Çiftçilere Kahverengi  Kokarca Böceği  Uyarısı - Karabük Haber Postası
Ramazan Öztürk Avatarı
Ramazan Öztürk tarafından
08 Şubat, 2024 10:07 tarihinde yayınlandı
0
0

Çiftçilere Kahverengi  Kokarca Böceği  Uyarısı

Karabük  İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, kahverengi kokarca böceğine karşı üreticilere uyarıda bulundu.

İl  Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında Teknik personeller nezaretinde ”Kahverengi kokarca böceği (Halyomorpha halys) tanımı, yayılışı ve zararlısı” hakkında Ziraat Odası Başkanlığına, Muhtarlıklara ve Çiftçilere broşür dağıtılarak uyarıda bulunuldu.

Ciftcilere Kahverengi Kokarca Bocegi Uyarisi1 jpg

Tarım ve Orman Müdürlüğünden kahverengi kokarca böceğiyle ilgili yapılan açıklamada, “Kahverengi kokarca böceği (Halyomorpha halys) sokucu emici ağız yapısına sahip bir böcek olup ilk kez Eylül 1998’de Kuzey Amerika’da görülmüştür. Kahverengi kokarcaların larva ve yetişkinleri, 100’den fazla bitki türünde beslenmekte olup; verim ve kalite üzerine çok büyük zararlar meydana getirmektedir. Bir dişi birey bir yaprağın üzerine tek seferde 28 yeşil yumurta bırakabilmekte olup, bir sezonda 3 bin yumurta yumurtlayabildiğinden popülasyonu hızlı bir şekilde artırabilme kabiliyetindedir. Kahverengi kokarca zararlısı günde 30 kilometre uçabildiğinden çok hızlı yer değiştirebilme ve yeni alanlara bulaşma özelliğine sahiptir. Kahverengi kokarcanın beslendiği meyvelerin dış yüzeyinde nekroz alanları veya çukurlu bölgeler oluşturduğu gibi, yapraklarda benekler ortaya çıkabilir. Meyvenin aroma ve tadında acılaşma meydana getirmekte olup pazar değerini olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Kahverengi kokarca zararlısı diğer delici ve emici türlere kıyasla sonbaharda evleri, ardiyeleri istila ederek sonbaharda ve kış dönemini yapıların içinde geçirdiğinden sosyal bir böcek özelliği taşımaktadır. Yetişkinler birkaç aydan bir yıla kadar yaşayabilirler. Bina cephesinin içine, alt yüzeylere, pencere ve kapı çerçevelerine, bacalara veya girebilecekleri kadar büyük olan yerlere girerler. Eve girdikten sonra kış uykusu moduna geçer ve kışın geçmesini beklerler. Ülkemizde ilk kez 2017 yılında İstanbul’da gözlenen kahverengi kokarca zararlısı çok hızlı bir yayılım göstererek birçok ile bulaştığı görülmüştür. İl genelinde Tarım ve Orman Bakanlığının koordinatörlüğünde böceğin bulaşması ve yayılmasını takip amacıyla her yıl rutin kontroller yapılmış, 2021 yılında ilk bulaşmaların olduğu gözlemlenmiştir. 2023 yılında ise tuzaklarda yapılan kontrollerde 0-250 ve 250-500 rakımlarda yoğunluğun arttığı görülmüştür” denildi. (Ramazan Öztürk)

Ciftcilere Kahverengi Kokarca Bocegi Uyarisi3 jpg

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay