Uzun süre güneş ışınlarına maruz kalmanın cilt kanseri riskini artırdığı, çocukluktan itibaren güneşten korunmanın çok önemli olduğu belirtildi.
Trabzon İmperial Hastanesi Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Abdulkerim Cirit, güneşte uzun süre kalmasının aynı zamanda deri yaşlanmasını artırdığına dikkat çekerek “Ömür boyu güneş ışınlarına maruziyetin yaklaşık yüzde 80’i çocukluk döneminde olur. Bu nedenle çocukluktan itibaren güneşten korunmak önemlidir” dedi.
Güneşin D vitamini sentezi ve psikolojik etkileri gibi faydaları dışında bazı zararları da mevcut olduğunu kaydeden Cirit, “Güneş D vitamini sentezi ve psikolojik etkiler gibi faydaları dışında, bazı zararları da mevcuttur. Uzun süre güneş ışınlarına maruz kalmak deri kanseri riskini arttırır. Aynı zamanda deri yaşlanmasını da hızlandırır. Güneş yanıklarına neden olabilir. O yüzden güneş banyosu yapılmasını tavsiye etmiyoruz. Ömür boyu güneş ışınlarına maruziyetin yaklaşık yüzde 80’i çocukluk döneminde olur. Bu nedenle çocukluktan itibaren güneşten korunmak önemlidir. Solaryumlarda gene aynı riskleri barındırdığı için tavsiye etmiyoruz. Günlük yaklaşık 20 dakikalık bir güneşe temas D vitamini sentezi için yeterlidir. Güneşten korunmak için güneş ışınlarının dik geldiği öğlen saatlerinde dışarı çıkılmamalı, koruyucu kıyafetler, şapka ve gözlük kullanılmalı. Güneş koruyucu krem ve losyonlarda kullanılmalı. En az 30 faktörlü bir güneş koruyucu 3 saatte bir sürülmeli” diye konuştu.


Cirit: “Uzun süre güneş ışınlarına maruz kalmak deri kanseri riskini arttırıyor”
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

