blank
Aylin Sarıoğlu tarafından
17 Ekim, 2025 15:40 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

CHP’de Gözler Pazar Günü’ne Çevrildi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Karabük İl Başkanlığı seçimleri 19 Ekim Pazar günü gerçekleştirilecek. 39. Olağan İl Kongresi, saat 13.00’te 100. Yıl Kültür Merkezi’nde başlayacak.

Partide bir süredir devam eden kongre süreci kapsamında gözler bu kez Karabük’e çevrildi. CHP tabanında uzun süredir dillendirilen değişim  beklentisi, kongreye olan ilgiyi artırmış durumda. İl Başkanlığı koltuğu için mevcut Başkan  Vedat Yaşar, Av. Erdoğan Dinçel adaylıklarını hafta içi yaptıkları açıklamalarla kamuoyuna duyururken, daha önce aday olacağı söylenen  Necdet Kızılay'ın aday olup olmayacağı  henüz netlik kazanmış değil. Edinilen  bilgilerine göre Kızılay'ın son bir değerlendirme yaptıktan sonra kararını vereceği ifade ediliyor.  Diğer bir aday Sedat Karaoğlu'nun ise Ankara'da tedavi gören annesinin rahatsızlığı nedeniyle adaylıktan çekildiği belirtilirken, daha önce Safranbolu  Belediyesinde Sözleşmeli Avukatlık yapan Yaşar Koç'un da CHP İl Başkanlığına aday olacağı konuşuluyor.

YAŞAR VE DİNÇEL ADAYLIKLARINI RESMEN AÇIKLADILAR

Mevcut Başkan  Vedat Yaşar, kongreye  'devam'  sloganıyla giriyor. Yaşar yaptığı adaylık açıklamasında görevi süresince partide birlik ve bütünlüğü koruduklarını belirterek, “Her mahallede, her köyde, her esnafta, her emekçide CHP'nin söylemlerini, sevgisini ilçe örgütlerimizle birlikte sahaya taşımaya çalıştık. Hiç bir zaman yılmadık. Umutlarımızı hep yüksek tuttuk. Bizim davamız koltuk davası değildir. Bizim davamız halkın iktidarını kurma davasıdır. Bizler gençlerin sesini gençlerle yükselteceğiz, kadınların mücadelesine omuz vereceğiz, emekçinin, çiftçinin, esnafın derdini kendi derdimiz bileceğiz, birlikte bu emek bayrağını yükseklere taşıyacağız. ve bunu  sadece seçim dönemlerinde değil, her gün, her sokakta, her alanda yapacağız. Bizler birlikteysek güçlüyüz" diye konuştu.

Adaylığını ilk açıklayan isimlerden biri olan  Av. Erdoğan Dinçel  ise 'yenilenme ve aktif muhalefet' vurgusuyla dikkat çekiyor. Dinçel, "Ben seçimlerden sonra bir müddet siyasetten uzaklaşmıştım. Ancak, ülkemiz, Karabük, partimiz o kadar büyük sıkıntı içinde olduğunu gördüğümden arkadaşlarımla yapmış olduğum değerlendirme sonucunda yeniden sorumluluk almak, geçmiş tecrübe ve deneyimlerimizden partimizin faydalanması, partideki dağınıklığın bir an önce toparlanması gerektiğini düşünerek yeniden görev alma kararı verdik” diyerek değişim mesajı verdi.

173 DELEGE SANDIK BAŞINDA

Kongrede Karabük Merkez ilçeden 63, Safranbolu’dan 47, Yenice’den 18, Eskipazar, Eflani ve Ovacık ilçelerinden ise 5’er olmak üzere toplam 173 delege* oy kullanacak. Bu delegelerin 30’u  il yönetimi, belediye başkanları ve milletvekilleri dahil doğal delege statüsünde olacak.

PARTİ İÇİNDE HEYECAN VE MERAK HAKİM

19 Ekim Pazar günü yapılacak olan Kongre öncesi parti içindeki hareketlilik artarken, kulislerde  'değişim olacak mı?' sorusu en çok konuşulan başlık haline geldi.

Delegeler arasında dengelerin oldukça yakın olduğu ifade edilirken, sonuçların Karabük CHP teşkilatının önümüzdeki dönemdeki siyasi rotasını belirleyeceği vurgulanıyor.

SONUÇ NE OLURSA OLSUN ‘BİRLİK’ MESAJI

Tüm adaylar, kongre sürecinin demokratik bir yarış olarak geçmesi gerektiğini belirterek, “CHP’nin gücü örgütlerinden gelir, kazanan kim olursa olsun asıl kazanan Cumhuriyet Halk Partisi olmalıdır” mesajını verdiler.

Kongrenin ardından yeni il yönetimi, 2025 yerel seçimleri öncesinde partinin Karabük’teki stratejisini belirleyecek.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
İlyas Erbay tarafından
16 Aralık, 2025 10:18 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

EMEKLİYİ ÖLMEDEN MEZARA KOYDULAR !

Anayasamıza göre, Türkiye Cumhuriyeti bir sosyal devlettir. Sosyal devlet; vatandaşların refah durumunu gözeten, halkına asgari bir yaşam düzeyi sağlamakla görevli devlet olarak tanımlanır.

Sosyal devlet, anayasamızın 2. ve 60'ıncı maddelerinde de tanımlanmıştır. Sosyal hukuk devleti güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği yani, sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü devlet demektir. Ülkelerin sosyal devlet olabilmesi için bazı özelliklerinin bulunması gerekir. Sosyal devlette fırsat eşitliği ön plandadır. Ayrıca sosyal devlette halka eşit gelir dağılımı ve asgari yaşam şartları sunulur.

Peki, halka eşit gelir dağılımı ve asgari yaşam şartlarının sağlanması konusunda ne durumdayız? Ücretlere baktığımızda, eşit gelir dağılımından söz edebilir miyiz? Gelir dağılımı adaletsizliğinde dünya sıralamasında liderliğe oynuyoruz!

Çalışanlarla emekliler arasındaki ücret dengesizliği emekliler aleyhine giderek büyüyor. Emekli maaşları TÜRK-İŞ'in her ay açıkladığı açlık sınırı rakamlarının neredeyse yarısına düştü. Önümüzdeki ay 6 aylık enflasyon rakamlarına göre emekli maaşlarına yapılacak olan zam yüzde 11-12 civarında olacak. Bu durumda, en düşük emekli aylığı 19 bin liraya bile ulaşamayacak. Kasım ayı açlık sınırı rakamı 30 bin lira . Aralık ayında ve devam eden aylarda bu rakam daha da artacak. Emekli maaşlarının açlık sınırı rakamlarının yakalaması mümkün görülmüyor. Aynı durum asgari ücret alanlar için de geçerli. Bu rakamlarla kirasını bile ödeyemeyen milyonlarca insan ne yiyecek ne içecek?

blank

Böyle bir adaletsizlik, böyle bir vicdansızlık olabilir mi? Nerede kaldı sosyal devlet, nerede adalet, hakkaniyet? Emekli de bu ülkenin vatandaşı. Emekliler lütuf beklemiyor. Çalışırken ödedikleri primlerin karşılığını hakkıyla almak istiyorlar.
Sosyal Güvenlik Sistemi çökmüştür. Prim ödeme gün sayısının, ödenen primin rakamsal miktarının hiç bir önemi kalmadı. 3600 gün prim ödeyenle 9000 gün prim ödeyen arasında bir fark kalmadı. Sistem oynana oynana bu duruma geldi.
Hakkaniyet, adalet yerle yeksan oldu.
2016 yılında asgari ücretten % 66 daha fazla maaş alan bir emekli buğün asgari ücretin yüzde 24 altına düştü.
Bu tablo böyle devam ederse, emekli kuru ekmeğe bile muhtaç kalacak.
Tuzu kurular! ükeyi yöneten muhteremler! Hiç mi vicdanınız sızlamıyor.? Nasıl uyku uyuyorsunuz?

Çocuk okutan, kirada oturan emekliler var. Bu insanlar açlık sınırının yarısına düşmüş maaşlarla ayakta kalabilir mi? Yazının başlığı bazılarına abartılı gelmiş olabilir. Fakat acı gerçek budur. EMEKLİ ÖLMEDEN MEZARA KONMUŞTUR!

Tablonun ressamı gelmiş geçmiş tüm hükümetlerdir! Son 23 yılda ise, bu tablo tamamlandı, verniklendi ve çerçevelendi. Oy uğruna izlenen popülist icraatlar, istihdam yaratamayan, üretmek yerine ithal etmeyi öncelikleyen politikalar, israf ve şatafat ülkeyi bu duruma getirmiştir.

Mutlu azınlığa en kalbi duygularımla…

İlyas Erbay

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.