Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
18 Eylül, 2021 13:20 tarihinde yayınlandı
0

Çift doz aşı yaptıranlara temaslı olduğunda karantina yok

Sağlık Bakanlığı tarafından “Covid-19 Temaslı Takibi Salgın Yönetimi, Evde Hasta İzlemi Rehberi”nde yapılan değişiklikle; tam aşılı temaslının, HES kodu ilk 5 gün riskli sayılmayacak. Bu kişi için 5’inci gün PCR testi negatif çıkarsa izolasyon uygulanmayacak.

Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı “Covid-19 Temaslı Takibi Salgın Yönetimi, Evde Hasta İzlemi ve Filyasyon Rehberi”nde temaslı takip algoritmasında değişiklik yapıldı.

İLK 5 GÜN KARANTİNAYA GİRMEYECEK

En önemli değişiklik tam aşılı temaslıların izolasyonunda yapıldı. Buna göre ikinci doz aşısının üzerinden 14 gün geçen ve Covid-19 hastası ile temas eden vatandaşın Hes Kodu ilk 5 gün riskli sayılmayacak. Aşılı ve temaslı olan vatandaş 5’inci gün PCR testi verecek, sonucu negatif çıkarsa izolasyon uygulanmayacak.

  1. GÜN PCR TESTİ YAPTIRACAK

Test sonucu pozitif çıkarsa 5’nci günden itibaren 9 günlük izolasyon süreci başlayacak ve 14 günü tamamlayacak. 5’inci gün test vermeyen aşılı temaslıların ise HES kodu riskli sayılacak ve kalan 9 günü izolasyonda geçirerek, 14 günü tamamlayacak.

DELTALI HASTAYA 14 GÜN İZOLASYON

Ayrıca Delta varyantı olan hasta 14 gün izolasyonda kalacak. Yine testi pozitif olan ancak Delta varyantı bulunmayan hasta da 14 gün izolasyona alınacak; ancak test sonucu 10’uncu gün negatif çıkarsa karantina süreci sona erecek. Aşısız olan ve delta varyantlı hasta ile temasta bulunan 14 gün izolasyonda kalırken, normal Covid-19 hastası ile temaslı olan ise 14 gün izolasyona girerek, test sonucu 10’uncu gün negatifse karantina sona erecek.

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin