Karabük Haber Postası Karabük Haber Postası

CHP’den 30 Ağustos Zafer Bayramı  Mesajı

Gündem Yayın: 28.08.2017 10:00
CHP’den 30 Ağustos Zafer Bayramı  Mesajı

Cumhuriyet Halk Partisi Karabük İl Başkanlığı tarafından Büyük Taarruzun 95. Yılı nedeniyle bir kutlama mesajı yayımlanarak, “30 Ağustos zafer Bayramı, Türk milletinin büyük bir coşku içerisinde kutladığı milli bayramlarımızdan birisidir. Zafer Bayramının 95.yılı hepinize kutlu olsun.

19 Mayıs 1919’da Atatürk’ün Samsuna çıkmasıyla, Kurtuluş mücadelesine başlayan Türk Ulusu, Atatürk’ün Önderliğinde düşmanı yurttan kovmanın ve asırlardır bağımsız olarak yaşadığı topraklarda yine bağımsız olarak yaşayabilmenin azmi içerisindeydi.

Amasya genelgesinin yayınlanmasının ardından yapılan Erzurum ve Sivas Kongreleri ile Anadolu tek vücut olmaya başlamıştı. 23 Nisan 1920’de TBMM’nin kurulmasıyla memleketin yönetim hakkı Türk halkına verilmiş, bu sayede Ankara’da Kurtuluş Savaşının merkezi durumuna gelmişti.

Misakı-ı Milli sınırları içinde vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı görüşünden hareketle, düşmanla mücadele kararı alınmış, oluşturulan düzenli ordu ile savaşa girilmiştir.

Türk Ordusu, Gazi Mustafa Kemalin, Başkomutanlığında,26 Ağustos 1922’de düşmana saldırdı.30 Ağustos da düşman çember içine alındı. Yunan Başkomutanı Trikopis teslim oldu. Bu savaş Atatürk’ün başkomutanlığında yapıldığı için “ Başkomutanlık Meydan Muharebesi” olarak adlandırıldı.

30 Ağustos zaferi, Türk tarihinin en önemli dönüm noktasıdır. Ulusal tarihimiz çok büyük, parlak zaferlerle doludur. Ama Türk Ulusunun burada kazandığı zafer kadar kesin sonuçlu, yalnız bizim tarihimize değil, dünya tarihine yeni, bir akım vermekte kesin etkili bir meydan savaşı hatırlamıyoruz.

Besbelli ki yeni Türk devletinin, genç Türkiye Cumhuriyetinin temeli burada sağlamlaştırıldı. Ölümsüz yaşayışı burada taçlandırıldı. Bu alanda akan Türk kanları, bu göklerde uçuşan şehit ruhları, devletimizin, Cumhuriyetimizin ölümsüz koruyucularıdır.

Bildiğiniz gibi partimiz CHP de Cumhuriyetin kurucu partisidir. Kurduğumuz Türkiye Cumhuriyeti Diktatörlük rejimine doğru gidiyor. Diktatörlüğün temel gereği olan yasama, yürütme ve yargının tek elde toplanması ihtiyacını hükümet harfiyen ve alenen yerine getiriyor.

HSK düzenlemesi ve TBMM ‘ini direktifle yönetebilmek için vekillerin söz haklarını elinden alan iç tüzük düzenlemesi, KHK, yeni rejimin kurumlaştırma çabalarıdır.

Diktatörlüğe karşı direnişin, ülke nüfusunun yarısını aşan potansiyel bir toplumsal tabanı var. Tek adam rejiminin yurttaşlıktan dışladığı milyonlar, diktatörlüğe karşı mücadele içinde yan yana gelmelidir.

Artık söz söyleme değil direnişlerde ve yürüyüşlerde birlikte olma zamanı, Eşitlikçi özgürlükçü, demokratik, sosyal ve laik bir Türkiye’yi yeniden kurmak için bir arada olmalıyız.

Tüm bu duygularla Atatürk’ün bize emanet ettiği, Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasında etken olan,30 Ağustos Zafer Bayramını, bağımsızlık bayramını, Cumhuriyetimize kavuşmamızı sağlayan bayramınızı kutluyoruz” denildi.

