BARTIN Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Abdulsetter Bayram, “Yem bitkileri destekleme ödemesi kapsamında, kaliteli kaba yem üretimi yapmak amacıyla, çok ve tek yıllık yem ve yem bitkilerinden yapılan silajlar, destekleme ödemesinden faydalanabilecektir” dedi. Yem bitkileri desteklemesi konusunda bir açıklama yapan Bartın Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Abdulsetter Bayram, “2014 yılında yapılacak yem bitkileri desteklemesine ilişkin ‘Yem Bitkileri Desteklemeleri Uygulama Esasları Tebliği’ Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yem bitkileri destekleme ödemesi kapsamında, kaliteli kaba yem üretimi yapmak amacıyla, çok yıllık yem bitkilerinden yonca, korunga, yapay çayır mera, tek yıllık yem bitkilerinde ise fiğ, macar fiği, burçak, mürdümük, sorgum, sudan otu, sorgum-sudan otu melezi, hayvan pancarı, yem şalgamı, yem bezelyesi ve İtalyan çimi ile silajlık olarak ekilişi yapılan mısır ve belirtilen tek yıllık yem bitkilerinden yapılan silajlar, destekleme ödemesinden faydalanabilecektir. Yem bitkileri ekilişi yapan üreticilere, yapay çayır-mera için üretim yaptıkları ilk yıl, çok yıllık yem bitkilerinden yonca için 4 yıl, korunga için 3 yıl süreyle, tek yıllık yem bitkileri ekilişlerinde ise üretim yaptıkları yıl için, ürünü hasat etmeleri kaydıyla dekar başına belirtilen miktarda destekleme yapılacaktır. Desteklenecek yem bitkileri toplam ekiliş alanlarının en az 10 dekar olması gerekmektedir. Dekar başına yapılacak olan ödemeler de şu şekildedir. Yonca sulu 50 TL, yonca kuru 30 TL, korunga 40 TL, tek yıllıklar 35 TL, silajlık tek yıllıklar 50 TL, silajlık mısır sulu 75 TL, silajlık mısır kuru 35 TL, yapay çayır-mera 100 TL olmak üzere destekleme ödemeleri yapılacaktır. Yem bitkileri desteklemelerinden faydalanmak isteyen üreticilerimizin 2014 yılı (ÇKS) kayıtlarını 30 Haziran 2014 tarihine kadar mutlaka yaptırmaları gerekmektedir. ÇKS kaydından sonra ilgili destekleme müracaatları 15 Kasım 2014 tarihinde sona erecektir. Bu tarihe kadar üreticilerimizin il ve ilçe müdürlüklerimize giderek başvuruda bulunmaları gerekmektedir” dedi.


Çiftçilere Müjdeli Haber
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


