ancak 20 Mayıs 2025 tarihinde görülen duruşma sonunda talebimiz esasa girilmeden reddedilmiştir. Bu karar üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne yaptığımız itiraz kabul edilmiş ve dosya yeniden incelenmek üzere Bolu İdare Mahkemesi’ne gönderilmiştir.
BOLU İDARE MAHKEMESİ, BİLİRKİŞİ RAPORU BİLE İSTEMEDEN EKSİK İNCELEME İLE DAVAYI YENİDEN REDDETTİ.
Dosya yeniden görülmesine rağmen mahkeme; bilirkişi incelemesi yaptırmadan, kirliliği ortaya koyan bilimsel raporlarımızı dikkate almadan ve yalnızca davalı idarelerin beyanlarına dayanarak davamızı ikinci kez reddetmiştir.
İTİRAZ DİLEKÇEMİZİ DANIŞTAY’A TAŞIDIK.
Bolu İdare Mahkemesi’nin bu RET KARARININ,
• Ankara Bölge İdare Mahkemesi 6. İD Dairesi’nin bozma kararına fiilen uymaması,
• Ret kararının eksik incelemeye dayanması,
• Bilimsel raporlarla ortaya konan ağır çevre tahribatının göz ardı edilmesi,
• Çevre hakkı, yaşam hakkı ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaması
nedenleriyle 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesi uyarınca BOZULMASI
Ayrıca, Gerede Çayı’nın ve bu çayla yaşayan köylerin, yalnızca kâğıt üzerinde değil, fiilen korunabilmesi için
• Danıştay’ca işin esasına girilerek zımni ret işleminin İPTALİNE, aksi halde, dosyanın yeniden ve bu kez tam bir inceleme yapılmak, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi talebi ile dilekçemizi Danıştay’a sunduk.
VERİLEN RET KARARI KENDİ İÇİNDE ÇELİŞKİLİDİR.
Ret Kararında, kâğıt üzerinde kalan idari işlemler esas alınarak, idarenin sorumluluğunu yerine getirdiği, bu nedenle davanın reddi gerektiği ifade edilmektedir.
Bu gerekçe; kendi içinde ağır bir çelişki taşımaktadır. Bir yandan çayda canlı yaşamının kalmadığı, ekosistemin geri dönülmez şekilde bozulduğu, kirliliğin halk sağlığını tehdit ettiği kabul edilmekte; GEÇTAP Bilimsel Raporuna atıfta bulunulmakta diğer yandan aynı idarenin bugüne kadarki tedbirleri yeterli görülmektedir.
Mahkeme, “kirlilik fiilen devam ediyor mu?, İdarenin aldığı tedbirler bu kirliliği gideriyor mu?” sorusuna net bir yanıt vermemiş, yalnızca idarenin işlem yapmış olmasını yeterli görmüştür.
Çevre hukukunda önemli olan kâğıt üzerindeki işlemler değil kirliliğin fiilen sona ermesidir. Somut olayda Gerede Çayı’ndaki kirliliğin devam ettiği, çayın cansızlaştığı, köylülerin kokudan evlerine giremediği bizzat dosya kapsamıyla sabittir. Buna rağmen davanın reddi, çevreye ilişkin iddiaların kapsamlı biçimde ele alınmadığı yönünde bir kanaat oluşmasına yol açmıştır.
Gerede Organize Sanayi Bölgesi’nde yıllar içinde üretim kapasitesi sürekli artmış, faaliyet gösteren fabrika sayısı yaklaşık üç katına çıkmıştır. Ancak sanayi büyürken Gerede Çayı’ndaki kirlilik artarak devam etmiştir. Çayın rengi, kokusu ve ekolojik durumu, alınan önlemlerin yeterli olmadığını açıkça göstermektedir.
İdarenin çevreyi koruma yükümlülüğünü yerine getirmemesi; Çevre Kanunu, SKKY ve OSB mevzuatına aykırı davranılması ayrıca köylülerin yaşam, sağlık ve çevre hakları yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmamış olması, davanın üst mahkemece yeniden bozulması için yeterli sebepler oluşturmaktadır.
ADALETİ ARIYORUZ
Çevreyi ve vatandaşın yaşam hakkını görmezden gelen bu tür kararlar, toplumun adalet duygusunu zedelemekte ve hukuka olan güveni aşındırmaktadır.
Bugün; çevre mücadelemizin 1103., hukuk mücadelemizin ise 473. günüdür.
Doğayı, suyu, toprağı, ölen canlı yaşamını, insan sağlığını ve adaleti önemseyen hâkimler ve savcıların var olduğuna inanıyor; doğru ve adil karar vereceklerine dair umudumuzu koruyoruz. Kamuoyuna saygı ile duyururuz."
Platform, çevre ve yaşam hakkı kapsamında yürüttükleri mücadelenin Danıştay süreciyle devam edeceğini belirterek kamuoyundan destek istedi.