Karabük Postası tarafından
25 Şubat, 2019 14:21 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

CHP Safranbolu Teşkilatından Ali Kaya’nın iddialarına cevap

Cumhuriyet Halk Partisi Safranbolu İlçe Teşkilatı Ak Parti Belediye Başkan Adayı Ali Kaya tarafından ortaya atılan iddialara cevap verdi. Safranbolu için söyleyecek sözü olmayanların, neden kayyumla yönetildiğimizi anlatamayanların, siyasi tartışma yaratmaya çalıştıkları belirtilen açıklamada şunlara yer verildi: "Son günlerde; AKP Safranbolu Belediye Başkan adayı, Partimizin HDP ile ittifak yaptığını belirterek,  adayımız sayın Elif Köse’yi eleştirmeye çalışmaktadır. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, HDP ile bir ittifakımız olmadığını defalarca açıkladı. Biz de Karabük’te Türkiye’nin birçok yerinde olduğu gibi İyi Parti ile ittifak yaptık. Sandıklarda da tüm halkımızla ittifak yapacağız. Belediye Meclisini neden yaklaşık 2 yıldır çalıştırmadıklarını Safranbolu halkına anlatsınlar. Biz CHP Safranbolu ilçe örgütü olarak 31 Mart 2019 yerel seçimleri kampanyasında siyasi polemiğe girmek istemiyoruz. Çünkü bu tür polemiklerin Safranbolu’ya bir faydasının olmayacağını biliyoruz. Bizler, Dünya miras kentimizin sorunlarını, ihtiyaçlarını,  kayyumla yönetilmeyi hak etmediğimizi halkımıza anlatmaya devam edeceğiz. Projelerimizi ve çözüm önerilerimizi her platformda anlatacağız. Çarenin Sosyal Demokrat Belediyecilikte olduğuna inanıyoruz ve onun için “Derman Belediyeciliği” diyoruz. Adayımız Mimar Elif Köse,  genç ve dinamik ekibimizle seçim çalışmalarımıza hızla devam ediyoruz. Çalmadığımız kapı, sıkmadığımız el bırakmayacağız. Biz bu seçim kampanyasını seviyeli bir şekilde, kırmadan dökmeden yürütüyoruz ve yürütmeye de devam edeceğiz. Bir daha belirtiyoruz bundan sonra hiçbir siyasi polemiğe girmeyeceğiz. Bizim sevdamız Safranbolu , bizim sevdamız Demokrasi, Bizim sevdamız Halka Hizmet  Halkla beraber. 28 Şubat 2019 Perşembe günü saat 19.00 da Sunal Tülbentçi Öğretmenevinde Aday ve Proje tanıtım toplantımız vardır. Tüm halkımız davetlidir.31 Mart 2019 yerel seçimlerinin ülkemize ve Safranbolu’muza hayırlı olmasını diliyoruz"

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.