 

Paylaş:

Mesajınızı gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilinçsiz sulama, flamingoların durağı Kamış Gölü’nün kurumasına neden oldu

Dünya Yayın: 23.07.2024 20:37
İhlas Haber Ajansı

Bir zamanlar onlarca çeşit kuş türüne ev sahipliği yapan Kamış gölü kuraklık ve bilinçsiz sulama nedeniyle tamamen kurudu. Flamingolar başta olmak üzere bir çok kuş türüne ev sahipliği yapan gölde şimdi köylüler traktörle geziyor.
Tokat’ın Sulusaray ilçesine yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta bulunan Uylubağı köyü eteklerindeki Kamış gölü, bir zamanlar onlarca çeşit kuş türüne ev sahipliği yaparken, kuraklık ve bilinçsiz sulama nedeniyle tamamen kurudu. Kuşların göç yolundaki önemli duraklarından biri olan göletin kuruması hem vatandaşları hem de kuşları olumsuz etkiledi. Kuruyan gölet nedeniyle köyde sivrisinek popülasyonunda da artış görüldü. Bir zamanlar kuşların dans ettiği gölette şimdi köylüler traktörle geziyor.
“Eskiden burası hiç kurumazdı”
Son 20 yılda göldeki suyun yavaş yavaş kuruduğunu söyleyen Uylubağı Köyü Muhtarı Mustafa Bozkurt, “Bu köy çocukluğumuzda kendimizin girdiği, hayvanları otlattığımız yer olduğundan burada hiç su eksik olmazdı. Kendimiz de sıcakladıkça suyun içerisinde girerdik. Ama son 20 yıldır su kuruduğu için kuşlar gidiyor. Burada çok çeşitli kuşlar oluyordu. Ördek, toy, angut, turna, karabatak ve baharın ilk başlarında sürüyle flamingo geliyordu. Hepsinin ayrı ayrı ses tonları olurdu. Haziran 18 deyince su kalmıyor. Yavruların da kimisi yumurtadan çıkmamış oluyor kimisi de uçmamış oluyor. Her biri bir yerde telef oluyor. Su gidince kuşlar geri gidiyor. Bu içler acısı bir durumdur. Köyden kuşların seslerini dinliyoruz. Her biri bir otun dibinde ölüyor. Eskiden su hiç kurumazdı. Genelde arazilerden gelen sularla besleniyor. Tabandan çıkan herhangi bir su yoktur. Çevreden gelen sular da baraj, gölet ve vatandaşın vurduğu sondajdan dolayı burası kurudu. Su boşa akıyor yine de komşu köylerimiz buraya vermiyorlar. Aşağıda iki tane büyük çeşme var. Eski tabirle bir değirmenlik su var. Boşa akıtıyorlar yine de bize vermiyorlar. Bu suyu kışın 11’inci ayda verseler 5’inci aya kadar hiçbir sorun olmaz. Boş akıyor yine de vermiyorlar” dedi.
“Su kuruduğu için köylü de kuşlar da barınmıyor”
Suyunun da uyuz hastalığına iyi geldiğini iddia eden Köy sakinlerinden Halil Bozkurt ise “Şu an da uyuz gölündeyiz. Burası daha önceleri su dolu olurdu. Kuş çeşitleri çok olurdu. Yaban kazları ördekler, flamingolar, toylar hatta ismini bilmediğimiz kuş çeşitleri çok oluyordu. O zamanlar bu göl hiç kurumazdı. Şu anda köyümüz kuruyor. Ne bir kuş ne de insan kalıyor. Ayrıca kuruduğu için köylü vatandaşımız da sivrisinekten duramıyor. Buraya su bağlanarak hem kuş hem de çiftçi için arazi sulamasında kullanılması gerekiyor. Geçmiş zamanlarda buraya uyuz hastalığı olan insanlar gelerek batağı ve suyundan şifa görürlerdi. Şu an da gelen de yok. Köylü de barınamıyor, kuşlar da barınamıyor. Tamamen bataklık oldu. Hiçbir bakan da yok” diye konuştu.