blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
10 Ekim, 2024 04:30 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Çocuk Üniversitesi yeni döneme 20 farklı atölyede başladı

Düzce Belediyesi Çocuk Üniversitesi 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı derslerine başladı. Yeni dönem ile birlikte çocuklar istek ve yetenekleri doğrultusunda 20 farklı atölyeden faydalanacak.
Düzce Belediyesi Çocuk Üniversitesi yeni döneme başladı. 5-6 ve 7-14 yaş grubu için farklı içerikli 20 atölye oluşturulan Çocuk Üniversitesinde kayıtlar devam ederken dersler de bu hafta itibarıyla başladı. Cumhuriyet Mahallesi’ndeki Düzce Bilim Merkezinin üst katında hizmetine devam eden Çocuk Üniversitesinde görsel sanatlardan mutfak sanatlarına, fen ve teknolojiden müziğe ve jimnastik gibi spor branşlarına kadar her konuda çocukların yetenekleri geliştiriliyor.
Yeni dönemin başlangıcı hakkında bilgiler veren Çocuk Üniversitesi Yetkilisi Sevinç Hızal yaptığı açıklamada, Çocuk Üniversitesinde eğitimlerin dönem boyunca belirli program çerçevesinde devam edeceği belirterek, "2024-2025 eğitim öğretim dönemine bugün itibariyle başladık. 20 farklı etkinlik atölyemiz var. Kayıtlarımız devam ediyor. 5-6 yaş ve 7-14 yaş gruplarında olan bütün çocuklarımızı bekliyoruz. Amacımız burada yaşıtları ile verimli vakit geçirmelerini, yeteneklerini geliştirmelerini sağlamak. Çocuklarımız mutlu ise bizler de mutluyuz. Burada bizlerle birlikte olan yavrularımıza ve ailelerine teşekkür ediyoruz" ifadelerine yer verdi.
Çocuk Üniversitesindeki eğitimlere katılmak isteyen 5-6 ve 7-14 yaş grubu çocukların aileleri Cumhuriyet Mahallesi 1933. Sokak No:17 adresinde yüz yüze görüşerek ya da 0 (380) 523 02 44 numaralı telefona ulaşarak gerekli belgeleri ve ayrıntıları öğrenebilecek.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.