Reklam
Reklam
cocuklari kis donemi hastaliklarindan koruma onerileri IqJk1a7j
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
20 Kasım, 2024 16:15 tarihinde yayınlandı
0

Çocukları kış dönemi hastalıklarından koruma önerileri

Kış aylarının gelmesiyle birlikte soğuk hava ve kapalı ortamların artması, çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonlarının yaygınlaşmasına neden oluyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Buket Taneri, bu dönemde ailelerin dikkat etmesi gereken noktaları ve çocukları hastalıklardan koruma yollarını anlattı.

“Kapalı ve kalabalık alanlardan uzak durun”

Çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmenin en önemli yollarından birinin dengeli ve sağlıklı beslenme olduğunu vurgulayan Medicana International Samsun Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Buket Taneri, “Sebze ve meyve ağırlıklı, protein yönünden zengin bir diyet, çocukların enfeksiyonlara karşı direncini artırır. Özellikle C vitamini içeren turunçgillerin tüketilmesi önemli” dedi.

Kış aylarında azalan güneş ışığına bağlı olarak D vitamini eksikliğinin yaygınlaştığını belirten Dr. Taneri, çocukların doktor kontrolünde D vitamini takviyesi alabileceğini ifade ederek, “Hijyen alışkanlıklarının çocuklara küçük yaşta kazandırılması gerekiyor. Ellerin sık sık yıkanması, çocukları mikroplardan korumanın en etkili yollarından biridir. Ayrıca, oyuncakların ve sık kullanılan eşyaların düzenli temizliği ihmal edilmemeli. Kış aylarında kapalı ve kalabalık alanlarda vakit geçirmek, hastalıkların bulaşma riskini artırıyor. Çocukları gereksiz yere alışveriş merkezi gibi kapalı mekanlara götürmekten kaçınılması gerekiyor. Çocukları mümkün olduğunca açık hava etkinliklerine yönlendirin. Temiz hava, bağışıklık sistemine olumlu etkiler yapar” diye konuştu.

Kışlık giyim ve soğuktan korunma

Soğuk hava şartlarında çocukların uygun şekilde giydirilmesinin önemine değinen Dr. Taneri, “Nefes alabilen kumaşlarla giyinmek en doğru yöntem. Baş, boyun ve ellerin soğuktan korunması için uygun aksesuarlar kullanılmalı. Kış aylarında yaygınlaşan grip ve diğer enfeksiyonlara karşı aşı en etkili koruma yöntemi. Çocukların yaşına uygun aşılarının mutlaka yaptırılması gerekiyor. Özellikle risk grubundaki çocuklar için grip aşısı öneriyoruz. Sağlıklı bir bağışıklık sistemi için yeterli ve kaliteli uyku çok önemli. Ayrıca çocukların günlük fiziksel aktivitelerle enerjilerini doğru şekilde kullanması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“Soğuk algınlığını hafife almayın”

Dr. Buket Taneri, kış aylarında sık görülen soğuk algınlığının basit bir rahatsızlık olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, “Uzun süren yüksek ateş, öksürük, nefes darlığı veya diğer şiddetli semptomlar durumunda mutlaka bir uzmana başvurun. Anne babaların alacağı küçük önlemlerle çocukların kış dönemini sağlıklı bir şekilde geçirebilir. Hastalıklardan korunmanın anahtarı, düzenli bir yaşam tarzıdır” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay